Haber Detayı

Aklı firarda ama İsrail bırakmıyor
Gündem ahaber.com.tr
17/03/2026 07:08 (1 saat önce)

Aklı firarda ama İsrail bırakmıyor

ABD Başkanı Trump, NATO'yu kendilerine yardım etmeleri konusunda tehdit ederken, 'Hangi ülkenin bize yardım etmeyeceğini görmek çok ilginç olacak...' dedi. Doğrusu, hangi ülkenin 'çok ilginç' olmayı başaracağını bilemiyorum. Benim bildiğim, bu yardım beklentisi sadece Hürmüz Boğazı'nı açık tutmakla...

ABD Başkanı Trump, NATO'yu kendilerine yardım etmeleri konusunda tehdit ederken, 'Hangi ülkenin bize yardım etmeyeceğini görmek çok ilginç olacak...' dedi.

Doğrusu, hangi ülkenin 'çok ilginç' olmayı başaracağını bilemiyorum.

Benim bildiğim, bu yardım beklentisi sadece Hürmüz Boğazı'nı açık tutmakla sınırlı değil.

Görünen o ki, İsrail'in 'vekâlet savaşçısı' haline gelen Trump, şimdi kendisine vekâlet edecek başka bir ülke arıyor.

Hangi ülke olabilir peki?

Takdir edersiniz ki Birleşik Arap Emirlikleri falan 'olabilemez'.

Olsa da çok komik olur.

İngiltere, Almanya veya Fransa ise en fazla 'işbirliği' yapar, vekâlet edemezler.

Her şeyden evvel, kendi halklarını böylesi bir savaşa ikna etmeleri imkânsızdır.

Kaldı ki bu ülkelerde halihazırda ne ikna faaliyeti var ne de bu iknaya mündemiç operasyonel bir hareketlilik.

Lafın belini kırmaya gerek yok: ABD'nin asıl beklentisi, bir NATO üyesi olan Türkiye'nin, 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması'ndan beri barış içinde yaşadığı sınır komşusu İran'la bizzat savaşa tutuşmasıdır.

Bunun için bugüne dek pek çok 'sahte bayrak' (false flag) provokasyonu düzenlendi.

İran ısrarla 'Biz Türkiye'ye füze atmadık, hiçbir zaman da atmayacağız...' diyor.

TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da 'İran'ın Türkiye'ye füze atması için hiçbir milli menfaati yok.

Bu, Türkiye ile İran'ı bir çatışmanın içine sokmak isteyen güçlerin provokasyonu olabilir...' diye uyarıyor ama birtakım eşhas aynen devam ediyor.

Mutmain mi olamıyorlar, durumdan vazife mi çıkarıyorlar yoksa sinyal mi veriyorlar, anlamadım gitti.

Aslında Türkiye-İran çatışması, 15 Temmuz darbe girişimini başarsalardı çoktan başlamış olacaktı.

Anlaşılan o ki kapıdan giremediler, 'bacadan' sızmaya çalışıyorlar.

Bunun için de toplumun 'kendinden' sandığı figürler aracılığıyla sosyolojiyi zehirliyorlar.

Bir kısmı 'kullanışlı aptal', bir kısmı fitne müptelası, bir kısmı ise doğrudan MOSSAD iltisaklı...

Numan Kurtulmuş ne güzel söyledi: 'Müslüman toplumlar arasında ortak bir karşı çıkışın zaruri olduğu bu dönemde, ayrılık manasına gelecek her söz yanlıştır.

İslam dünyasının üzerinde ittifak ettiği tek bir cümle vardır: Lâ ilâhe illallah Muhammedün resûlullah.' Cumhurbaşkanı Erdoğan da yıllardır bu fitneye karşı uyarıda bulunuyor.

Dayatılan mezhep taassubuna karşı da 'Benim ne Şiilik ne de Sünnilik diye bir dinim var, benim dinim İslam'dır' diyerek anti-emperyalist bir duruş için 'ortak payda' vurgusu yapıyor.

Algı operatörleri ise bin yıllık fitneleri ısıtıp servis ederek sosyolojiyi zehirlemeye devam ediyorlar hâlâ.

O değil de ABD neden bu kadar zorda?

İsrail'e yardım etmekte mi zorlanıyorlar?

Yoksa İran'da ilkokul çağındaki kız çocuklarını katlederken 'lojistik sorun' mu yaşıyorlar?

Asıl mesele şu: ABD, İsrail'e vekâlet etmenin maddi ve manevi maliyetini artık taşıyamıyor.

Bu yüzden İsrail'i, 'İran'da vuracak hedef bırakmadık, donanmasını ve füze stoklarını imha ettik, askeri liderlerini öldürdük.

Hedeflerimize ulaştık, artık durmalıyız...' diyerek ikna etmeye çalışıyorlar.

Fakat İsrail ikna olmuyor; Trump'ı ensesinden yakalamış, bırakmıyor.

Şayet ABD'de MOSSAD'dan ve İsrail lobisinden bağımsız bir 'derin devlet' olsaydı; önce başkanlarını Epstein şantajından kurtarır, sonra da soykırımcı Netanyahu'yu bizzat devre dışı bırakıp mahut siyonist vekâlet savaşından firar ederlerdi.

İlgili Sitenin Haberleri