Haber Detayı
Köklü çınarlar birer birer devriliyor: Türk futbolunun hafızası siliniyor
Adana Demirspor, Hatayspor, Yeni Malatyaspor, Adanaspor, Giresunspor, Altay, Denizlispor ve Malatyaspor... Türk futbolunun köklü kulüpleri, mali krizler ve yönetimsel hatalarla amatör kümenin eşiğine gelerek profesyonel liglerdeki varlıklarını kaybetme noktasına ulaştı. Sorumlular kim...
Türk futbolu son yılların en hüzünlü ve sarsıcı dönemlerinden birini yaşıyor.Bir dönem "Anadolu İhtilali" diyerek İstanbul'un lokomotif kulüplerine kafa tutan, binlerce taraftarı peşinden sürükleyen ve tribün kültürünün kalesi sayılan camialar, bugün tabelalardan silinme noktasına geldi.
Kulüplerin içine düştüğü bu mali ve idari bataklık, sadece bir alt lige düşmekle kalmadı; birçok şehri futbol haritasından silme noktasına getirdi.ADANA DEMİRSPOR: AVRUPA RÜYASINDAN SERBEST DÜŞÜŞEBelki de bu listenin en sarsıcı hikayesi Adana Demirspor'a ait.
Daha dün denilecek bir tarihte, Süper Lig’in en renkli takımlarından biri olan Mavi Şimşekler; Balotelli, Belhanda ve Nani gibi dünya yıldızlarını kadrosunda barındırıyordu.
Avrupa Konferans Ligi’nde grupların kapısına kadar dayanan, oynadığı göze hoş gelen futbolla parmakla gösterilen Adana temsilcisi, "Avrupa potası" hayalleri kurarken bir anda mali bir türbülansın içine girdi.
Ödenemeyen maaşlar, peş peşe gelen FIFA yasakları ve kadronun birer birer dağılmasıyla başlayan süreç, kulübü TFF 2.
Lig’e kadar sürükledi. 50 bin kişilik stadyumun coşkusu, yerini derin bir sessizliğe ve belirsizliğe bıraktı.Başkan Murat Sancak ise kamuoyunda 'bahis ve şike' olarak bilinen soruşturma kapsamında tutuklanarak cezaevine gönderilince kulüp 'Mavi Şimşekler' isimli taraftar grubuna devredildi.HATAYSPOR VE ADANASPOR: GÜNEY FUTBOLU KAN KAYBEDİYORDeprem felaketinin ardından sahası, tesisleri ve en önemlisi ruhu yaralanan Hatayspor, lige tutunmak için verdiği mücadeleyi kaybetti.
Göçebe bir hayat yaşayarak maçlarını başka şehirlerde oynamak zorunda kalan bordo-beyazlılar, bu ağır yükü daha fazla taşıyamayarak TFF 2.
Lig’in yolunu tuttu.
Akdeniz'in diğer köklü markası olan "Toros Kaplanı" Adanaspor ise yıllardır süregelen başkanlık ve yönetim tartışmalarının kurbanı oldu.
Bir zamanlar Süper Lig’in gediklisi olan turuncu-beyazlılar, TFF 3.
Lig’e gerileyerek tarihinin en zorlu günlerini yaşamaya başladı.MALATYA’DA FUTBOLUN SONBAHARI: ÇİFTE ÇÖKÜŞMalatya şehri, futbol adına tam bir dram yaşıyor.
Süper Lig'de fırtınalar estiren ve UEFA Avrupa Ligi'nde Türkiye’yi temsil eden Yeni Malatyaspor, deprem sonrası verilen aranın ardından sahaya döndüğünde eski gücünden çok uzaktı.
Borçların katlanmasıyla transfer tahtasını da açamayan kulüp, TFF 3.
Lig’e kadar geriledi.
Ancak asıl hüzün, şehrin yarım asırlık çınarı "Efsane" Malatyaspor'da yaşanıyor.
Bir dönem Brezilyalı oyuncularıyla Türkiye’yi büyüleyen sarı-kırmızılılar, Bölgesel Amatör Lig'den de düşerek Süper Amatör Lig’e (yerel amatör küme) çakıldı.
Şehrin futbol hafızası adeta yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.EGE’NİN ASIRLIK ÇINARI DİRENİYOR: BÜYÜK ALTAYTürk futbolunun en eski kulüplerinden biri olan, "Büyük" sıfatını ismiyle özdeşleştiren Altay, profesyonel liglere veda etmemek için son nefesini veriyor.
TFF 3.
Lig’de dahi kümede kalma mücadelesi veren siyah-beyazlılar, kapısına kilit vurulan kulüpler kervanına katılmamak için direniyor.
Transfer yasağı nedeniyle altyapı oyuncularıyla sahaya çıkan İzmir temsilcisi, 100 yılı aşan tarihinin en zor sınavından geçiyor.DENİZLİSPOR2000’li yılların başında UEFA Kupası’nda Lyon gibi dünya devlerini eleyip son 16’ya kalarak tüm Türkiye’yi sokağa döken "Horozlar", bugün artık profesyonel bir takım değil.
Süper Amatör Lig’e düşen yeşil-siyahlılar, profesyonel lig defterini şimdilik kapattı.GİRESUNSPORKaradeniz’in Süper Lig’deki son temsilcilerinden biri olan Giresunspor, kontrolsüz borç yükünün altında ezildi.
Bugün Bölgesel Amatör Lig’e (BAL) düşmek üzere olan kulüp, amatörlüğün kıyısında dolaşıyor.ASIRLIK KULÜPLER NASIL BU HALE GELDİPeki, nasıl oldu da on binlerce taraftara sahip bu koca çınarlar birer birer devrildi?
Bu hazin son, aslında yıllardır göz göre göre gelen bir yönetimsel iflasın doğal sonucu olarak ön plana çıktı.
Çöküşün temelinde yatan en büyük zehir, kulüp başkanlarının günü kurtarmaya yönelik popülist transfer politikaları oldu.Şehir halkının ve taraftarın gözünü boyamak için bütçesi olmayan, taksitleri ödenemeyen dünya yıldızlarına imza attırıldı.
Sadece tribünlere şov yapmak amacıyla yapılan bu hamleler, kulüplerin kasasını boşaltırken borç yükünü de altından kalkılamaz seviyelere taşıdı.TEKNİK DİREKTÖR İSTİKRARSIZLIĞIBir diğer büyük darbe ise istikrarsız hoca değişimleri ve plansızlık ile geldi.
Bir sezonda 4-5 teknik direktör değiştiren kulüpler, her yeni hocayla birlikte yeni bir oyun sistemi ve yeni transfer maliyetleri altına girdi.
Sportif bir akıl yürütmek yerine skor tabelasına göre hareket eden yönetimler, teknik adamları "günah keçisi" ilan ederek asıl sorunu, yani kendi yönetsel hatalarını halının altına süpürdü.
Bu süreçte kulüplerin içine sızan ve menajerlerle kurulan karanlık ilişkiler de yıkımı hızlandırdı.
Bazı menajerlerin adeta "kulüp CEO’su" gibi hareket etmesine izin verilmesi, verimi düşük ama maliyeti yüksek oyuncuların takımlara doldurulmasına neden oldu.Tüm bunların neticesinde bütçe denkliğini tutturamama sorunu bir kartopu gibi büyüyerek çığa dönüştü.
Gelir-gider dengesi tamamen kopan, UEFA ve TFF'nin mali kriterlerini kağıt üzerinde dahi karşılayamayan kulüpler; puan silme cezaları, transfer yasakları ve nihayetinde kayyumun eşiğine gelerek havlu attı.
Bugün Adana’dan İzmir’e, Malatya’dan Giresun’a kadar uzanan bu yıkım, Türk futbolunda "ben yaptım oldu" anlayışının ve liyakatsiz yönetimin en ağır faturası olarak karşımızda duruyor.YILDIZ FUTBOLCULARLA KİŞİSEL ŞOV YAPANLAR MALİ KRİZDE 'TÜYDÜLER'Bu enkazın en trajik yanı ise, kulüpleri bu uçuruma sürükleyen aktörlerin akıbeti oldu.
Şatafatlı imza törenleriyle, dünya yıldızlarıyla verdikleri pozlarla PR (halkla ilişkiler) çalışması yapan başkanlar, mali kriz kapıya dayandığında genellikle aynı yolu izledi: Valizini toplayıp, hiçbir hesap vermeden kulüpten uzaklaşmak.
Arkalarında ise ödenemeyen maaşlar, haciz memurlarının aşındırdığı tesis kapıları ve asırlık camiaların üzerine çöken devasa bir borç yükü bıraktılar.
Şehirlere verdikleri "şampiyonluk" ve "Avrupa" sözleri, kulüp otobüsünün yakıtını dahi alamayacak hale gelmesiyle son buldu.TFF YENİ YASAYI NEDEN UYGULAMIYOROysa Türk futbol kamuoyu, bu sorunun çözümü için büyük bir umutla bir dönemece girmişti.
Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) tarafından hayata geçirilen ve büyük yankı uyandıran kararı hatırlatmakta fayda var: Yeni Spor Yasası ile birlikte "her yönetim borçlandırdığından sorumludur" maddesi getirilmişti.
Bu kurala göre; kulübü kendi dönemi içerisinde bütçe sınırlarının dışında borçlandıran başkan ve yöneticiler, bu borçtan şahsi mal varlıklarıyla sorumlu tutulacaklardı.
Amaç, popülist harcamaların önüne geçmek ve kulüp kasasını "şahsi oyun alanı" olmaktan çıkarmaktı.Ancak gelinen noktada, bu devrim niteliğindeki kararın da adeta "yalan olduğunu" ve rafa kalktığını görüyoruz.
Bugüne kadar hangi başkanın kulübü soktuğu borç yüzünden şahsi servetiyle bu hesabı ödediği koca bir soru işareti olarak kalmaya devam ediyor.
Denetim mekanizmalarının işletilmemesi ve yaptırımların uygulanmaması, popülist başkanların elini güçlendirirken olan yine taraftara ve kulüplerin tarihine oldu. "Sorumluluk" yasası kağıt üzerinde tozlanırken, asırlık çınarlar hesap sormayan sistemin kurbanı olarak alt liglerin karanlığında kaybolmaya devam ediyor.Odatv.com