Haber Detayı

Devlet Bahçeli Türkiye'nin dış politikada izlemesi gereken yolu 5 maddeyle açıkladı: Dağınık tepkiler yerine stratejiyle hareket etmeli
Gündem tgrthaber.com
14/03/2026 21:16 (4 saat önce)

Devlet Bahçeli Türkiye'nin dış politikada izlemesi gereken yolu 5 maddeyle açıkladı: Dağınık tepkiler yerine stratejiyle hareket etmeli

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, ABD-İsrail-İran çatışması başta olmak üzere uluslararası gelişmelerle ilgili Türkiye'nin izlemesi gereken yolu 5 maddeyle açıkladı.

MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin belediye başkanlarının katıldığı iftar programında önemli açıklamalarda bulundu.

Bahçeli'nin konuşmasında dış politikaya ağırlık verdiği dikkat çekerken izlenmesi gereken yolu 5 maddeyle sıraladı.

Bahçeli ayrıca "İç ve dış gelişmeler karşısında dağınık tepkiler üreten bir siyasal atmosferden süratle uzaklaşılmalıdır." şeklinde bir uyarıda da bulundu.

Bahçeli'nin konuşmasından öne çıkanlar şöyle: "Aziz dava arkadaşlarım, Türkiye’nin bugün ihtiyaç duyduğu şey, merkezî devlet refleksinin bütün ağırlığıyla sahaya yansımasıdır.

İç ve dış gelişmeler karşısında dağınık tepkiler üreten bir siyasal atmosferden süratle uzaklaşılmalıdır.

Türkiye’nin selameti için güvenlikte tavizsiz, ekonomide ihtiyatlı, diplomaside etkin ve siyasette sorumluluk bilinci taşıyan bir devlet çizgisi ivedilikle tahkim edilmelidir.

İçinde bulunduğumuz jeopolitik eşik refleksle değil, stratejiyle hareket etmeyi zorunlu kılmaktadır.

Bu çerçevede atılması gereken adımlar da son derece açıktır.

Her şeyden önce sınır güvenliği en üst düzeyde tahkim edilmelidir.

İran hattında doğabilecek her ihtimal için çok katmanlı bir hazırlık yapılmalıdır.

Muhtemel göç baskısı, kaçakçılık ağlarının genişlemesi, vekil silahlı yapıların hareket alanı kazanması, terör sızmaları ve ekonomik yansımalar eş zamanlı bir güvenlik perspektifi içinde ele alınmalıdır.

Devlet aklı ihtimalleri küçümsemez; en kötü senaryoyu dahi hesaba katarak hazırlığını yapar.

İkinci olarak Avrupa Birliği ile erken hazırlık ve koordinasyon mekanizmaları kurulmalıdır.

Suriye krizinde Avrupa hazırlıksız yakalanmış, ortaya çıkan insani ve güvenlik maliyetinin önemli bir kısmını Türkiye taşımıştır.

Yeni bir bölgesel sarsıntıda aynı tablonun tekrarına fırsat verilmemelidir.

Türkiye, Avrupa karşısında yalnız yük taşıyan bir sınır ülkesi konumuna sıkışamaz.

Tam tersine, riskleri yöneten, sahayı okuyabilen ve kriz yönetiminde merkez rol üstlenen bir aktör konumunu tahkim etmelidir.

Üçüncü olarak Birleşmiş Milletler zemininde insani güvenlik başlığı güçlü biçimde sahiplenilmelidir.

Sivillerin korunması, kitlesel yerinden edilmenin yönetimi, insani yardım koridorlarının açık tutulması ve bölgesel istikrarın muhafazası için uluslararası eşgüdüm çağrısı yapılmalıdır.

Türkiye bu başlıkta yalnız bir tarafın sesi olarak değil, bölgesel vicdanın ve uluslararası sorumluluğun temsilcisi olarak hareket etmelidir.

Dördüncü olarak Körfez ülkeleriyle güvenlik, enerji ve insani meseleler konusunda daha yakın ve kurumsal bir istişare mekanizması kurulmalıdır.

Bu ilişki dar bloklaşma mantığıyla yürütülmemeli; gerilimi azaltan, maliyetleri düşüren ve bölgesel istikrarı güçlendiren bir iş birliği zemini üzerinden şekillenmelidir.

Ortadoğu’nun istikrarı rekabetin derinleşmesiyle sureti ile değil, rasyonel iş birliği kanallarının güçlenmesiyle mümkün olacaktır.

Beşinci olarak Türkiye onay bekleyen, işaret arayan bir ülke psikolojisiyle hareket edemez.

Ankara artık yalnızca sınır komşuluğu yapan yahut sığınmacı baskısı taşıyan bir ülke gibi konuşamaz.

Ayrıntılar geliyor...

İlgili Sitenin Haberleri