Haber Detayı
Cezaevinde bir sendikacı eksikti
Sürekli okurlarım bilir: Cezaevlerimizde düşünce suçlusu sayısının her geçen gün biraz daha arttığını sürekli...
Sürekli okurlarım bilir: Cezaevlerimizde düşünce suçlusu sayısının her geçen gün biraz daha arttığını sürekli söylüyor, yazıyorum.Osman Kavala, Selahattin Demirtaş, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Merdan Yanardağ, Alican Uludağ cezaevlerindeki düşünce suçlularından birkaçı.Aralarında siyasetçi de var aktivist de gazeteci de...Şimdi düşünce suçlularına yeni bir kategori daha eklendi: SENDİKACIBİRTEK-SEN Başkanı Mehmet Türkmen Gaziantep’te maaşlarını ve zamlarını alamayan işçilerin eylemine destek verdiği ve “işçilerin maaşını ve zamlarını verin” dediği için tutuklandı.Anayasamıza göre sendika hakkı ancak olağanüstü durumlarda sınırlanabiliyor.
Yine Anayasamıza göre sendika hakkına yönelik müdahaleler, Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kapsamında değerlendirilebiliyor.Bu iki düzenlemeye göre, Mehmet Türkmen’in bir sendika başkanı olarak yapması gereken bir konuşmayı yaptığı gerekçesiyle tutuklanması Anayasa suçudur.(Bu arada öğrendik ki Mehmet Türkmen, Sırma Halı’nın patronunun şikayetiyle “yalan bilgiyi yayma” suçuyla tutuklanmış.
Ben hep diyorum: AK Parti artık yoksulların, emekçilerin değil patronların partisidir.
İşte kanıtı!)İsrail önlemi mi?17 Mart 2026 tarihli Resmî Gazete’de ilginç bir Cumhurbaşkanlığı Kararı yayınlandı.Kararın adı şöyleydi:“Harp araç ve gereçleri ile silah, mühimmat ve bunlara ait yedek parçalar, askeri patlayıcı maddeler, bunlara ait teknolojilerin Türkiye gümrük bölgesinden transit geçişine ve transit ticaret kapsamında yeniden ihracatına ilişkin karar.”Kararın kapsamı ise şöyle ifade edilmişti:“Bu karar, yabancı bir ülkeden yabancı bir ülkeye Türkiye Gümrük Bölgesi üzerinden transit olarak gönderilecek veya transit ticaret kapsamında yeniden ihraç edilecek olan Kontrole Tabi Liste kapsamı eşyanın Türkiye Gümrük Bölgesi üzerinden sevk işlemini kapsar.” Karara göre, bir eşyanın transit geçişinde veya transit ticaret kapsamında ihracatında Savunma Bakanlığı’ndan uygunluk belgesi alınacak.
Bakanlık sevkiyatın uygun olup olmadığı konusunda görüş alacak.Bir eşya, bu karardaki kontrole tabi listede yoksa ama askeri amaçla kullanılacağından şüphe duyulursa, ulusal ve uluslararası güvenliğin tehlikeye düşebileceğine, insan hakları ihlaline veya Türkiye’nin ikili ve/veya çok taraflı uluslararası ilişkilerinde olumsuz gelişmelere yol açılabileceğine dair bulgular varsa, bu karara tabi tutulacak.Konuyla ilgili kaynaklarım, Türkiye’nin mevzuatında bu konuda bir boşluk olduğunu, askeri amaçlı kullanılan bazı ara maddelerin Türkiye gümrükleri transit olmak üzere İsrail gibi ülkelere gönderildiğine işaret ettiler.Bu karardan sonra Türkiye gümrüklerinden geçecek her türlü savaş araç gereçleri, mühimmat ya da silah ile üretimde kullanılabilecek maddeler daha sıkı denetlenecek.Normal zamanlarda çok önemsemeyeceğimiz bir karar gibi duruyor.Ancak ABD ile İsrail’in İran’a operasyon yaptığı, İsrail’e savaş malzemelerinin nereden gittiğinin sıkça gündeme geldiği bir döneme gelince bu karar önem kazanıyor.Aklıma “Acaba Türkiye üzerinden İsrail’e silah, mühimmat ya da savaş araç gereçlerinin ham maddesi mi transfer ediliyordu” sorusu geliyor.Peki siz ne düşünüyorsunuz?Çanakkale Geçilmez!Bugünlerde hepimiz Hürmüz Boğazı’na kilitlendik.
İran’daki Molla Rejimi, ABD emperyalizmine ve İsrail faşizmine karşı direnirken Hürmüz’ü önemli bir koza dönüştürdü.Ben Hürmüz haberlerini verirken ilk günden bu yana bütün izleyicilerime 18 Mart Çanakkale Zaferini anımsatıyorum.Zira o zafer yedi düvele meydan okuyan bir milletin bağımsızlık ve vatan sevgisi uğruna neleri göze alabileceğinin en güçlü simgelerinden biridir.1915’te, yokluklar içinde ama büyük bir inanç ve kararlılıkla verilen bu mücadele, yalnızca bir askeri başarı değil, aynı zamanda bir ulusun kaderini değiştiren tarihsel bir kırılmadır.18 Mart, “Ben size taarruzu değil ölmeyi emrediyorum” diyen Mustafa Kemal’in ve ölümüne taarruza geçen 57.
Alay’ın, cesaretiyle, fedakarlığıyla ve sarsılmaz iradesiyle “Çanakkale geçilmez” sözünü sadece Gelibolu dağlarına değil zihnimize kalbimize kazıdığı gündür.Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, vatan uğruna canlarını feda eden tüm kahramanlarımızı rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.