Haber Detayı
IATA: Küresel hava yolcu talebi 2050 yılına kadar iki katından fazla artacak
IATA’nın Uzun Vadeli Talep Öngörüleri raporu, küresel hava yolu yolcu talebinin 2050 yılına kadar mevcut seviyesinin iki katını aşacağını ortaya koydu. Orta senaryoda yıllık ortalama yüzde 3,1 büyüme öngörülürken, büyümenin ağırlıklı olarak Asya Pasifik ve Afrika kaynaklı olacağı değerlendirildi.
Uluslararası Hava Taşımacılığı Birliği (IATA), yayımladığı Uzun Vadeli Hava Taşımacılığı Yolcu Talep Projeksiyonları raporunda, küresel hava yolu yolcu talebinin önümüzdeki çeyrek yüzyılda güçlü büyümesini sürdüreceğini açıkladı.Rapora göre, 2024 yılında 9 trilyon ücretli yolcu kilometresi (RPK) seviyesinde bulunan küresel talebin, orta büyüme senaryosunda yıllık ortalama yüzde 3,1 artışla 2050’de 20,8 trilyon RPK’ye ulaşması bekleniyor.
Yüksek büyüme senaryosu 21,9 trilyon RPK’ye, düşük büyüme senaryosu ise 19,5 trilyon RPK’ye işaret ediyor.Büyümenin merkezi Asya Pasifik ve Afrika olacakIATA, uzun vadeli büyümenin ağırlıklı olarak Asya Pasifik ve Afrika kaynaklı olacağını öngörüyor.
Rapora göre, 2024-2050 döneminde Asya Pasifik’te yıllık ortalama yüzde 3,8, Afrika’da ise yüzde 3,6 büyüme bekleniyor.
Avrupa ve Kuzey Amerika’da ise daha sınırlı bir artış öngörülüyor.Birliğe göre, en hızlı büyümesi beklenen hava yolu koridorları arasında Afrika içi uçuşlar, Afrika–Asya Pasifik ve Asya Pasifik–Orta Doğu bağlantıları öne çıkıyor.IATA: Talep güçlü, ancak eski trend çizgisine dönüş yokIATA Genel Direktörü Willie Walsh, tüm senaryolarda hava yolu talebinin 2050’ye kadar iki kattan fazla artmasının beklendiğini belirterek, bunun küresel ekonomik ve sosyal gelişim açısından olumlu bir tablo sunduğunu vurguladı.
Walsh, uzun vadeli planlama açısından hükümetler ve sektör için güçlü bir zemin oluştuğunu, ancak altyapı yatırımları, piyasa erişimi, düzenleyici uyum ve temiz enerji dönüşümü gibi alanlarda politika desteğinin kritik önem taşıdığını ifade etti.Raporda ayrıca, COVID-19 salgınının küresel hava yolu talebinde kalıcı bir yapısal boşluk yarattığı ve sektörün artık pandemi öncesi öngörülen eski trend çizgisine tam olarak dönmeyeceği vurgulandı.
Buna karşın uzun vadeli talebin güçlü kalmayı sürdüreceği, ancak büyüme hızının tarihsel olarak kademeli biçimde yavaşlayacağı kaydedildi.