Haber Detayı
Hürmüz’ün alternatifi Husilere çıkıyor
TRUMP’ın Ortadoğu kuyusuna attığı taşı çıkarmak için Hürmüz Boğazı’na alternatifler üzerinde kafa yoruluyor.
Savaş öncesinde günlük 20 milyon varil ham petrolün dünyaya arz edildiği Hürmüz’e eşdeğer bir rota olmasa da iki seçenek gündeme geldi.Birinci seçenek Abu Dabi’deki Habshan–Füceyre boru hattı. 360 kilometre uzaklığındaki bu hat yaklaşık 20 yıl önce Hürmüz Boğazı’na bağımlılığı azaltmak için inşa edildi.Abu Dabi, Umman Körfezi’ndeki Füceyre Limanı’ndan geçen yıl günde ortalama 1,7 milyon varilden fazla ham petrol ve rafine akaryakıt sattı.Ancak bu liman Hürmüz Boğazı’nın hemen güneyinde olduğu için İran dronlarının hedefinde.
Yani geçerli bir alternatif değil.İkinci alternatif ise Suudi Arabistan’ın 1980’lerdeki İran-Irak savaşında kurduğu ve ülkenin doğusundan batısına uzanan Abkayk-Yanbu Boru Hattı.1200 kilometre uzunluğundaki bu hat, Basra Körfezi tarafında çıkan petrolü Kızıldeniz’e taşıyor. 40 yıl önceki İran-Irak savaşı sırasında tam da Hürmüz Boğazı’na alternatif oluşturabilmek için inşa edildi.Günlük 5 milyon varil kapasitesiyle teoride muazzam bir alternatif gibi duruyor.
Suudiler birkaç gün önce bu hattın tam kapasite çalıştırılacağını açıkladı.Gelin görün ki bu hattın güzergâhında da iki sorun var.
Kızıldeniz’in kuzeyindeki tek geçiş Süveyş Kanalı.Kanalın derinliği 24 metre, dolayısıyla büyük ham petrol taşıyıcılarının geçmesine imkân tanımıyor.Bu durumda tankerler için tek alternatif Kızıldeniz’i güneyden Aden Körfezi’ne bağlayan Babülmendep Boğazı hattını kullanmak.Bu rotada da karşımıza bölüm sonu canavarı olarak Yemen ve Husiler çıkıyor.Birkaç gün önce “Elimiz tetikte” diyerek İran’a destek açıklayan Husiler, bu hattı kullanacak tankerleri hedef alacaklarını açıkladı.Babülmendep Boğazı şimdilik açık.
Fakat savaşın bir sonraki sıcak noktası olmaya aday.
Özetle bu fırtınada akaryakıt sevkıyatını tek başına garantiye alacak sakin bir liman yok.ABD’nin İran saldırısının resmi adı Destansı Öfke.Atalarımız güzel söylemiş, öfkeyle kalkan zararla oturur.UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI İRAN’DABÜTÜN gözler Hürmüz Boğazı’na çevrilmişken İran savaşında farklı şeyler oluyor.Ukrayna ve Rusya’nın vekil güçler olarak işe katılması hepimizi daha tekinsiz sulara sürüklüyor.Tarihteki iki genel savaşta büyük güçler farklı cephelerde genişleyen bir savaşın içine girmişti.Korkarım ki Ukrayna ve Rusya’nın dronlar üzerinden kozlarını İran’da paylaşmaya başlaması benzer bir tehlikeye işaret ediyor.ABD ve İsrail’in İran’a başlattığı saldırı üçüncü haftasına girerken son çatışmalar insansız savaş araçlarının füze ve hava savunma sistemlerinden daha etkili olabildiğini tekrar kanıtladı.İran’ın çatışmaları bölge ülkelerine yaymasında en büyük etken füzelerinden çok Şahit adlı kamikaze dronlar oldu.Rusya bu dronları 2022’den beri Ukrayna’ya saldırmak için kullanıyor.
Tasarımı İran’a ait olsa da saha tecrübesi Rusya’nın elinde.Bu pervaneli dronlar patlayıcı taşıyor ve hedeflerine çarparak infilak edecek şekilde programlanıyor.Hava savunma sistemlerine göre çok daha ucuz olan bu silahlar bir savaş stratejisi olarak “sürü” şeklinde hedefe yollanıyor.Şimdi İran’ın bu dronları kullanırken anlık olarak Rusya’dan bilgi aldığı, iki ülkenin stratejik olarak hareket ettiği kabul ediliyor.Amerikan basınına göre Şahit dronlarının maliyeti 20-50 bin dolar arasında.
Bir tanesini düşürmek için 3-4 milyon dolarlık maliyeti olan Patriot füzeleri kullanılıyor.Savaş uzadıkça hem maliyet artıyor hem de hava savunma sistemleri “dron sürülerine” karşı etkisiz kalabiliyor.İşte tam bu noktada Ukrayna, Körfez ülkeleri için devreye girdi.Şahit dronlarından en çok canı yanan Kiev, son dört yılda savaş sahasında önemli bir savunma tecrübesi kazandı.Radar tespiti, elektronik karıştırma ve mobil hava savunmayı birleştiren katmanlı bir ağ kurdu.Bu konuda en önemli atılımı Batılı müttefikleriyle geliştirdiği anti-dron sistemleriyle elde etti.Merops adlı dron, Google’ın eski CEO’su Eric Schmidt’in desteklediği bir ABD savunma şirketi tarafından, Ukraynalılarla birlikte geliştirildi.Yine Şahit’in Rus versiyonu olan Geran-2 dronlarını durdurmak için Ukrayna ve İngiltere ortaklığıyla Octopus (Ahtapot) adlı dron önleme sistemi inşa edildi.Önceki gün İngiltere, Octopus’ların Hürmüz Boğazı krizi sırasında İran’da kullanılabileceğini açıkladı.ABD’nin de dron saldırılarına karşılık verebilmek için yaklaşık 10 bin Merops’u bölgeye yolladığı iddia ediliyor.Trump, “dronlar hakkında her şeyi herkesten çok şey biliyoruz” dese de ABD’li askeri uzmanlar Ukrayna’nın tecrübesine ihtiyaç duyulduğunu düşünüyor.Zelenski bu konuda “Amerikan üslerinin şu an ihtiyacı olan şey dron önleyiciler.
Bu da bizim teknolojimiz” dedi.Ukrayna geçen hafta Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan ve Ürdün’e heyet göndererek Şahit saldırılarına karşı ellerindeki sistemi tanıttı.Zelenski’nin buradan finansman sağlamaya çalıştığı açık.Özetle bir taraftan Rusya, İran’ın arkasında stratejik bir pozisyon edinirken tam karşısında Ukrayna, Batılı müttefikleriyle geliştirdiği teknolojiyle Körfez ülkelerine destek için devrede.Bunun tek anlamı çatışmanın uzaması ve yayılması değil.
Aynı zamanda dünyanın bir yerindeki yangının başka coğrafyalarında da alev almaya başlaması.Asıl korkutucu olan da bu.PEKİ BÜTÜN BU TANTANA NE İÇİNWASHINGTON Post gazetesi, İran savaşının gidişatı konusundaki Trump’a sunulan Amerikan istihbarat raporunu yayımladı.Rapor İran rejiminin yerinde kalmasının muhtemel olduğunu, saldırı sonrasında rejimin daha sert bir çizgiye kaydığını ve Devrim Muhafızları’nın halk üzerinde daha fazla kontrol sağladığını söylüyor.Herhalde savaştan önce Ortadoğu’daki herhangi bir kahveye gidip “İran’a saldırırsak ne olur” diye sorsaydılar benzer yanıtlar alırlardı.YEDİ DÜVELİ İKNA EDEMEDİTRUMP’ın Hürmüz Boğazı savunması için önerdiği ama karşılık bulamadığı 7 uluslu ittifakı duyunca kulaklarımda White Stripes’ın “Seven-Nation Army” şarkısı çalmaya başladı.Dünya Kupası’nın ve statların en sevilen şarkılarından “Seven-Nation Army” bugünlerde İran tarafından söyleniyor gibi.“Hepsine meydan okuyacağım/Yedi düvel gelse dizginleyemez beni” diye başlayan sözleri Trump’ın Ortadoğu’da sadece kendini değil dünyayı soktuğu acıklı durumu anlatıyor sanki.