Haber Detayı

Bayramlarda geleneksel ziyaretlerin yerini alan tatil planları kuşaklar arası bağı zayıflatıyor
Güncel haberler.com
19/03/2026 11:15 (6 saat önce)

Bayramlarda geleneksel ziyaretlerin yerini alan tatil planları kuşaklar arası bağı zayıflatıyor

İREM DEMİR/ADEM KOÇ/ŞADUMAN TÜRKAY - Uzmanlar, geleneksel bayram ziyaretlerinin yerini tatil planlarının almasının kuşaklar arası bağları zayıflattığını belirterek, bayramların "dinlenme" değil "paylaşma" dönemi olduğuna dikkati çekiyor.

İREM DEMİR/ADEM KOÇ/ŞADUMAN TÜRKAY - Uzmanlar, geleneksel bayram ziyaretlerinin yerini tatil planlarının almasının kuşaklar arası bağları zayıflattığını belirterek, bayramların "dinlenme" değil "paylaşma" dönemi olduğuna dikkati çekiyor.Modern yaşamın getirdiği iş yoğunluğu ve stres, bireyleri bayramları birer "dinlenme fırsatı" olarak görmeye iterken, bu durum bayramlar için geleneksel olan bazı değerlerin zayıflamasına neden oluyor.Yıl boyunca süren çalışma temposunun neden olduğu bedensel ve zihinsel yorgunluk, bayramın asli unsuru olan "paylaşma" ve "ziyaret" alışkanlıklarının önüne geçerek, süreci bireysel bir dinlenme evresine dönüştürüyor.Bu değişim, psikolojik açıdan çocukların geniş aile içinde köklenme ve güven duygusu geliştirmesini engellerken, aile büyüklerini yalnızlıkla baş başa bırakıyor.

Sosyal boyutta ise bayramların tatil odaklı yaşanması, toplumsal hafızayı diri tutan "sıla-i rahim" geleneğinin modern tüketim alışkanlıklarına feda edilmesiyle sonuçlanıyor.Uzmanlar, geleneksel bayram ziyaretlerinin, aile kurumunun güçlendirilmesi, aile içi iletişimin artırılması ve aile değerleri ile milli değerlerin korunması açısından önemine ilişkin AA muhabirlerine değerlendirmelerde bulundu."Her geçen gün aile yapısı küçülmekte, yaşlılar yalnızlaşmakta"Bakırköy Prof.

Dr.

Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç.

Dr.

Mustafa Nuray Namlı, son dönemlerde bayram tatillerinin evden uzaklaşma ve tatil amaçlı kullanıldığını ve bu trendin her geçen gün arttığını söyledi.Bu davranışın hem kişinin psikolojisi hem de aile büyükleri açısından olumsuz olduğunu belirten Namlı, "Çünkü insanın ruhsal yapısında, ruhsal yapısının gelişmesinde, sürdürümünde ve iyilik halinde biyolojik süreçler kadar psikolojik ve sosyolojik süreçler etkilidir.

İnsan birlikte olmak ister doğası gereği.

Özellikle manevi değeri olan günlerde, bayram günlerinde bunun aksine davranışlar kişiyi yalnızlaştırmakta.

Zaten her geçen gün aile yapısı küçülmekte, yaşlılar yalnızlaşmakta.

Bu süreç özellikle yaşlılarımızın depresyon veya anksiyete bozukluklarına yol açabilmekte." ifadelerini kullandı.Namlı, "İllaki tatiller gerekmekte fakat bu tatilleri bayramlara getirmek bayramın maneviyatını ve insanlarımız üzerindeki rahatlatıcı, derleyen, toplayan etkisini ve dayanışma kültürümüzü zayıflatan bir şey.

Çünkü bayramlar birlik, dayanışma, bir arada olmaktır.

Bayramlar, birbirlerinin acısını tatlısını paylaşmak ve çözüm üretmek için bir fırsat.

Fırsatı kaçırdığımız zaman tekrar bir başka bayramı beklememiz gerekmekte.

Özellikle de burada yaşlılar yıpranmakta, yorulmakta.

O psikolojik doyuma, aranıp sorulmaya ihtiyaçları var onların." değerlendirmesinde bulundu.Bu durumun çocuklar için de geçerli olduğunu dile getiren Namlı, şunları kaydetti:"Çocuklara kültürümüzü öğretmenin bir parçası bayramlar.

Çocuklarımızla bayram günlerinde tatil beldelerine gittiğimiz zaman o kültürden mahrum kalmış olacaklar ve daha sonra onlar da ileride yalnızlaşacaklar.

Aslında bayramlarda tatil beldelerine gitmek bir nebze, yalnızlaşmanın da bir işareti ve başlangıcı.

Bayramın ilk günlerini yaşlılarımızla, çocuklarımızla beraber geçirmek, aynı sofrada kahvaltı yapmak, o mutluluğu beraber yaşamak gerekir.

Mutluluk paylaştıkça çoğalan bir durum.""Bayramlar dijital yalnızlıktan sosyal şifaya geçiş fırsatı"Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Psikiyatrist Prof.

Dr.

Nevzat Tarhan, bayramların sadece dini ve milli bir gelenek olmadığını, günümüzün "dijital yalnızlığına" karşı en güçlü "sosyal panzehir" olduğunu vurguladı.Tarhan, bayramın bir tatil kaçamağından ziyade, psikolojik bir sermaye biriktirme süreci olduğunu belirtti.Bayramların insanın sosyal aidiyet, güven ve kendini aşma ihtiyacını karşıladığını ve asırlardır süregelen en güçlü pozitif ritüeller olduğunu ifade eden Tarhan, "Bayramlar beynimize derinlemesine bir sosyal şifa ve psikolojik detoks fırsatı sunar." ifadesini kullandı.Günümüz dijital çağının "bağlantı var ama bağ yok" şeklinde tanımlandığını belirten Tarhan, ekranlar üzerinden alınan "sığ dopamin" sıçramalarının, insanın gerçek ihtiyacı olan aidiyet ve güven duygusunu tatmin etmediğini söyledi.Tarhan, "İnsan beyni deneyimleyerek ve anı biriktirerek öğrenir.

Dijital ortamda kurulan iletişim sığ kalırken, yüz yüze bayramlaşmalar sosyal bağların gerçek anlamda mühürlendiği derinlikli süreçlerdir." dedi.Bayramların sadece bir tatil fırsatı olarak görülmesini, "haz odaklı yaşam felsefesinin" (hedonik adaptasyon) bir sonucu olarak değerlendiren Tarhan, aile ve akraba ziyaretlerinin beyinde serotonin salgılanmasını tetiklediğini ifade etti.Prof.

Dr.

Tarhan, şunları kaydetti:"Harvard'ın 85 yıl süren dev çalışması da kanıtlamıştır ki, insanı hayatta en çok mutlu eden ve ömrünü uzatan şey, şöhret veya zenginlik değil, kurduğu kaliteli sosyal bağlardır.

Bu bağlamda büyükleri ziyaret etmek, sadece bir sosyallik değil, ruh sağlığımızı koruyan en güçlü sosyal sermayemizdir.

Eğer bayramda ailelerin yanında olunamayacak ve bir yerlere gitmek zorunda kalınırsa, kesinlikle büyüklerin gönülleri alınmalı.

Bayram öncesi de olsa onlar ziyaret edilmeliler.

Bayramın eğlence yanı var tabii ki ama fedakarlık yanı da unutulmamalı.""Bayram bir psikolojik detoks fırsatıdır"Tarhan, bayramın aynı zamanda bir "psikolojik detoks" fırsatı olduğunu belirterek, affetmenin fizyolojik faydalarına dikkati çekti.Kin ve öfke taşımanın bağışıklık sistemine zarar verdiğini belirten Tarhan, "Bayramlaşmalar, 'zihinsel yeniden çerçeveleme' (reframing) yaparak bu yükleri rafa kaldırmak için eşsiz bir dönemdir.

Affetmek stres hormonlarını azaltır, kalp ritmini yavaşlatır ve genel sağlığı düzeltir." dedi.Genç kuşağı bayram masalarından kaçırmamanın yolunun, bayramı bir konferans veya vaaz ortamına çevirmemekten geçtiğini aktaran Tarhan, "Aile içinde 'dijital detokslar' uygulayarak, yemek ve sohbet saatlerinde telefonları bir kenara bırakıp gerçek bir iletişim iklimi oluşturulmalı.

Gençlere bu geleneği aktarırken, aidiyet duygusunun onlara gelecekte karşılaşacakları zorluklara karşı 'psikolojik sağlamlık' kazandıracağı, onları bir 'sosyal çadırın' güvenli gölgesinde tutacağı gerçeği modelleme yoluyla anlatılmalı." şeklinde konuştu.Tarhan, bayramı huzurlu geçirmek isteyenler ile aile büyüklerini ziyaret edecek olanlara şu önerilerde bulundu:"Problemleri rafa kaldırın, kırgınlıkları çözmeyi bayram sonrasına erteleyin.

Zorlayıcı akraba figürlerine karşı zihinsel olarak hazırlıklı ve esnek olun.

Kültürel mirasa sahip çıkın, büyüklerin elini öpmek ve onları hatırlamak bizi biz yapan en kıymetli geleneklerimizdir.""Bayramlar, aileler arasındaki uhuvvet ve kaynaşmaya vesileydi"Tarihçi yazar Zafer Bilgi, ailenin toplumun temeli olduğunu belirterek, "İnsanlık tarihinin en kadim kurumlarından olmakla birlikte tarihin her döneminde varlığını ve önemini korumuştur.

Osmanlı'da aile yapısı bilhassa toplumun en sağlam temel yapı taşı olması hasebiyle önemli bir kale olarak görülüyordu.

Ailenin temeli, Kur'an-ı Kerim'den örnek alınarak kuruluyordu.

Dini altyapıya göre şekilleniyordu." dedi.Ailenin, inanç ve değerlerin paylaşıldığı, ortak duyguların yaşandığı, farklılıklardan bütünlüğün tesis edildiği, gelecek nesillere aktarıldığı toplumun en sağlam halkalarından biri olduğuna dikkati çeken Bilgi, bireylerin fizyolojik varlığı kadar içsel ve ruhsal zindeliğinin de önemsendiğini vurguladı.Bilgi, Osmanlı'da bayramlarda aile ziyaretine değinerek, şunları söyledi:"Osmanlı'da aileler, birbirlerine ziyaretleri ve bilhassa diğerkam olmayı önemsiyorlardı.

Osmanlı mahalle yapısında sosyokültürel çeşitliliklerin, yani zengin konaklar ile orta halli hanelerin bir arada bulunması toplumun her kesiminin birbirini kuşatmasını sağlıyordu.

Bayramlar, bu büyük konaklardan, orta halli hanelere, üst düzey köşklere aynı mahalle içerisinde akışı sağlıyordu.

Dini bayramlarda gayrimüslimler de Osmanlı tebaası içerisinde Müslüman insanlar ile kaynaşırlardı.

Osmanlı'da, bayramlarda büyüklerin ziyareti bilhassa önemsenir, ailenin küçükleri, sırasıyla en büyükten başlayarak hayır duası alarak 'sıla-i rahim' denilen ziyaretleri yaparlardı.

Bayramlar, aileler arasındaki uhuvvet ve kaynaşmaya vesileydi."Sanat tarihçisi Süleyman Faruk Han Göncüoğlu da Osmanlı döneminde bayramlarda ailenin bir araya gelmesine verilen önemi anlatarak, şunları söyledi:"Osmanlı'da, ramazandan itibaren, Ramazan Bayramı ve Kurban Bayramı'nda aile en önemli olandı.

Farklı diyarlarda olan ailenin, diğer bireylerin bir araya gelmesi yılın bu iki dönemi için önemliydi.

İşte bu sebeple iki bayram arası düğün yapılmazdı.

Çünkü ailenin bir araya gelme dönemidir.

Yılın bu iki dönemi yeni doğmuş bebekleri görme, tanıma, mektepte okuyanların hikayelerini dinleme, büyüklerin varlığını hissetme dönemi olması sebebiyle ne düğün yapılırdı ne de bir diyara alışverişe bile gidilmezdi."O dönemde bayramların, "ailelerin pekişmesi, hafızaların canlanması" demek olduğunu aktaran Göncüoğlu, "Bugün pazar kahvaltısı olarak görülen sofra düzeni, bayramda ailenin bir araya gelme şerefi için gerçekleştirilen bir gelenekti." dedi.

İlgili Sitenin Haberleri