Haber Detayı
Yeni nesil hayatta kalma rehberi
ABD’de büyüyen “prepper” hareketi olası bir sistem çöküşüne karşı hazırlık yapan insanlar olarak tanımlanıyor.
ABD’de büyüyen “ prepper ” hareketi olası bir sistem çöküşüne karşı hazırlık yapan insanlar olarak tanımlanıyor.
Evlerinde aylarca yetecek gıda stoklayanlar, acil durum kitleri hazırlayanlar, kırsalda kendi kendine yeten yaşam alanları kurmaya çalışanlar… Uç bir davranış gibi görünse de bu hareketin arkasında çok daha yaygın bir duygu yatıyor: Modern dünyanın artık eskisi kadar güvenli olmadığı düşüncesi. 1980’li yılların sonunda dünyaca ünlü bir meşrubat markası yeni sloganla ortaya çıkmıştı.
Türkiye’ye “ Yeni nesil, yeni seçim ” çevirisiyle ulaşan slogan, hem markanın piyasadaki en büyük rakibine karşı gençlere yönelen bir strateji içinde olduğunu gösteriyordu hem de dönemin koşullarını oldukça iyi yansıtan bir dile sahipti.
O günlerde genç veya çocuk olanlar gerçekten de önceki kuşaklara göre çok daha fazla özgürlük ve seçim şanslarının olacağını düşünüyor olmalıydılar.
Hiç de haksız sayılmazlardı.
Hele dünyanın herhangi bir yerinde üst-orta sınıfın içinde yaşıyorlarsa.
Elbette o yıllarda yükselen finans kapitalizmini veya küresel ticaretin büyümesini düşünmüyorlardı ama bunun sonuçlarını birebir yaşıyorlardı.
Amcaların, teyzelerin “ Bizim çocukluğumuzda bir oyuncak bebeğimiz vardı, onu da kendimiz dikerdik ” yakınmaları eşliğinde ulaşabildikleri bir sürü ambalaj kim bilir içlerinde neler sürprizler saklıyordu... ‘KUTUMU AÇIN’ Ambalajlar söküldü, kutular açıldı ve içlerinden yıkık dökük bir “ günümüz ” gerçekliği çıktı.
Ambalajların üzerindeki parlak renkler, aslında çok daha karmaşık bir dünyanın üzerini örtüyordu.
Küreselleşmenin ilk yıllarında insanlığa vaat edilen şey, sınırların kalktığı, refahın giderek arttığı ve bireyin seçeneklerinin çoğaldığı bir gelecek hayaliydi.
Ancak aradan geçen birkaç on yıl içinde o kutuların içinden çıkan manzara oldukça farklı oldu.
Ekonomik krizler, pandemiler, bölgesel savaşlar ve iklim felaketleri modern insanın geleceğe duyduğu güveni derinden sarstı.
RİSK TOPLUMU Modern toplum uzun yıllar boyunca refahı yönetmeye çalıştı.
Refahın nasıl dağıtılacağı, gelir eşitsizliğinin nasıl azaltılacağı ve sosyal devlet ile liberal ekonomi arasındaki dengenin nasıl kurulacağı üzerine kafa yoruldu.
Ancak günümüzde bu tartışmalar büyük ölçüde geride kaldı.
Çünkü bugün modern toplumun yönettiği şey artık refah değil, sosyolog Ulrich Beck ’in ifadesiyle risk.
Bugünün dünyasında risk yalnızca devletlerin veya ekonomistlerin tartıştığı bir kavram değil.
Gündelik yaşamın içine sızmış durumda.
İnsanlar artık yalnızca kariyer planı yapmıyor, işlerini kaybederlerse ne yapacaklarını, bir ekonomik kriz çıktığında nasıl ayakta kalacaklarını, hatta dünyanın bir başka köşesinde başlayan bir savaşın onları nasıl etkileyeceğini düşünerek yaşıyor.
Başka bir deyişle modern insan artık daha iyi bir gelecek kurmanın değil, belirsizliklerle dolu bir dünyada ayakta kalmanın yollarını arıyor.
DÜNYANIN SONUNA HAZIRLIK Bu güvensizlik duygusunun en çarpıcı yansımalarından biri son yıllarda özellikle ABD’de büyüyen “ prepper ” hareketi.
Prepper’lar olası bir sistem çöküşüne karşı hazırlık yapan insanlar olarak tanımlanıyor.
Evlerinde aylarca yetecek gıda stoklayanlar, jeneratörler ve acil durum kitleri hazırlayanlar, hatta kırsalda kendi kendine yeten küçük yaşam alanları kurmaya çalışanlar… İlk bakışta uç bir davranış gibi görünse de bu hareketin arkasında aslında çok daha yaygın bir duygu yatıyor: Modern dünyanın artık eskisi kadar güvenli olmadığı düşüncesi.
Elbette çoğunluk kıyamet senaryoları için sığınaklar inşa etmiyor.
Ancak modern bireyin gündelik hayatında da benzer reflekslerin giderek yaygınlaştığı görülüyor.
İnsanlar artık yalnızca kariyer planı yapmıyor, ekonomik kriz ihtimaline karşı birikim yapıyor, alternatif gelir kaynakları arıyor, daha sade bir yaşam kurmaya çalışıyor.
Belki de bu yüzden 21. yüzyılın insanı artık yaşamını tek bir gelecek hayaline bağlamıyor.
İşlerin her zaman yolunda gitmeyebileceğini, sistemlerin düşündüğümüz kadar sağlam olmadığını ve dünyanın beklenmedik kırılmalarla dolu olduğunu kabullenerek yaşamayı öğreniyor.
HAYATTA KALMA ADIMLARI Bir bakıma hepimiz, farkında olmasak da, kendi küçük “hayatta kalma stratejilerimizi” geliştiriyoruz.
Kimi daha fazla birikim yapmaya çalışıyor, kimi daha sade bir yaşam kuruyor, kimi de güvenebileceği küçük topluluklar oluşturmaya yöneliyor.
Galiba bu çağın asıl farkı tam da burada yatıyor.
Bir zamanlar ambalajların parlak renkleriyle vaat edilen sınırsız seçenekler dünyasının yerini bugün çok daha temkinli bir hayat anlayışı aldı.
Ve görünüşe bakılırsa 21. yüzyılın insanı için en değerli bilgi yeni bir tüketim kataloğu değil; giderek karmaşıklaşan bu dünyada yolunu bulmasını sağlayacak yeni nesil bir hayatta kalma rehberi.