Haber Detayı
Laiklik Meclisi üyesi öğrenci velileri bakanlığın ‘ramazan genelgesi’ni yargıya taşımıştı
Çok sayıda demokratik kitle örgütü ve siyasi kuruluş MEB'in 'ramazan genelgesi' nedeniyle Bakan Yusuf Tekin hakkında “Laiklik karşıtı karar ve uygulamaları” gerekçesiyle ayrı ayrı suç duyurusunda bulunmuş, eğitimin önemli paydaşlarından veliler de harekete geçmişti. Danıştay'ın MEB'den şikayetler doğrultusunda savunma istediği bildirildi.
Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) ramazan genelgesi eğitimdeki gericileşmeye yönelik tartışmaları alevlendirmiş, söz konusu genelgeye başta eğitimciler ve siyasi partiler olmak üzere toplumun çeşitli kesimlerinden tepkiler gelmişti.
Bu kapsamda Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD), Laiklik Meclisi, SOL Parti ve Türkiye Komünist Hareketi (TKH) bakan Yusuf Tekin hakkında “Laiklik karşıtı karar ve uygulamaları” gerekçesiyle ayrı ayrı suç duyurusunda bulunmuş, eğitimin önemli paydaşlarından veliler de harekete geçmişti.
DANIŞTAY’DA DAVA AÇILDI Laiklik Meclisi üyeleri N.T. ve U.T. adlı veliler 4 Mart’ta yürütmenin durdurulması ve iptali istemiyle Danıştay’da bakanlığa dava açtı.
Veliler; bakanlığın ramazan genelgesi’nin yetki, şekil, neden, konu, amaç yönünden hukuka, anayasaya, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) ile Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) içtihatlarına, Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi kararına, “Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi”ne, “Çocuk Haklarının Kullanılmasına Dair Avrupa Sözleşmesi”ne ve “1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu”na aykırı olduğunu belirtmişti.
TEKİN’E ANAYASA ÖĞRETTİLER!
Veliler de dilekçelerinde bakan Tekin’in suç duyurusuna dayanak yaptığı anayasanın 5. maddesindeki “İnsanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi” geçerliliğine değinerek anayasanın 24. maddesindeki “Kimse ne suretle olursa olsun dini ya da din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz” geçerliliğini anımsatmıştı.
Danıştay 8.
Dairesi velilerin dava ehliyeti olduğuna karar verdi.
Tetkik hâkim’in “İstemin davalı idarenin savunması alındıktan veya yasal savunma süresi geçtikten sonra incelenmesi gerektiği” yönündeki görüşünden hareketle daire; 12 Mart’ta bakanlıktan savunma alma kararı aldı.
Daire ayrıca yürütmenin durdurulması isteminin bakanlığın savunmasının alındıktan veya yasal savunma süresi geçirilmesinin ardından incelenmesine ve savunma süresinin de beş gün olmasına karar verdi.