Haber Detayı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin belediye başkanlarıyla iftarda bir araya geldi Açıklaması
Güncel haberler.com
14/03/2026 22:48 (3 saat önce)

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin belediye başkanlarıyla iftarda bir araya geldi Açıklaması

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İran sahasında doğabilecek ağır bir kırılmanın etkisi yalnızca Tahran'ı ilgilendiren bir hadise olarak kalmaz, dalga dalga Türkiye'nin doğu sınırlarına, güvenlik mimarisine, göç hareketlerine, ekonomik dengelerine ve iç istikrarına kadar uzanabilecek bir...

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "İran sahasında doğabilecek ağır bir kırılmanın etkisi yalnızca Tahran'ı ilgilendiren bir hadise olarak kalmaz, dalga dalga Türkiye'nin doğu sınırlarına, güvenlik mimarisine, göç hareketlerine, ekonomik dengelerine ve iç istikrarına kadar uzanabilecek bir sarsıntı üretir." dedi.MHP'den yapılan açıklamaya göre Bahçeli, partisinin belediye başkanlarının katılımıyla düzenlenen iftar programında konuştu.Bahçeli, Türkiye'nin izleyeceği siyasal ve stratejik hattın hayati önem taşıdığına dikkati çekerek, bugün meselenin yalnızca bölgesel bir kriz değil, güvenlik mimarisinin ve stratejik aklının sınandığı tarihi bir eşik olduğunu söyledi.Türkiye'nin kriz akıntısına kapılan bir ülke konumuna sürüklenemeyeceğini vurgulayan Bahçeli, Türkiye'nin yangının büyümesine hizmet eden bir aktör haline gelemeyeceğini, bilakis yangını sınırlayan, gerilimi dengeleyen, kutuplaşmayı yatıştıran ve bölgesel aklı yeniden inşa eden merkez ülke konumunu güçlendirmek zorunda olduğunu ifade etti.Bahçeli, Türkiye'nin stratejik istikametinin savrulma değil, düzen kuran bir denge siyaseti olduğunu belirterek, "Bu yaklaşım, Türkiye'nin jeopolitik ağırlığını koruyan ve bölgesel istikrarın mimarları arasında yer almasını sağlayan devlet aklının tabii neticesidir." diye konuştu.Bahçeli, şöyle devam etti:"Stratejik sükunet mahcup bir bekleyiş anlamına gelmez, zamanın ruhunu doğru okuyarak doğru anda doğru ağırlığı sahaya koyabilme kudretidir.

Soğukkanlılık tereddüt yahut gevşeklik sayılmaz, öfkenin bulanıklığından arınmış, hesaplanmış ve hedefe yönelmiş bir güç yoğunlaşmasıdır.

Büyük devletler kriz zamanlarında hamasetle savrulmaz, kuvvet, zaman ve istikamet hesabını aynı anda yapar.

Gürültülü sloganların cazibesine kapılmaz, stratejinin sükunetiyle hareket eder.

Anlık tepkilerin dar ufkuna hapsolmaz uzun vadeli istikameti esas alır.

Çünkü devlet dediğimiz yapı günü kurtaran reflekslerle varlığını sürdüren bir idare değildir.

Devlet, zamanın akışını okuyabilen, tehlikeyi büyümeden sezen ve doğru anda bütün ağırlığını sahaya koyabilen tarihi bir akılla ayakta durur."Bahçeli, Türkiye'nin kendi güvenliğini tahkim eden, kendi ekonomisini güçlendiren, kendi jeopolitik alanını genişleten ve kendi iç cephesini sağlamlaştıran rasyonel bir devlet çizgisine sahip olduğunu dile getirdi."Yeni dengelerin mimarı"Bahçeli, "Bölgesel fırtınaların ortasında savrulan ülkeler tarih sahnesinde iz bırakmaz, yön tayin eden devletler ise krizleri aşmakla kalmaz, yeni dengelerin mimarı haline gelir.

Türkiye de tam olarak böyle bir devlet olma iradesine ve tarihi kapasiteye sahiptir." dedi.Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:"Tam da bu sebeple Türkiye'nin önündeki ödev ağırdır.

İç siyasetin sığ ve gündelik polemiklerine sıkışmış zeminden süratle çıkılması zaruridir.

Muhalefet adına yerel ölçekte dahi kalıcı bir eser ortaya koyamayan; bir yanda bir kifayetsiz, öte yanda bir muhteris figürün ve onların payandası, sözcüsü konumuna yerleşmiş sözüm ona bir liderin dar ufuklu rekabetinin Türkiye'nin stratejik atmosferini belirlemesine müsaade edilemez."Türkiye'nin iç cephesi sağlam olursa dış baskıların anlamını yitireceğini ifade eden Bahçeli, iç dayanıklılık güçlendiği takdirde de bölgesel krizlerin Türkiye için tehdit olmaktan çıkacağını kaydetti.Bahçeli, devlet denilen yapının günü kurtarmak için kurulmuş bir idare mekanizması olmadığını, devletin tehlikeyi büyümeden sezebilen, fırsatı doğmadan görebilen ve milletin kaderini günübirlik hesapların üstünde tutabilen tarihi bir akıl olduğunu vurguladı."Polemiklerle oyalanan bir siyaset çizgisi, memlekete yük olur"MHP Genel Başkanı Bahçeli, şunları kaydetti:"Bu akıl bazen sabretmeyi bilir, bazen konuşmayı bilir, bazen de doğru anda bütün ağırlığını sahaya koymayı bilir.

Türkiye Cumhuriyeti'nin devlet aklı da işte bu geleneğin devamıdır.

Bu akıl ne hamasetin gürültüsüne kapılır ne de korkunun dar ufkuna sıkışır.

Bu akıl, fırtınalı zamanlarda pusulasını kaybetmeyen bir milletin ortak iradesidir. ve o irade bugün de Türkiye'ye şunu söylemektedir: İç cepheyi sağlam tut, devlet aklını diri tut ve büyük fırtınaların ortasında yön tayin eden ülkelerden biri ol.

Buradan muhalefete açıkça seslenmek isterim, Türkiye'nin etrafında ateş çemberi daralırken, hala belediye kulisleriyle, kişisel ikbal hesaplarıyla, medya parıltısıyla, günübirlik polemiklerle oyalanan bir siyaset çizgisi, memlekete yük olur."Bahçeli, devletin önüne proje koyamayan, milletin önüne ufuk koyamayan, bölgesel kırılma anlarında tarih şuuruyla davranamayan kifayetsiz ve muhteris kadroların, Türkiye'yi büyük fırtınalardan sağ salim çıkarma kabiliyetinin bulunamayacağını ifade etti."İran sahasında doğabilecek ağır bir kırılmanın etkisi""Muhalefetin bir kısmı, Türkiye'nin karşı karşıya bulunduğu büyük jeopolitik sınamanın mahiyetini kavrayabilecek bir ufka sahip görünmemektedir." diyen Bahçeli, şu değerlendirmelerde bulundu:""Okyanuslar kabarırken ufukta, onlar kendilerince özgür bir halet-i ruhiye içinde sığ sularda çamurla oynamayı marifet saymaktadır.

Ufku okuyamadıkları için küçümserler; kavrayamadıkları için basitleştirirler, idrak edemedikleri için meseleyi gündelik polemiklerin dar çerçevesine sıkıştırırlar."Bu sığlığın etrafında bir de kulak entelektüelleri, meyhane malumatfuruşları ve isimlerini anmaya dahi değmeyecek bazı zevatın gürültülü yorumları dolaşmaktadır.

Gürültü çoktur, idrak azdır, söz çoktur, kavrayış kıttır.

Oysa burada konuşulan mevzu herhangi bir parti rekabeti, herhangi bir seçim hesabı yahut ekranlarda tüketilen bir polemik başlığı değildir.

Burada konuşulan mevzu, Türkiye Cumhuriyeti'nin önümüzdeki yüz yılını şekillendirecek güvenlik ve jeopolitik eşiğin kendisidir.

İran sahasında doğabilecek ağır bir kırılmanın etkisi yalnızca Tahran'ı ilgilendiren bir hadise olarak kalmaz, dalga dalga Türkiye'nin doğu sınırlarına, güvenlik mimarisine, göç hareketlerine, ekonomik dengelerine ve iç istikrarına kadar uzanabilecek bir sarsıntı üretir."Böyle bir meselenin sloganla yürütülemeyeceğini belirten Bahçeli, devlet aklının bu zamanlarda polemik üretmeyeceğini aksine istikamet tayin edeceğini söyledi.Bahçeli, "Türkiye'nin etnik fay hatlarıyla, mezhebi gerilimlerle, siyasi kutuplaşmayla ve kültürel ayrıştırmalarla zayıflatılmasına dönük her girişim doğrudan doğruya milli güvenlik meselesidir." diye konuştu.MHP Genel Başkanı Bahçeli, şöyle devam etti:"İçinde bulunduğumuz jeopolitik eşik refleksle değil, stratejiyle hareket etmeyi zorunlu kılmaktadır.

Bu çerçevede atılması gereken adımlar da son derece açıktır.

Her şeyden önce sınır güvenliği en üst düzeyde tahkim edilmelidir.

İran hattında doğabilecek her ihtimal için çok katmanlı bir hazırlık yapılmalıdır.

Muhtemel göç baskısı, kaçakçılık ağlarının genişlemesi, vekil silahlı yapıların hareket alanı kazanması, terör sızmaları ve ekonomik yansımalar eş zamanlı bir güvenlik perspektifi içinde ele alınmalıdır.

Devlet aklı ihtimalleri küçümsemez, en kötü senaryoyu dahi hesaba katarak hazırlığını yapar.

İkinci olarak Avrupa Birliği ile erken hazırlık ve koordinasyon mekanizmaları kurulmalıdır.

Suriye krizinde Avrupa hazırlıksız yakalanmış, ortaya çıkan insani ve güvenlik maliyetinin önemli bir kısmını Türkiye taşımıştır.

Yeni bir bölgesel sarsıntıda aynı tablonun tekrarına fırsat verilmemelidir.

Türkiye, Avrupa karşısında yalnız yük taşıyan bir sınır ülkesi konumuna sıkışamaz.

Tam tersine, riskleri yöneten, sahayı okuyabilen ve kriz yönetiminde merkez rol üstlenen bir aktör konumunu tahkim etmelidir."Üçüncü olarak Birleşmiş Milletler zemininde insani güvenlik başlığı güçlü biçimde sahiplenilmelidir.

Sivillerin korunması, kitlesel yerinden edilmenin yönetimi, insani yardım koridorlarının açık tutulması ve bölgesel istikrarın muhafazası için uluslararası eşgüdüm çağrısı yapılmalıdır.

Türkiye bu başlıkta yalnız bir tarafın sesi olarak değil, bölgesel vicdanın ve uluslararası sorumluluğun temsilcisi olarak hareket etmelidir.

Dördüncü olarak Körfez ülkeleriyle güvenlik, enerji ve insani meseleler konusunda daha yakın ve kurumsal bir istişare mekanizması kurulmalıdır.

Bu ilişki dar bloklaşma mantığıyla yürütülmemeli, gerilimi azaltan, maliyetleri düşüren ve bölgesel istikrarı güçlendiren bir işbirliği zemini üzerinden şekillenmelidir."Orta Doğu'nun istikrarının rekabetin derinleşmesiyle değil, rasyonel işbirliği kanallarının güçlenmesiyle mümkün olacağının altını çizen Bahçeli, "Beşinci olarak, Türkiye onay bekleyen, işaret arayan bir ülke psikolojisiyle hareket edemez.

Ankara artık yalnızca sınır komşuluğu yapan yahut sığınmacı baskısı taşıyan bir ülke gibi konuşamaz.

Türkiye sahayı bilen, geçiş dönemi risklerini tanıyan ve bölgesel istikrarın maliyetini fiilen üstlenmiş bir devlet olarak hareket etmek zorundadır.

Bu nedenle Türkiye'nin rolü pasif bir gözlemci rolü olmamalıdır, Türkiye'nin düzen kurucu ve denge sağlayıcı bir merkez ülke rolüdür.

Türkiye krizin akıntısına kapılan bir ülke olmaktan masundur.

Türkiye, krizlerin ortasında istikamet tayin eden bir devlettir." diye konuştu.

İlgili Sitenin Haberleri