Haber Detayı
Cumhurbaşkanı Erdoğan: İsrail bölgeyi felakete sürüklüyor
Gazeteci ve yazarlarla iftar yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan "İsrail'in koçbaşlığını üstlendiği yıkıcı savaş yaşanıyor. Masum çocuklar acımasızca katlediliyor. İnsanlar sahibi oldukları topraklarından göç etmeye zorlanıyor. Tamamen keyfi sebeplerle, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı 17 gündür müslümanların ibadetine kapalı tutuyor. Önce Gazze ardından Yemen, Lübnan son olarak da İran'ı hedef alan saldırıların amacının sadece güvenlik olmadığını hepimiz biliyoruz. " dedi.
Erdoğan, "Vaadedilmiş topraklar hezeyanından kıyamat senaryolarının gündeme getirilmesi tesadüf değildir.
Eline güç geçmiş, kendilerini diğer insanlardan üstün gören şebeke bölgemizi adım adım felakete sürüklemektedir." ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın açıklamasından satır başları: "Sizlerle aynı sofrayı paylaşmaktan, sizleri milletin evinde misafir etmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum.
Cumhurbaşkanlığı külliyemize bu gazi mekâna hepiniz hoşgeldiniz safalar getirdiniz.
Sizlerin şahsında ülkemizde ve yurt dışında büyük bir gayret ve özveriyle, kimi zaman canlarını tehlikeye atarak görevlilerini ifa eden tüm basın emekçilerine şahsım ve milletim adına şükranlarımı sunuyorum.
Yalnızca haberin değil doğru ve güvenilir bilgi peşinde koşan basın mensuplarının Ramazan-ı Şerif'ini tebrik ediyorum.
Tüm gazetecilerimizin tüm yazarlarımızın Ramazan bayramını şimdiden tebrik ediyorum.
Haberleri, yazıları ve ilkeli duruşlarıylabasınımıza önemli değerler katan fakat ne yazık ki aramızda olmayan meslek büyüklerimize Allah'tan rahmet niyaz ediyorum. 'Şehit gazetecileri hürmetle anıyorum' Bu sabah vefat eden Sabah gazetesinin kıdemli muhabiri ve editörü Murat Keklikçi'yi ve basınımıza önemli değerler katan fakat ne yazık ki aramızda olmayan gazetecilere Alah'tan rahmet niyaz ediyorum.
Bilhassa İsrail'in Gazze'deki soykırımını dünyaya duyurmaya çalışırken şehit düşen 275 kahraman gazeteciyi kemal-i hürmetle anıyorum.
Bu güzel buluşma için İletişim Başkanlığımıza teşekkürlerimi iletiyorum.
Sizlerin de bildiği üzere gazeteciler ve yazarlar toplumun bir anlamda hafızasını teşkil eder.
Günün sıcak gelişmelerini kayda geçirmekle yaşadığımız çağın entelektüel izlerini geleceğe taşımakla büyük sorumluluk gerektirir.
Bu mesuliyet bazen haber cümlesinde bazen manşette bazen köşe yazısında kimi zaman da uzun yıllar okunacak kitapta kendisini gösterir. 'Düşünce iklimine çok büyük katkılarda bulunuyorsunuz' Özellikle gazetecilik ve yazarlık gibi hakikatin peşinde olan meslek mensupları için bu mubarek günler ayrı bir mana ve ehemmiyet arzeder.
Sizler kaleminizle, sözünüzle, emeğinizle bu toplumun düşünce iklimine çok çok önemli katkılar yapıyorsunuz.
Gerektiğinde eleştirirek gerektiğinde sorgulayarak gerektiğinde ise takdir ve teşvik eder hayati kamu hizmetini yerine getiriyorsunuz.
Çağımızın baş belasına dönüşen dezenformasyonla da mücadele ediyor, haberin kaynağına iniyor en objektif, güvenilir bilgiyi milletimize aktarmak için hassasiyetle hareket ediyorsunuz.
Kimi zaman savaş ve sıcak çatışmaların göbeğinde kimi zaman kriz ve afet bölgelerinde kimi zaman en zorlu arazi ve iklim koşullarında toplumun teyid edilmiş haberlere erişebilmesi adına canınızı ortaya koyuyorsunuz.
Doğru ayakkabılarını giyene kadar yalan dünyayı üç kez dolaşır.
Ne yazık ki bugün hakikat ötesi çağı adı verilen tam da böyle bir dönemin içindeyiz.
Bu sorun sadece ülkemizin değil tüm dünyanın yüzleştiği, çözüm aradığı bir tehdit haline dönüşmüş durumda.
Bizler devlet olarak gerek İletişim Başkanlığımız ve diğer kurumlarımızla dezenformasyonla en etkin şekilde mücadele ediyoruz ve edeceğiz.
Bu mücadelenin başarıyla yürütülmesi noktasında sizlere önemli görevler düşüyor. "Bir mızrağı yahut oku belli bir mesafeye kadar atabilirsiniz, bunların etkisi sınırlıdır, oysa bir kelimenin, bir yazının, düşüncenin nereye varacağının sınırı belirsizdir. 'Medya kuruluşlarımızın daha fazla insyatif almasını, aktif ve etkili olmasını bekliyoruz' Mesele bizim için bu kadar açık ve nettir.
Seçtiğiniz kelimelerle, yazdığınız yazılarla milletimize verdiğiniz doğru bilgilerle bu tehditlerin önüne geçmeniz son derece mühimdir.
Ülkemize yönelik 5. kol faaliyetleri, algı mühendisliklerini, karalama kampanyalarını sizlerin de güçlü desteğiyle daha kolay ve hızlı engelleyeceğimize inanıyorum.
Her cephede adeta bir hakikat savaşı verdiğimiz bu dönemde medya kuruluşlarımızın daha fazla inisiyatif almasını, aktif ve etkili olmasını bekliyoruz.
II.
Dünya Savaşı sonrasında inşa edilen küresel sistemin tarihi kırılma yaşadığı bugünlerde gerçeklerin dünya kamuoyuna duyurulması gerekiyor.
İsrail'in koçbaşlığını üstlendiği yıkıcı savaş yaşanıyor.
Masum çocuklar acımasızca katlediliyor.
İnsanlar sahibi oldukları topraklarından göç etmeye zorlanıyor.
Tamamen keyfi sebeplerle, ilk kıblemiz Mescid-i Aksa'yı 17 gündür müslümanların ibadetine kapalı tutuyor.
Önce Gazze ardından Yemen, Lübnan son olarak da İran'ı hedef alan saldırıların amacının sadece güvenlik olmadığını hepimiz biliyoruz.
Vaadedilmiş topraklar hezeyanından kıyamat senaryolarının gündeme getirilmesi tesadüf değildir.
Eline güç geçmiş, kendilerini diğer insanlardan üstün gören şebeke bölgemizi adım adım felakete sürüklemektedir.
Bize dayatılan gündemlerin çekim alanından kurtulup bu barbarlığın, cinnet halinin yankı uyandıracak şekilde tüm dünyaya anlatılması önemlidir. 'İsrail bölgeyi felakete sürüklüyor' Dünya söz ve etki sahibi ülke olduğumuzun bilinciyle ufkumuzu genişletmeli, sınırlarımızın ötesini belirlemeli, takip edilen gazetelere, gazetecilere ve televizyonlara sahip olmalıyız.
Kıdemli gazetecilerimizin kurum ve kendilerini bu noktada eğitmen ve mentör olarak görmeleri gerektiğine inanıyorum.
Geniş coğrafyamızın fikri hür, kalemi özgür, vicdanlı, milletin değerlerinden beslenen gazetecilere ihtiyacı var.
Bunları da yetiştirecek olanlar sizlersiniz.
Ortaya koyacağınız çabalarda daima yanınızda olacağımızı bilmenizi istiyorum. "Bugün daha özgür daha çoğulcu daha renkli bir basın ve yayın iklimine sahibiz' İnsanların doğru bilgiye rahatlıkla ulaşabildiği, farklı görüşlerin özgürce ifade edilebildiği güçlü bir medya hepimiz için hayati önemdedir.
Türkiye uzun yıllar bu atmosferin özlemini çekmiştir.
Televizyon ekranları, gazete köşeleri, dergi sayfaları tek tipçi, tek sesli, üstenci zihniyetin inhisarına mahkum olmuştur.
Farklı sesler susturuldu.
Halkın tarafsız haber alma hakkı engellendi.
Medya organları toplum ve siyaset mühendisliğinin aparatı olarak hoyratça kullanıldı.
Ama şimdi bunların hepsi mazide kaldı.
Hükümetler kurup hükümetler deviren medya baronları eski Türkiye'de kaldı.
Millete parmak sallayan, milli iradeye ve siyaset kurumuna ayar veren medya düzeni artık geride kaldı.
Kalemini ve köşesini antidemokratik güç odaklarına kiralayan silahşörler artık geride kaldı.
Haber bültenlerinde cuma namazına giden öğrencilerin hedef gösterildiği karanlık günler figüranlarıyla birlikte geride kaldı.
Bugün daha özgür daha çoğulcu daha renkli bir basın ve yayın iklimine sahibiz.
Bu iklimi koruyup güçlendirmek arzusundayız.
İmtiyazlarını kaybedenler rahatsız olsa da inşallah bir daha o eski günlerin hortlatılmasına izin vermeyeceğiz.
Rabbim yar ve yardımcımız olsun diliyorum.