Haber Detayı
Amerika’nın yalnızlığı
Hürmüz işi Trump’ı ziyadesiyle sıkıştırmış durumda.
Yalnız bu olay çerçevesinde vahim olan şey hangisi karar veremiyorum.
Trump’ın bunu öngörememiş olması mı, İran’ın bunu yapacağına hiç ihtimal vermemiş olması mı, Yoksa elde hiçbir çözüm yokken dünyaya çağrı yaptığında dımdızlak ortada kalması mı?*İlk iki meseleyi geçen yazıda irdelemiştik.Trump’ın tüm planlarını “Hamaney ölecek, rejim düşecek, zafer bizim olacak” gibi oldukça üstünkörü ve basit bir zemine oturtması Hürmüz gibi kaçınılmaz bir krize itti tüm dünyayı.Ama asıl mesele bunun sonrasında yaşananlar.Öyle ki...
ABD’nin dünya üzerindeki “yaptırıcı” gücünün nerelere geldiğini görmek açısından oldukça değerli.*Trump hafta sonu çıkıp Hürmüz krizinin artık bir dünya krizi olduğunu deklare ediverdi.“Yedik, içtik doyduk; hesabı kim ödeyecek” diye soruyor Trump sormasına da...
Başkan ve Netanyahu haricinde kimse ne bu masayı istedi, ne yedi, ne içti ne de masanın yakınından geçti.E o zaman dünya Trump’a bir şey mi borçlu?Aslında değil.
Hiç de olmadı.*Trump uzun bir süredir Avrupa, NATO, Güney Kore ve Japonya’yı zorbalıyor.Bu ülkelerdeki his şu...
Onlarca yıldır ABD’nin ilmek ilmek ördüğü müttefiklik ruhunu, işbirliği mantığını ve en önemlisi güvenilebilirliği yok etti.Trump bu ülkelere “kendi başınızın çaresine bakın” derken iyiydi de...
Şimdi neden “başım sıkıştı yetişin” diyor?*Peki Birleşik Krallık, AB, Almanya, İtalya, Avustralya, Japonya gibi ülkelerin şimdiden “asla” demeleri tesadüf mü?Trump’ın geçen gün bizzat anlattığı şu hikâye gerçeği ortaya çıkarıyor.“Japonya’da 45 bin, Güney Kore’de 45 bin ve Almanya’da 50 bin askerimiz var.
Hepsini biz savunuyoruz sonra: ‘Hiç mayın tarama geminiz var mı?’ diyoruz.
Onlar da ‘Şey biz bu işe karışmasak olur mu?’ diyorlar.”Akla hemen birkaç soru geliyor...
Japonya’yı ABD’yi soyan ülkelerden ilan edip Japonya’yı koruma vaadini sorguladığın, Almanya’nın seçimlerine karışmak dahil olmak üzere yine ABD’yi soyan ülkelerin başlarında gösterdiğin, Güney Kore’yi koruma taahhüdünü tartışmaya açıp hava savunma sistemlerini çektiğin için olabilir mi acaba?Bunlar sadece birkaç örnek...*Daha 14 ay oldu ama dost da düşman da Trump‘ın öngörülemezliğinden ve kendilerine davranılma şeklinden biraz yılmış halde.Hele hele tarihi müttefik Birleşik Krallık bile bu maceraya girişmediği için herkesin önünde çocuk gibi azarlanıyorsa...Bir de üstüne “Bunu unutmayacağız.
Gemi falan da yollamayın ihtiyacımız yok” gibi atarlı giderli cümlelerle trip yiyorsa söylenecek bir şey yok.*Daha önce Netanyahu’nun kendisini bu maceraya ikna etmesi daha sonra da göreve geldiğinden bu yana yola çıktıklarını her fırsatta yerden yere vurması, aşağılaması ve zorbalaması Amerika’yı derin bir yalnızlığa itmiş halde.*Trump’ın aralık ayında yayımladığı Ulusal Güvenlik Stratejisi büyük ses getirmişti.Batı ittifakından hızla uzaklaştığı, herkesi kendi başının çaresine bakmaya çağırdığı ve “Donroe Doktrini” duyurduğu bu belgeyi analiz etmiştik biz de 10 Aralık yazısında.İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzende ABD’yi mahallenin kabadayısına; Avrupa’yı ve diğer müttefikleri de kabadayıdan koruma alan mahalleliye benzetmiştik.Bu yeni doktrin ile mahallelileri satan kabadayıya da iki uyarıda bulunmuştuk.“Kabadayı hâlâ eski saygıyı göreceğini düşünüyorsa hayal görüyor.
Batı kavramı denen şey artık sona ermiştir.”Şimdi anladınız mı neden Trump “herkes Hürmüz’e” dediğinde bir kişinin bile kapıdan dışarı adımını atmadığını?İşte bütün mesele bu.NEME LAZIMSadece Trump Beyaz Sarayı’nda yaşanacak şeyler diye bir kitap yazsak içine mutlaka girecek şeylerden biri ortaya çıktı bu hafta...İddiaya göre Trump’ın önüne her gün savaşla ilgili planlama koyulduğunda...Belki Trump‘ın kafası atar da savaşı bitirmek ister diye “çıkış rampaları” ekleniyormuş.Başkanın “savaş bitti bitiyor” laflarının artık petrol piyasalarını kontrol etmek için olduğunu anladık ama...Herhalde Beyaz Saray’dakiler gerçekten de Trump‘ın bir gün uyarıp “bitirin şu savaşı” diye emir vermesinden endişeleniyorlar.Neme lazım diye Trump’a “muhtemel çıkışlar” diye belge koymalarının başka açıklaması yok.HABERİM YOKMUŞ GİBİ ÇEKBir araların moda lafıydı şu “haberim yokmuş gibi çek” muhabbeti.Benim aklıma niye geldi peki?Trump’ın “kimse bize İran, Körfez ülkelerini vuracak dememişti” deyip bir de üstüne “hiçbir uzman bunu tahmin edemezdi” diye işi iyice abartmasından.Yahu savaştan önce iki saat bizim CNN TÜRK’ü izlesen tartışıldığını göreceğin şeyi nasıl kimse haber vermez?*Mesele o değil çünkü...Mesele, Körfez ülkelerini koruyamadıktan sonra ve hatta bu ülkeler harap haldeyken “haberimiz yoktu, gafil avlandık” bahanesini oturtabilmek.
Buna kimse inanmaz da...
Bundan sonra bu Körfez ülkelerinden trilyonlarca dolar haraç kesmeye gittiğinde bu şeyhler ve krallar “yatırım istediğinizden hiç haberimiz yoktu” demesinler?TRUMP TRUMP’LA KONUŞURSATrump geçen gün dedi ki...Eski bir ABD başkanıyla konuşmuş.
O başkan, Trump’ın İran savaşından o kadar etkinlenmiş ki dertlere düşmüş.“Keşke ben yapsaydım” demiş.“Oğul Bush mu?” diye sorulunca hayır dedi.Clinton da bunu yalanladı.E...
Obama ve Biden ile kanlı bıçaklı zaten konuşmazlar.Geriye tek bir eski başkan kalıyor...45’inci ABD Başkanı Donald J.
Trump.Kuvvetle ihtimal Trump sanıyorum ki 1’inci dönem Trump’ı ile bir gece dertleşip... “Keşke ilk dönemimde vursaydım” demiş olmalı.