Haber Detayı

Tatil kültürü içinde eriyen bayramlar akrabalık bağlarını ve aidiyet duygusunu zayıflatıyor
Güncel haberler.com
19/03/2026 13:36 (6 saat önce)

Tatil kültürü içinde eriyen bayramlar akrabalık bağlarını ve aidiyet duygusunu zayıflatıyor

İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Sadettin Acar, son yıllarda bayramların giderek tatil kültürü içinde erimesinin akraba ziyaretleri ve sılayırahim geleneğinin zayıflamasına yol açtığını, büyükleri ziyaret etmek, aile büyükleriyle bayramlaşmak ve onların hayır dualarını almak gibi...

İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Sadettin Acar, son yıllarda bayramların giderek tatil kültürü içinde erimesinin akraba ziyaretleri ve sılayırahim geleneğinin zayıflamasına yol açtığını, büyükleri ziyaret etmek, aile büyükleriyle bayramlaşmak ve onların hayır dualarını almak gibi köklü kültürel pratiklerin her geçen yıl biraz daha azaldığını belirtti.İstanbul Aile Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Acar, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bayramların yalnızca özel günler olmadığını, bir milletin hafızasının tazelendiği, kuşakların yeniden buluştuğu ve değerlerin canlı tutulduğu zamanlar olduğunu söyledi.Toplumların devamlılığının yalnızca ekonomik güçle değil, değerlerin kuşaklar arasında aktarılmasıyla mümkün olduğuna ve bu aktarımın en güçlü zemininin de aile kurumu olduğuna dikkati çeken Acar, "Ancak son yıllarda bayramların giderek tatil kültürü içinde erimesi, akraba ziyaretleri ve sılayı rahim geleneğinin zayıflamasına yol açıyor.

Büyükleri ziyaret etmek, aile büyükleriyle bayramlaşmak ve onların hayır dualarını almak gibi köklü kültürel pratikler her geçen yıl biraz daha azalıyor." dedi.Acar, bayram ziyaretlerinin çocukların hayatında da önemli bir yer tuttuğunu, çocukların değerleri çoğu zaman kitaplardan değil, gördükleri davranışlardan öğrendiklerini belirterek, "Aile büyükleriyle bayramlaşan, dedesinin nasihatini dinleyen ve ninesinin duasını alan bir çocuk, saygı, vefa ve dayanışma gibi değerleri doğal bir şekilde içselleştiriyor.

Bu nedenle sosyologlar bayram ziyaretlerini yalnızca bir gelenek değil, toplumların kültürel hafızasını canlı tutan sessiz bir okul olarak tanımlıyor." ifadelerini kullandı."Bayram sofraları yalnızca bir gelenek değil, toplumsal dayanıklılığın görünmeyen altyapısı"Modern yaşam tarzı ve tüketim kültürünün geleneksel ritüelleri de dönüştürdüğüne işaret eden Acar, şöyle devam etti:"Sosyologlar bu dönüşümü 'haz ve tüketim kültürünün kolektif ritüeller üzerindeki baskısı' olarak tanımlıyor.

Bugün bayramda yapılan tercih aslında iki farklı kültür arasında yapılan bir tercih.

Açık büfe kültürü, bireysel tüketimi, yüzeysel ilişkileri ve haz odaklı deneyimleri ön plana çıkarıyor.

Bayram sofraları ise aidiyet ve akrabalık bağlarını, kuşaklar arası kültürel aktarımı, vefa ve sorumluluk duyguları ile dayanışmayı tahkim ediyor.

Bu nedenle bazı araştırmacılar bayram sofralarını yalnızca bir gelenek değil, toplumsal dayanıklılığın görünmeyen altyapısı olarak tanımlıyor."Acar, günümüzde kültürel dönüşümü hızlandıran en güçlü araçlardan birinin de ekranlar olduğunu dile getirerek, "Televizyon dizileri, dijital platformlar ve sosyal medya yalnızca eğlence değil, aynı zamanda norm üretmekte.

Medya sosyolojisi araştırmaları ekranların yalnızca eğlence üretmediğini, aynı zamanda norm ve davranış kalıpları ürettiğini gösteriyor.

Aile içi ilişkilerin çatışma üzerinden anlatıldığı, sadakatsizliğin romantize edildiği ve mahremiyetin teşhir edildiği içerikler zamanla toplumun değer algısını dönüştürmekte.

Bu nedenle bazı uzmanlar medyanın yalnızca kültür üzerinde değil toplumsal dayanıklılık üzerinde de etkili olduğunu değerlendirmekte.

Çünkü modern çağda mücadeleler yalnızca askeri cephelerde değil, kültür, medya ve zihin dünyasında da yürütülmekte." diye konuştu.Aile bağlarının güçlü olduğu toplumlarda yalnızca sosyal dayanışmanın değil, aidiyet duygusunun da daha güçlü olduğunu vurgulayan Acar, bu duygunun aynı zamanda toplumsal dayanıklılığın ve milli direncin önemli unsurlarından biri olduğunu ve bu nedenle uzmanların "Bayram sofrasını kaybeden bir toplum, zor zamanlarda dayanışma gösterebilir mi?" sorusunu sorduğunu aktardı."Sılayırahim için bayramlar son derece kıymetli imkanlar sunar"Acar, bayramlarda büyükleri ziyaret etmenin, sılayırahim geleneğinin ve bayram sofralarının önemini ise şu sözlerle anlattı:"Kültür ve gelenek, bayram günlerini daima önemli bir fırsat olarak görmüş, bugünleri değerlerin, ahlaki ilkelerin ve insani inceliklerin aktarılması için güçlü bir zemin haline getirmiştir.

Paylaşma, ikram, ziyaret, hal hatır sorma, gönül alma gibi ahlaki ilkeler sadece bireysel tercihler değil, aynı zamanda bu kültürel birikimin dini ilkelerle yoğrulmuş tezahürleridir.

Kültürümüz ve geleneksel yapımız, bu günleri bir fırsat olarak görmüş dinin emirlerinden hareketle dayanışmanın, yakınlaşmanın ve muhabbetin vesilesine dönüştürmüştür.

Özellikle burada 'sıla-i rahim' dediğimiz önemli bir görevin icrası için bayramlar son derece kıymetli imkanlar sunar.

Modern zamanlarda, bilhassa şehir hayatının yoğunluğu içinde sıkça ihmal edilen akrabaların, anne babaların ve büyüklerin bu vesileyle ziyaret edilmesi, gönüllerinin alınması, fiziken görüşme imkanı olmasa bile en azından bir telefonla hallerinin sorulması, bayramların sunduğu önemli fırsatlardandır."Bayram günlerinde çocukların çok özel bir yere sahip olduğunu ifade eden Acar, "Değerlerin ve geleneksel mirasın çocuklara aktarılmasında bayramların güçlü bir vesileye dönüştüğü muhakkaktır.

Bir taraftan adabımuaşeretin öğretilmesi diğer taraftan sılayırahimin yaşatılması ve bunun bir neticesi olarak çocukların gönüllerinin hoş edilmesi bayramı onlar için unutulmaz bir hatıraya dönüştürür." dedi.Bayramlardaki küçük dokunuşların hayatın geri kalanında derin ve silinmez izler bırakabileceğini, dinden beslenen kültürün vatandaşlara bayramlarda büyüklere saygı ve hürmeti, küçüklere ise sevgi ve muhabbeti göstermenin en güzel örneklerini sunduğunu belirten Acar, bu bakımdan bayramın hem inancın hem de kültürün müşterek bir dili olduğunu ve insanın bu dili doğru okudukça, yaşadıkça hem dinin ruhuna daha fazla yaklaşacağını hem de ait olduğu medeniyetin değerlerini daha derinden idrak edeceğini söyledi."Bayram, adeta bir aile sofrasının etrafında toplanmakla özdeşleşmiş"Acar, bayram günlerinin aile kurumunun en yoğun şekilde hatırlandığı ve ailenin hayatın merkezine yerleştiği müstesna zamanlar olduğunu dile getirerek, "Bayram, adeta bir aile sofrasının etrafında toplanmakla özdeşleşmiş, aynı duaya, sevince ve hatıraya ortak olmanın adı haline gelmiştir.

Bugünlerde yalnızca çekirdek aileler değil, ailenin büyükleriyle birlikte kuşaklar arası bir buluşma da gerçekleşir.

Dedeler, nineler, amcalar, teyzeler ve kuzenler her biri bu büyük tablonun ayrılmaz bir parçası olarak bayramın ruhunu tamamlar.

Böylece bayram, sadece bir ziyaret değil, geçmiş ile bugünün, hatıra ile umudun aynı sofrada buluştuğu derin bir anlam kazanır." değerlendirmesinde bulundu.Bu yönüyle aile sofralarının da yalnızca yemek yenen mekanlar olmadığını, güzel hatıraların tazelendiği, gönüllerin yakınlaştığı ve aidiyet duygusunun yeniden inşa edildiği kıymetli zeminler olduğunu kaydeden Acar, aynı ekmeği bölüşmenin, aynı duaya "amin" demenin ve aynı sevinci paylaşmanın aile olmanın manasını daha da derinleştirdiğini ifade etti.Acar, modern hayatın parçalayıcı ve iğva edici etkisine rağmen bayramların, dağılmış zamanları ve uzaklaşmış gönülleri yeniden bir araya getiren ilahi bir davet gibi olduğunu aktararak, "Bir toplum bayram sofralarını kaybettiğinde yalnızca bir geleneğini değil, hafızasını, dayanışmasını ve aidiyet duygusunu da kaybetmeye başlar.

Bayram sofrası dağılırsa millet dağılır.

Çünkü bir milletin hafızası en çok bayram sofralarında canlı kalır.

Bayram sofrası dağılırsa kültür zinciri kopar." ifadelerini kullandı.

İlgili Sitenin Haberleri