Haber Detayı

‘Hiçbir zaman başrol olmadı ama başrol gibi sevildi!’
Kelebek hurriyet.com.tr
14/03/2026 07:00 (3 saat önce)

‘Hiçbir zaman başrol olmadı ama başrol gibi sevildi!’

Melek Kentmen, dedesi Hulusi Kentmen’in hayat hikâyesini anlattığı kitabını okurla buluşturdu. Efsanevi oyuncunun hayatına dair bilinmeyenleri içeren çalışmayı konuşmak üzere torun Kentmen’le bir araya geldik.

Yeşilçam’ın unutulmaz baba figürlerinden Hulusi Kentmen’in torunu Melek Kentmen dedesini kaybettiğinde 17 yaşındaydı.

İlk kitabı ‘Dedem Hulusi Kentmen’den sonra şimdi de ‘Hulusi Kentmen’in Zamansız Etkisi’ kitabını kaleme alan yazar, bu kitabında usta oyuncunun bilmediğimiz yönlerini ortaya çıkarıyor; askerlik yıllarından deniz tutkusuna, sinema anılarından aile hikâyelerine pek çok detayı dedesinin ağzından okurla buluşturuyor.İlk kitabınızda başkalarının gözünden Hulusi Kentmen’i anlattınız.

Bu kez kendi dilinden onun hikâyesine tanıklık ediyoruz...Hikâyenin doğrudan ‘ben’ diyerek anlatılmasını tercih ediyorum.

Kitaptaki anıların hepsi dedemin anlattığı anılar.

Ben onları derledim.

Hiçbiri hayal ürünü ya da kurgu değil.Bir tebessümde, eski bir afişte, bir filmde ona rastlamaktan da bahsediyorsunuz...

Yaşı 60’larda ve hâlâ oyunculuk yapan bazı insanlar bana mesaj atıyor, “Ben de burada oynuyorum, dedenizi idol olarak görüyordum” diyorlar.

Dedem hiçbir zaman bir başrol oyuncusu olmadı ama başrol oyuncusu gibi sevildi.

Adile Naşit, Münir Özkul gibi sevdiler onu da.

Evdeki tavrı da sıcak mıydı?

Çok babacan hali vardı.

Mesela bir keresinde evine hırsız girmiş.

Karakolda karşılaşıyorlar.

Hırsıza bile çok sıcak şekilde yaklaşıyor. ‘İhtiyacı olmasa yapar mıydı’ diye düşünüyor, nasihat veriyor, “Bir daha yapma oğlum” diyor.Babaannenizle ilişkileri nasıldı?

Babaannem ona ‘Hulum Hulum’ diye seslenirdi, o da babaanneme ‘Tontonum’ derdi.

Severek evlenmişler.

Aralarında kendilerine ait özel bir dil oluşmuştu.

Babaannemin kulakları iyi duymadığı için babası onu okuldan almış; sadece okuma yazma biliyordu.

Buna rağmen dedemin filmlerini izler, duyamasa bile olan biteni hissederdi.

Dedeliğini biraz anlatsanız...

Normalde dedelerin çok vakti olur, benim dedemin hiç vakti yoktu!

Uzun süreler vakit geçirememiş olsak da dedemle ilgili en net hatırladığım şeylerden biri bahçede çiçekleri suladığı hali.Filmlerdeki gibi miydi?

Aynıydı.

Kendini oynuyordu.

Babamla ilişkisi filmlerdeki baba-oğul ilişkisine benzerdi.

Filmlerde nasıl sinirleniyorsa babama öyle sinirlenirdi.Ünlü olduğunu nasıl fark ettiniz?

Küçükken tam farkında değildim.

Dedemin evinde kasetler vardı, Yeşilçam filmlerini kaydetmiş, oradan izlerdik. 6 yaşında televizyonda dedemi izlerken bir ekrana, bir de dönüp yanımda oturan dedeme bakmıştım.

Sokakta çok ilgi görüyor muydu?

İnsanlar gelip elini öpmek, sarılmak isterdi.

Dedem yanında fotoğrafının olduğu kartpostalları taşır, imzalar ve isteyenlere verirdi.Siz hiç oyunculukla ilgilenmemişsiniz...Ben 4-5 yaşlarındayken bir film çekiminde bir kız çocuğuna ihtiyaç olmuş.

Dedem “Melek’i oynatalım” demiş.

Babam “Melek’i o camianın içine sokma” diyerek karşı çıkmış.

Babam hiçbir zaman istemedi.

Belki kendi babasını o dünyanın içine kaptırmış gibi gördüğü için... ‘ELİMDEN GELENİ YAPMAK İSTİYORUM’Kitabın gelirinin tamamını sokak hayvanları için bağışlayacağınızı söylediniz…Uzun süredir sokak hayvanlarını besliyorum.

Son zamanlarda mama fiyatlarının çok yükselmesi, veteriner ücretlerinin çok artması gibi sorunlarla karşı karşıyayız.

Güvendiğim bazı dernekler var.

Onların koruma altına aldığı hayvanlar var.

Benim de koruma altına aldığım hayvanlar var.

Onların bu yüksek maliyetlerden dolayı çok zorlandığını görüyorum.

Elimden geleni yapmak istiyorum.

İlgili Sitenin Haberleri