Haber Detayı

Black Mirror gerçek oldu! Meta'dan "Dijital Ölümsüzlük" hamlesi - Haberler
Stil haberturk.com
14/03/2026 19:38 (2 saat önce)

Black Mirror gerçek oldu! Meta'dan "Dijital Ölümsüzlük" hamlesi - Haberler

Meta'dan tartışmalı patent... Hayatını kaybeden sosyal medya kullanıcılarının yerini yapay zeka alacak! Hayattayken hesabınızdan yaptığınız beğeniler, yorumlar ve paylaşımlar siz öldükten sonra da devam edebilecek. Peki, dijital ikiziniz sizin yerinize konuşurken etik ve hukuk bunun neresinde? Habertürk'ten Demet Demirkır'ın haberi

Sosyal medya devi Meta, dijital dünyada ölüm kavramını kökten değiştirecek bir teknoloji için patent alarak büyük bir etik tartışmanın fitilini ateşledi.

Şirket, yaşamını yitiren bir kişinin beğeni, yorum yapma, mesajlara yanıt verme ve içerik paylaşma gibi alışkanlıklarını simüle eden bir “dijital ikiz” yaratmayı hedefliyor.

Bu teknoloji, bilim kurgu dizisi Black Mirror’ın “Be Right Back” (Hemen Döneceğim) bölümündeki sarsıcı senaryoyu akıllara getiriyor.

Dizide Martha, erkek arkadaşı Ash i trafik kazasında kaybeder ve onun sosyal medya paylaşımları, mesajları, e-postaları ve videolarından oluşturulan bir yapay zeka sistemiyle iletişim kurmaya başlar. resim#1350582# PATENT ALINDIYSA YOLU AÇILMIŞTIR Meta tarafı, Patent almak, bu teknolojinin mutlaka uygulanacağı anlamına gelmez diyerek kamuoyundaki tansiyonu düşürmeye çalışıyor.

Ancak Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Özkan Özyakışır, bu açıklamanın gerçekçi olmadığını savunarak, teknoloji devlerinin genelde kullanmayacakları projeler için bu denli kapsamlı etik riskleri göze almayacağını ifade etti ve devasa bir dijital miras pazarının temellerinin atıldığını sözlerine ekledi. Özyakışır’a göre Meta’nın savunması, hukuki ve etik altyapının henüz bu yükü kaldıramayacak olmasından kaynaklanan stratejik bir geri adım niteliği taşıyor.

İNSANİ BİR İHTİYAÇ MI YOKSA PLATFORM EKONOMİSİ Mİ?

Dr.

Polat, bu teknolojinin insanlık için gerekliliğinin tartışmalı olduğunu belirtti.

Dijital olarak varlığını sürdürme fikrinin yas sürecinde duygusal bir ihtiyaç gibi sunulabileceğini ancak asıl motivasyonun platform ekonomisiyle ilgili olduğunu vurgulayan Polat, şunları söyledi: Sosyal medya şirketleri için kullanıcıların platformda kalması ve veri akışının devam etmesi kritik bir değerdir.

Bu nedenle kullanıcının yokluğunda bile etkileşim üretmeye devam eden bir dijital temsil fikri, platform açısından dikkat ve veri ekonomisini sürdüren bir mekanizma olarak görülmelidir.

Meta’nın amacının iki yönlü olduğunu kaydeden Polat, Birincisi, gelecekte ortaya çıkabilecek dijital miras ve yapay zeka destekli kimlik simülasyonu alanında erken bir fikri mülkiyet pozisyonu almak.

İkincisi ise daha uzun vadede platformların temel iş modeli olan etkileşim ve veri üretimini kesintisiz kılacak teknolojik araçları geliştirmek diye konuştu.

VERİLER ARTIK ALTIN DEĞERİNDE Sosyal medya platformlarının ücretsiz hizmet sunduğu algısının doğru olmadığını, aslında kullanıcıların birer ürün olduğunu belirten Özyakışır, kişisel verilerin büyük şirketler tarafından işlenerek ekonomik değere dönüştürüldüğünü söyledi. Özyakışır, verilerin artık fiziki olmayan altın olarak görüldüğünü ve yakın gelecekte dijital vatan kavramının daha sık konuşulacağını dile getirdi.

BİLİM KURGU İLE GERÇEKLİK ARASINDAKİ SINIR BULANIKLAŞTI Polat, bilim kurgu ile gerçeklik arasındaki sınırın giderek bulanıklaştığını söyledi ve şöyle devam etti: Uzun yıllar boyunca bilim kurgu eserlerinde gördüğümüz pek çok fikir (dijital avatarlar, yapay zeka asistanları, insanların dijital izlerinden yeniden oluşturulan kişilikler) bugün artık teknolojik olarak tartışılabilir hatta uygulanabilir hale geliyor.

Bu durum yalnızca teknolojinin ilerlemesiyle ilgili değil; aynı zamanda dijital platformların insanların gündelik hayatına dair son derece kapsamlı veri biriktirmesiyle de ilişkilidir.

İnsanların dilini, alışkanlıklarını ve etkileşim biçimlerini kaydeden bu veri yığınları, bir tür davranış modeli üretmeyi teknik olarak mümkün kılıyor.

TEKNİK OLARAK MÜMKÜN OLMASI ETİK OLDUĞU ANLAMINA GELMEZ Öte yandan teknik olarak mümkün olan her şeyin etik olarak kabul edilemeyeceğini söyleyen Polat, Vefat etmiş bir kişinin davranışlarını simüle eden bir varlık birçok soruyu beraberinde getirir.

Yapay zeka tarafından üretilen içerikler gerçekte o kişinin düşüncesini değil, algoritmanın veri üzerinden çıkardığı bir tahmini temsil eder.

Bu durum da kişinin kimliğinin bir tür dijital taklide dönüşme riskini beraberinde getirir dedi.

YAS SÜRECİNİ ZORLAŞTIRABİLİR Bu tür bir sistemin kullanıma girerse bazı önemli dezavantajları beraberinde getirebileceğini belirten Polat, İlk olarak rıza ve veri sahipliği sorunu vardır.

Bir kişinin ölümünden sonra dijital davranışlarının taklit edilmesi, o kişinin verilerinin ve kimliğinin kim tarafından ve hangi amaçla kullanılacağı sorusunu gündeme getirir.

İkinci olarak kimliğin algoritmik temsili meselesi ortaya çıkar.

Yapay zeka bir insanı tam anlamıyla temsil edemez; yalnızca geçmiş verilerden bir tahmin üretir.

Bu da kişinin kimliğinin bir tür simülasyona indirgenmesi anlamına gelir ifadelerini kullandı.

Polat, dijital simülasyonlarla etkileşimi sürdürmenin yas sürecinde bazılarına teselli sağlasa da kaybın kabullenilmesini zorlaştırabileceği uyarısında bulundu. Ölümün toplumsal ve kültürel bir deneyim olduğunu kaydeden Polat, bir algoritmanın ölen birinin yerine konuşmasının toplumun geniş kesimlerinde rahatsızlık veya güvensizlik yaratabileceğini söyledi.

ALMAN FEDERAL YÜKSEK MAHKEMESİ: DİJİTAL HESAPLAR VE İÇERİKLER FİZİKSEL MEKTUPLAR GİBİ MİRASÇILARA GEÇER Dijital mirasın hukuki yolculuğunun yeni olmadığını ve son yıllarda giderek daha fazla gündeme geldiğini belirten Özyakışır, 2004 yılında Irak’ta ölen bir askerin mail hesabı için ailesinin verdiği mücadeleyle başlayan süreç, 2012 yılında Berlin’de bir kız çocuğuna tren çarpması sonucu hayatını kaybetmesi sonrası Alman Federal Yüksek Mahkemesi’nin verdiği; dijital hesaplar ve içerikler, tıpkı fiziksel mektuplar gibi mirasçılara geçer kararıyla bir dönüm noktasına ulaştı” dedi. Özyakışır, sosyal medya hesaplarının ve dijital verilerin artık birer dijital varlık olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyleyerek, dijitalleşmenin yalnızca teknoloji değil aynı zamanda egemenlik meselesi olduğunu da dile getirdi.

VASİYETNAME ŞART MI?

Hukuk fakültesi öğretim üyesi Özyakışır, “Ölen bir kullanıcının adına sosyal medya etkileşimlerinin sürdürülmesi hukuki ve etik açıdan ciddi tartışmalar doğurabilir.

Olmayan bir kişi adına içerik üretmeye devam etmek etik açıdan sorunlu.

Eğer kullanıcı vasiyetinde ‘ben öldükten sonra da bu hesap veya avatar aktif olsun’ derse bu mümkün olabilir.

Ancak vasiyet yoksa tüm inisiyatif mirasçılara kalır.

Mirasçılar istemezse böyle bir kullanım gerçekleşemez” diye konuştu.

AVATARINI SATAN ÜNLÜ ÖLDÜKTEN SONRA REKLAMLARDA OYNAYABİLECEK Özkan Özyakışır, öte yandan bir sanatçının veya ünlü kişinin avatarını bir şirkete vererek reklam veya içeriklerde kullanılmasına izin verebileceğini belirterek, bu durumda ücretin kişi hayattayken alınabileceğini söyledi. Özyakışır, Bir kişi avatarını sözleşmeyle bir şirkete verebilir. Ölmeden önce ücretini alır ve şirket o avatarı ölümünden sonra da kullanabilir.

Böyle bir durumda mirasçıların ayrıca ücret talep etmesi mümkün olmayabilir ifadelerini kullandı.

Dr.

Burak Polat, böyle bir uygulamanın kabul görmesinin büyük ölçüde şeffaflık, rıza ve kullanım sınırlarının nasıl belirleneceğine bağlı olacağını ifade etti.

Polat, Eğer bu tür sistemler açık biçimde dijital anma veya arşiv gibi sınırlı bir amaçla kullanılırsa toplumun belirli kesimleri tarafından kabul edilebilir.

Ancak kişinin hayattaymış gibi davranan bir avatarın aktif şekilde sosyal medyada etkileşim üretmesi, birçok kişi açısından hem etik hem de duygusal açıdan tartışmalı bir durum olarak kalmaya devam edecektir diye konuştu.

İlgili Sitenin Haberleri