Haber Detayı
Karanlığa girince neden başta hiçbir şey göremiyoruz?
Işıklar kapandığında ilk başta hiçbir şey göremememiz aslında gözlerimizin yetersizliğinden değil, uyum sürecinden kaynaklanıyor. Peki birkaç dakika sonra etrafı seçebilir hale gelmemizin arkasında hangi mekanizma var? İşte detaylar...
Karanlıkta daha iyi görmeye başlamak bir mucize değil, tamamen bilimsel bir süreçtir.
Gözlerimizin bu etkileyici uyum yeteneği, günlük hayatta fark etmediğimiz detaylarla dolu.
KARANLIKTA GÖZLERİMİZ NEDEN DAHA İYİ GÖRMEYE BAŞLAR?
Geceleri ışıklar kapandığında ilk başta hiçbir şey göremeyiz.
Ancak birkaç dakika geçtikten sonra etrafımız yavaş yavaş netleşmeye başlar.
Bu durum, gözlerimizin karanlığa uyum sağlama yeteneğinden kaynaklanır.
Peki bu süreç nasıl işler?
İşte gözlerimizin karanlıkta “daha iyi görmeye başlamasının” bilimsel açıklaması… GÖZLERİN KARANLIĞA UYUM SÜRECİ (KARANLIK ADAPTASYONU) Gözlerimiz, farklı ışık koşullarına uyum sağlayabilen oldukça gelişmiş bir yapıya sahiptir.
Aydınlık bir ortamdan karanlık bir ortama geçtiğimizde gözlerimiz hemen adapte olamaz.
Bu sürece karanlık adaptasyonu denir.
İlk birkaç saniyede neredeyse hiçbir şey göremememizin nedeni, gözlerimizin yüksek ışığa alışmış olmasıdır.
Ancak yaklaşık 5 ila 30 dakika içinde gözlerimiz karanlığa uyum sağlar ve daha fazla detay seçebilir hale gelir. ÇUBUK VE KONİ HÜCRELERİN ROLÜ Gözümüzün arka kısmında yer alan retina, görmeyi sağlayan iki temel hücre tipine sahiptir: Koniler: Renkleri ve detayları görmemizi sağlar, ancak parlak ışıkta daha etkilidir. Çubuklar: Düşük ışıkta çalışır ve karanlıkta görmeyi sağlar.
Karanlık ortamlarda koniler etkisini kaybederken, çubuk hücreler devreye girer.
Bu sayede siyah-beyaz tonlarda da olsa çevremizi daha iyi algılamaya başlarız.
GÖZ BEBEĞİ NEDEN BÜYÜR?
Karanlıkta göz bebeğimiz (pupil) büyüyerek daha fazla ışığın göze girmesini sağlar.
Bu refleks, daha fazla görsel bilgi toplanmasına yardımcı olur.
Işık arttığında ise göz bebeği küçülerek gözü korur.
RODOPSİN: KARANLIKTA GÖRMEYİ ARTIRAN PİGMENT Çubuk hücrelerin içinde bulunan “rodopsin” adlı pigment, düşük ışıkta görmeyi mümkün kılar.
Aydınlıkta bu pigment parçalanır, karanlıkta ise yeniden oluşur.
İşte bu yüzden karanlığa geçişte hemen göremeyiz; rodopsinin yeniden üretilmesi gerekir.
NEDEN RENKLERİ SEÇEMEYİZ?
Karanlıkta daha iyi görmeye başlasak da renkleri ayırt etmek zorlaşır.
Bunun nedeni, renk algısından sorumlu olan koni hücrelerin düşük ışıkta etkisiz hale gelmesidir.
Bu yüzden karanlıkta her şey gri tonlarında görünür.
GECE GÖRÜŞÜNÜ ETKİLEYEN FAKTÖRLER Herkesin karanlıkta görme yetisi aynı değildir.
Bu durum bazı faktörlere bağlıdır: - Yaş (yaş ilerledikçe gece görüşü azalabilir) - Beslenme (özellikle A vitamini eksikliği) - Göz sağlığı - Uzun süre parlak ışığa maruz kalma KARANLIKTA DAHA İYİ GÖRMEK İÇİN NE YAPILABİLİR? - Karanlık ortama girince gözlere zaman tanıyın - Parlak ekranlardan uzak durun - Loş ışık kullanarak geçiş yapın - Göz sağlığını destekleyen besinler tüketin GÖZLERİMİZ KARANLIKTA “DAHA GÜÇLÜ” DEĞİL, DAHA UYUMLU ÇALIŞIR Aslında karanlıkta daha iyi görmeye başlamamız, gözlerimizin güçlenmesinden değil, çevreye uyum sağlamasından kaynaklanır. Çubuk hücrelerin devreye girmesi, göz bebeğinin büyümesi ve rodopsin üretimi sayesinde, karanlıkta bile çevremizi algılayabiliriz.
Bu da insan gözünün ne kadar etkileyici bir sistem olduğunu bir kez daha gözler önüne serer.
Görsel Kaynak: shutterstock/istockphoto