Haber Detayı
CHP'li Özgür Karabat'tan kritik 'dolar' uyarısı... 'Baskılama politikası çöküyor, harekete geçilmeli'
CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, Doları baskılama politikası çöküyor, şok gelmeden harekete geçilmeli. Geçmiş dönemlerde para arzıyla dolar arasındaki makas belirli bir noktaya gelince devalüasyon oluyordu. Şu anda aradaki fark yüzde 40 civarında ve yüzde 50’ye ulaştıkça devalüasyon riski büyüyor. Bu hızda devam ederse eylül ayında risk en tepe noktaya ulaşmış olacak dedi.
CHP İdari ve Mali İşlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Özgür Karabat , sosyal medya hesabından “Doları baskılama politikası çöküyor, şok gelmeden harekete geçilmeli” başlıklı açıklama yaptı.
DÖVİZİN BASKILANMASI, ENFLASYONUN GERÇEK NEDENİNİ ORTADAN KALDIRMAZ Karabat, açıklamasında şunları kaydetti: “AKP, halk için bir kalkınma programı uygulamak yerine, döviz krizini engelleyecek ve hükümete kesintisiz finansman sağlayacak politikalar uygulamaktadır.
İşsizlik, derin yoksulluk, gelir adaletsizliği gibi konularla ilgilenmezler.
Bu nedenle enflasyonda kalıcı bir iyileşme göremiyoruz.
Sanayileşemeden hizmet sektörü ağırlıklı bir ekonomiye hızla geçiyoruz.
İthalata ve sıcak paraya bağımlılığımız ileri seviyede.
Zengin olmadan zengin gibi tüketiyoruz.
Bunun bedeli ağır olacak.
Bir tarafta para arzı genişlemeye devam ederken diğer tarafta enflasyonla mücadelede neredeyse tek araç olarak kurun tutulması tercih ediliyor.
Bu iki politika aynı anda yürütüldüğünde ise ekonomik dengelerde önemli çelişkiler ortaya çıkıyor.
Dövizin çeşitli araçlarla baskılanması, enflasyonun gerçek nedenini ortadan kaldırmaz; yalnızca fiyat artışlarının bir bölümünü geciktirir veya gizler.
Bu nedenle döviz kurunun tutulması aslında enflasyonu düşürmekten çok enflasyonun görünümünü geçici olarak yumuşatan bir mekanizma haline gelir.” SORUYORUM: BU İŞTE KİM KAZANÇLI?
Paylaşımına, piyasadaki para arzı (TRM2) ve döviz kurunu karşılaştıran bir grafik de ekleyen Karabat, bu verilerin önemli ipuçları verdiğini belirterek, şu ifadeleri kullandı: “TRM2, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından açıklanan en geniş para arzı göstergelerinden biridir.
Dolaşımdaki nakit, vadesiz mevduat ve tasarruf hesaplarını kapsar.
Basitçe söylemek gerekirse ekonomide harcanmaya hazır toplam TL miktarını gösterir.
TRM2 ne kadar hızlı büyürse piyasadaki para bolluğu da o kadar artar.
Türkiye’de uzun yıllar boyunca TRM2 ile döviz kuru arasında güçlü bir ilişki vardı.
Piyasadaki TL arttıkça kur da buna paralel hareket ederdi.
Ancak son yıllarda bu ilişki bozuldu.
TRM2 hızla büyümeye devam ederken dolar kuru aynı ölçüde artmıyor.
Bunun temel nedeni kurun çeşitli araçlarla baskılanması.
Sonuçta para arzıyla kur arasındaki makas açılıyor ve bu durum ekonomide biriken dengesizliklerin ileride daha sert fiyat hareketlerine dönüşme riskini artırıyor.
Düşük kur politikası belirli bir noktada enflasyonu dizginlediği için savunulabilir.
Ancak sonuçta enflasyon düşmüyor, halk yoksullaşıyor. ‘Kur düşük tutulacak’ sözü verilen yabancılar carry-trade ile yüksek faizlerini alıp gidiyor.
Soruyorum: Kim bu işte kazançlı?
EYLÜL'DE RİSK TEPE NOKTAYA ULAŞACAK” Enflasyonun kalıcı biçimde düşmesi için para politikası, maliye politikası ve yapısal reformların birlikte çalışması gerekir.
Para arzı kontrol altına alınmadan, bütçe disiplinini güçlendirmeden ve üretim verimliliğini artırmadan yalnızca kur üzerinden enflasyonla mücadele etmek sürdürülebilir bir çözüm üretmez.
Geçmiş dönemlerde para arzıyla dolar arasındaki makas belirli bir noktaya gelince devalüasyon oluyordu.
Şu anda aradaki fark yüzde 40 civarında ve yüzde 50’ye ulaştıkça devalüasyon riski büyüyor.
Bu hızda devam ederse eylül ayında risk en tepe noktaya ulaşmış olacak.
Yabancılar İran Savaşı ile varlıklarını satıp çıkmaya başladılar.
Yerli yatırımcı da dövize yönelirse tarihteki en büyük kur krizlerinden birisini yaşayabiliriz.
Bu nedenle önce hukukun üstünlüğü ve iç barış, sonra ekonomide yapısal reformlarla gelecek şoklara hazırlıklı olunabilir.”