Haber Detayı

Sihirli Annem Ankara'da prömiyer yaptı
Kültür - sanat nefes.com.tr
14/03/2026 15:36 (3 saat önce)

Sihirli Annem Ankara'da prömiyer yaptı

‘Sihirli Annem’ dizisinde canlandırdığı Betüş karakteriyle hafızalara kazınan oyuncu İnci Türkay, Londra’da prömiyer yapan tek kişilik tiyatro oyunu ‘Liste’nin Türkiye prömiyerini Ankara’da Tatbikat Sahnesi’nde gerçekleştirdi.

Haşim KILIÇ/ NEFES Sihirli Annem dizisinin ‘Betüş’ü İnci Türkay, Londra’da prömiyer yapan tek kişilik oyunu ‘Liste’nin Türkiye prömiyerini Ankara’da Tatbikat Sahnesi’nde gerçekleştirdi.

Gerçek bir hikayeyi anlatan oyun, sıradan bir annenin gündelik yapılacaklar listesinin trajik bir ihmalle ağır bir vicdan muhasebesine dönüşmesini çarpıcı bir dille anlatıyor.

Londra prömiyerinin ardından Türkiye prömiyerini Ankara’da yapmanın kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirten İnci Türkay, “Londra prömiyerinden sonra Ankara'da Türkiye prömiyerini yapacak olmak çok gurur verici benim için.

Ankara'nın çok özel bir anlamı var.

Ankara Devlet Konservatuarı’ndan mezun olduğum için Ankara benim için çok özel.

Tiyatroyu burada okudum.

Fakat Tatbikat Sahnesi daha da özel.

Çünkü Elvin Beşikçioğlu ve Erdal Beşikçioğlu benim sınıf arkadaşlarım.

Dolayısıyla onların sahnesinde bu oyunu, Türkiye prömiyerini yapmak benim için çok anlamlı.” dedi.

METNİ OKUDUĞUMDA TOKAT YEMİŞ GİBİ HİSSETTİMOyunun metninin son derece sarsıcı olduğunu dile getiren Türkay, metni ilk okuduğunda büyük bir etki altında kaldığını belirterek şunları söyledi:“Bu aslında çok ezber bozan bir metin.

Çok şaşırtıcı bir tekst.

Ben metni ilk okuduğumda hakikaten tokat yemiş gibi hissettim kendimi.

Kanadalı ödüllü yazar Jennifer Tremblay'in bol ödüllü bir oyunu.

Çok oynanmış dünya tiyatrosunda.

Ama Türkiye'de bilinmiyor henüz.

İlk defa oynayacağız.

Türkiye prömiyerini de böylece yapmış olacağız.”GERÇEK BİR HİKAYEGerçek bir hikâyeden yola çıkan oyunun merkezinde kusurlarıyla, hatalarıyla ve ağır sorumluluklarıyla mücadele eden bir annenin bulunduğunu ifade eden Türkay, “Önce kadınlarla yola çıktık.

Evet, ekibimiz tamamen kadınlardan oluşuyordu.

Zaten hikâye de aslında bir annenin başından geçiyor.

Bir kadının başından geçiyor.

Çok gerçek bir anne var.

Kusurlu, hata yapan, problemleriyle baş başa kalan, boğulan bir anne.

Sadece kadınlar değil aslında.

Herkesi çok ilgilendirecek bir hikâye var.

Tamamen gerçek.

Yazarın başından geçmiş.” diye konuştu.KÜÇÜK AYRINTILARIN BÜYÜK SONUÇLARIOyunun, hayatın içinde çoğu zaman fark edilmeyen küçük ayrıntıların ne kadar büyük sonuçlar doğurabileceğini gösterdiğini vurgulayan Türkay, şöyle devam etti:“Hayatımızda aslında atladığımız ufacık detayların, ertelediğimiz minicik işlerin ne kadar acayip sonuçlar doğurabildiğini çok güzel anlatıyor oyun bize.

Bazen hayatta öyle bir şeylerimiz oluyor ki yani çok fazla şey yaşıyoruz.

Ufak detaylar hayat kurtarır diyoruz.

Galiba öyle bir noktaya değiniyor.

Evet ufak detaylar hayat kurtarabiliyor.

Minicik detaylar da hayatı yok edebiliyor.”ÇELİŞKİLER DÜNYASIGünümüz dünyasında insanların hayatlarının dışarıdan kusursuz görünmesine rağmen iç dünyalarında farklı gerçeklikler yaşandığını belirten Türkay, oyunun bu çelişkiyi güçlü bir şekilde yansıttığını söyledi.

Türkay, “Hepimizin dışarıdan çok kusursuz görünen hayatları var.

Hele ki bu sosyal medyayla beraber.

Ama içerisi hiç öyle değil.

İçerideki o çürümüşlük, içerideki o problematik durum bu oyunda çok güzel yansıyor.

Üstümüzdeki bütün yükler, bir kadının görünmez yükleri sadece fiziksel yükleri değil zihinsel yükleri de çok güzel yansıtılmış.” ifadelerini kullandı.Şiirsel bir dille yazılan metnin oyuncu için de zorlu bir çalışma süreci gerektirdiğini anlatan Türkay, “Hakikaten şiir gibi yazılmış böyle çok zor bir metin.

Biz tiyatrocular doğaçlamayı çok severiz.

Metinleri bazen doğaçlarız.

Ama bu oyunda metinleri doğaçlama gibi bir şansımız yok.

Çünkü şiir gibi yazılmış, kafiye ile yazılmış.

Onun için çok aşığım metne.” dedi.KADINLARDAN OLUŞAN EKİPOyunun yaratıcı ekibinin büyük ölçüde kadınlardan oluştuğunu da vurgulayan Türkay, projede farklı disiplinlerden sanatçıların bir araya geldiğini belirtti.

Oyunun yönetmenliğini Ayşegül Hardern üstlenirken, ışık tasarımını Ayşe Sedef Ayter yaptı.

Fransızcadan çeviriyi Lal Atakay gerçekleştirirken, sahne tasarımında Gülfem Özdoğan’ın imzası bulunuyor.

Ses tasarımını Cem Tuncer üstlenirken, video desteği ve afiş tasarımı ise yönetmen Baran Gündüzalp tarafından hazırlandı.

İlgili Sitenin Haberleri