Haber Detayı
14 Mart Tıp Bayramı’nı Türk milletine armağan ettiler: Kahraman Tıbbiyelilerin ölümsüz destanı 107 yaşında
14 Mart sıradan bir bayram değil, işgale karşı başkaldırıdır. İstanbul’da kulelere asılan bayrakla başlayan, Sivas’ta "Manda kabul edilemez" haykırışıyla devleşen ve 1921’de tüm öğrencileri şehit düştüğü için mezun veremeyen Tıbbiyelilerin destanıdır.
14 Mart 1919’da İstanbul İngiliz işgali altındayken, Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane öğrencileri, okullarının işgalini protesto etmek için büyük bir hazırlık yaptılar.İngiliz nöbetçilerin sıkı denetimi altındaki okulun iki kulesi arasına, hayatlarını tehlikeye atarak dev bir Türk bayrağı astılar.Silahların gölgesindeki bu cesur eylem, Anadolu’ya şu mesajı veriyordu: "Tıbbiye teslim olmadı, vatan da olmayacak!"Milli Mücadele'nin en sarsıcı sahnelerinden biri ise Sivas Kongresi'nde yaşandı.Tıbbiye delegesi olarak kongreye katılan 18 yaşındaki Hikmet Boran, manda fikrinin tartışıldığını görünce Mustafa Kemal Paşa’nın karşısına dikildi.Gözlerinin içine bakarak, "Manda kabul edilemez!
Siz bile kabul etseniz sizi de reddederiz!" diye haykırdı.Atatürk, bu genç tıbbiyelinin kararlılığı karşısında duygulanarak o efsane cevabı verdi: "Evlat, müsterih ol!
Ya istiklal ya ölüm!"Gönüllü olarak Balkan Harbi’ne katılan Reşit Galip, Milli Mücadele’de Anadolu’yu karış karış gezerek hem halkı tedavi etti hem de bağımsızlık fikrini yaydı.Sadece bir hekim değil, aynı zamanda Cumhuriyet ideolojisinin mimarlarından biriydi.Milli Eğitim Bakanlığı döneminde, nesiller boyu okullarımızda yankılanacak "Andımız” metnini kaleme alarak tıbbiyeli ruhunu Türk çocuklarının bilincine işledi.Şehit Dr.
Rusçuklu Hakkı Bey, savaşın en kanlı anlarında, mermilerin havada uçuştuğu sahra hastanelerinde görev yaptı.İnönü ve Sakarya meydan muharebelerinde yaralı askerleri ateş hattından omuzlarında taşıyarak kurtardı.Dr.
Hakkı Bey, bir gece baskınında hastanesini ve yaralılarını savunurken elinde silahıyla şehit düştü.O, tıbbiyelinin halkı sadece tedavi etmediğini, gerekirse vatanı için en ön safta çarpıştığını şehadetiyle kanıtladı.Operatör Doktor Mim Kemal Öke, İstanbul işgal altındayken Anadolu’ya mühimmat kaçıran istihbarat gruplarıyla koordineli çalıştı.Sakarya Meydan Muharebesi’nde imkansızlıklar içinde yaptığı ameliyatlarla binlerce neferi hayata döndürdü.O, hem usta bir cerrah hem de vatan savunmasının gizli kahramanlarından biri olarak tarihe geçti.Doktor Refik Saydam, Mustafa Kemal ile Samsun’a çıkan 18 kişiden biriydi.Ordunun en büyük düşmanı olan salgın hastalıklara, özellikle tifüse karşı geliştirdiği aşı ile binlerce Türk askerini kurtardı.Kendi bulduğu aşıyı önce kendi üzerinde deneyen bu fedakar tıbbiyeli, daha sonra Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı olarak devlete hizmet etmeye devam etti.Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, 1921 yılında tek bir mezun bile verememiştir.Bunun sebebi, 1915 yılında Çanakkale’ye gönüllü giden tüm birinci sınıf öğrencilerinin tamamının şehit düşmesidir.O yıl diplomalar verilmedi; çünkü o diplomaları alacak eller, vatan toprağının her bir karışı için şehit olmuştu.