Haber Detayı

İYİ Parti lideri Dervişoğlu’ndan Şırnak’ta sert çıkış: ‘Bu çelişkinin adı siyasettir’
Siyaset cumhuriyet.com.tr
16/03/2026 04:00 (2 saat önce)

İYİ Parti lideri Dervişoğlu’ndan Şırnak’ta sert çıkış: ‘Bu çelişkinin adı siyasettir’

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Güneydoğu turu kapsamında Şırnak’ta aşiret ziyaretleri gerçekleştirdi. Açılım süreci, silah bırakma tartışmaları, güvenlik politikaları ve Türkiye’de artan şiddet olaylarına ilişkin gazetecilere konuşan Dervişoğlu, yürütülen süreci sert sözlerle eleştirerek “Devlet bir yandan PKK silah bıraktı diyor, öbür yandan raporunda silah bırakıp bırakmadıklarını takip edeceğiz diyor. Bu çelişkinin adı siyasettir. Asıl soru şu: Millet ne kazanacak?” dedi.

İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, ramazan ayı kapsamında düzenlenen Güneydoğu Anadolu iftar programları çerçevesinde Şırnak’ı ziyaret etti.

Uludere’de terörle mücadele sırasında birçok ferdini kaybeden Babatlar Aşireti’ni ziyaret eden Dervişoğlu, Osman Babat’ın iftar sofrasına konuk oldu.

Daha sonra Tatar Aşireti’ni ziyaret ederek Halil Tatar’ın misafiri olan Dervişoğlu, ziyaretlerin ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. ‘VATANDAŞ TUTUNACAK DAL ARIYOR’ Bölge ziyaretlerinde gördüklerini anlatan Dervişoğlu, Güneydoğu’da yaşayan yurttaşların siyasete güvenmek istediğini ancak uzun süredir sıkışmış bir ortamda bırakıldığını söyledi. “Vatandaşın özellikle bu bölgede tutunacak dal aradığını gördüm” diyen Dervişoğlu şu değerlendirmeyi yaptı: “Uzunca bir zamandan beri bu bölge iktidarla bir yasa dışı örgüt ya da onun uzantısı bir siyasi partinin arasında sıkışıp kalmış.

Dolayısıyla insanlar hem siyasete, siyasetçiye güvenmek istiyor hem de karşı karşıya bulunduğu sorunların aşılması noktasında harekete geçilmesini istiyor.

Birisinin bölge halkının sesi olmasını istiyor.” Bölge halkının sorunlarının yeterince gündeme taşınmadığını belirten Dervişoğlu, “Bu bölgenin özellikle o bahse konu partinin vekilleri bölge sorunlarından ziyade başka işlerle iştigal ediyorlar.

Dolayısıyla halk sorunlarının dile getirilmesini istiyor” dedi.

Dervişoğlu, Güneydoğu ziyaretlerini sürdüreceklerini belirterek, “Bu bölgeye çok sıklıkla geleceğim.

Sadece gelmekte kalmayacağım.

Benim gelemediğim zamanlarda partimizin milletvekillerini, genel idare kurulu üyelerini, başkanlık divanı üyelerini, müfettişlerini, danışma kurulu üyelerini de bu bölgeye göndereceğim” diye konuştu. ‘BÖLGE SORUNLAR YUMAĞINA TESLİM EDİLMİŞ’ Şırnak ve çevresinde ekonomik sorunların da ağırlaştığını dile getiren Dervişoğlu, işsizlik ve tarım alanlarının atıl kalmasına dikkat çekti. “Burası bir sorunlar yumağına teslim edilmiş durumda” diyen Dervişoğlu şunları da kaydetti: “İşsizlik had safhada.

Tarlalar, topraklar ekilemiyor.

Bölgedeki istihdam alanları partizanlığa kurban edilmiş.

İŞKUR üzerinden gelen geçici kadroların bile bedeli mukabilinde pazarlandığını söyledi vatandaşlar.

Bunların doğruluk derecesini araştıracağız ve ona göre müdahil olacağız.” Bölgenin Türkiye’den ayrı bir yer gibi tanımlanmasına da karşı çıktığını belirten Dervişoğlu, “Buraya bölge deyip Türkiye’den ayrı bir yermiş gibi tanımlamak son derece anlamsız.

Burada herkes Türkiye Cumhuriyeti Devleti kimliğinin ne kadar önemli olduğunu biliyor.

İnsanlar devletine güvenmek istiyor” ifadelerini kullandı. ‘DEVLET SİLAH BIRAKILMADIĞINI BİLİYOR’ Sürecin başından beri “silah bırakma” şartına bağlandığını anımsatan Dervişoğlu, gelinen noktada ortada ciddi bir çelişki bulunduğunu belirtti. “Devlet bir taraftan PKK’nın silah bıraktığını söylüyor.

Öbür taraftan hazırladığı raporda da diyor ki silah bırakıp bırakmadıkları takip edilecek” diyen Dervişoğlu şöyle konuştu: “Bu rapora geçmiş.

Rapora geçtiğine ve takipten çıkan sonuca bağlı kılındığına göre demek ki devlet aslında silah bırakılmadığını biliyor.

Bu terör örgütünün silahlı unsurları nerede?

Irak’ın kuzeyinde, Suriye’nin belli bölümünde YPG, PYD ve SDG’nin entegrasyonundan bahsediliyor.” ABD’nin bölgedeki rolüne de değinen Dervişoğlu, PKK ve bağlantılı yapılara verilen desteğin Türkiye açısından risk oluşturduğunu ifade etti. “ABD’nin ordulaştırdığı bir grup Cumhurbaşkanının tescilli beyanıyla kırk bin tır askeri mühimmat ve yardım almış.

Kırk bin tır silahın Türkiye Cumhuriyeti devletine teslim edileceğini düşünmek aymazlıktan öte bir davranıştır” dedi. ‘YASAL DÜZENLEME ÖCALAN İÇİN Mİ?’ Dervişoğlu, açılım süreci kapsamında gündeme gelen yasal düzenlemelere de tepki gösterdi. “Yasal düzenlemeden kasıt Abdullah Öcalan’ın umut hakkından yararlanabileceği bir düzenleme gerçekleştirmek ve PKK yöneticilerinin toplumun içine karıştırılmasını sağlamak” diyen Dervişoğlu, bunun doğru olmadığını vurguladı.

Referandum çağrısı yapan Dervişoğlu şöyle konuştu: “Millete sorsunlar.

Referandum yapsınlar.

Bu millet Abdullah Öcalan sokağa çıksın istiyor mu istemiyor mu millete sorulsun.

Devlet Bahçeli gibi Meclis kürsüsüne gelsin konuşsun diyor mu demiyor mu millet?

Bu örgütün üst düzey yöneticileri halkın arasına karışsın mı karışmasın mı millete sorulsun.” ‘BAHÇELİ, ÖCALAN’IN TALEPLERİNİ SESLENDİRDİ’ Sürecin siyasi boyutuna ilişkin değerlendirmelerde de bulunan MHP lideri Devlet Bahçeli’nin açıklamalarına dikkat çeken Dervişoğlu, “Komisyonun kurulmasını Abdullah Öcalan istedi.

İmralı ziyaretinin yapılmasını Abdullah Öcalan istedi.

Statüyü Abdullah Öcalan istedi.

Yasal düzenlemeleri Abdullah Öcalan talep etti” dedi.

Dervişoğlu şunları kaydetti: “Bunun sadece sözcülüğünü Devlet Bahçeli yaptı.

Abdullah Öcalan’ın dilek ve temennilerini Devlet Bahçeli seslendirdiğine göre ikisinin arasında bir kırmızı hat vardır demektir.” ‘TÜRKİYE’DE GÜVENLİK ZAFİYETİ VAR’ Türkiye’de güvenlik sorunlarının yalnızca terörle sınırlı olmadığını da söyleyen Dervişoğlu şunları kaydetti: “Sokak güvenliği konusunda da son derece ciddi zafiyet içerisindeyiz.

Kadın cinayetleri işleniyor.

Çocuk cinayetleri işleniyor.

Akran cinayetleri işleniyor.

Uyuşturucu her yeri sarmış.

İlkokul ortaokul bahçelerinde satılmaya başlanmış.

Elbette ki böyle bir yönetim anlayışı her yerde zafiyetleriyle kendini gösterir.

Dolayısıyla meseleye sadece PKK terör örgütü boyutuyla bakmamak lazım.

Türkiye bir yangın yerine dönmüş durumda.

Aslında bütün bunların neden kaynaklandığını da bu ülkeyi yönetenlerin bildiği kanaatini taşıyorum.

Tedbir alabilecek pozisyonda değiller.

Çünkü suç işleyenlerin siyasi kimliklerine göre soruşturmalar, kovuşturmalar ve yargılamalar yapılıyor.

PKK denen cani örgütü ve onun cani kurucusunu kurtarabilmeyi planlarken bazıları aynı zamanda kendi katillerini de himaye etmesi muhtemel adımları atmaya hazırlanıyorlar.

Yani madem o katili çıkarıyorsunuz araya benim katilim de kaynasın diye.” ‘OTURDUĞUM YERDE MUHALEFET YAPMAM’ Dervişoğlu konuşmasının sonunda sahada olmaya devam edeceğini vurgulayarak “Artık hiç kimse benden oturduğum yerde muhalefet yapmamı beklemesin.

Ankara’da ne konuştuysam bölgede de aynısını konuştum.

Ben bu memleketin hakkını savunuyorum” dedi.

İlgili Sitenin Haberleri