Haber Detayı
Bakan Çiftçi: Suç tiplerine yönelik mücadelemizi çeşitlendiriyoruz
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, suç örgütlerinin artık bilinen klasik yöntemlerle hareket etmediğini söyleyerek, "Biz de onların bu stratejisine paralel olarak yeni suç tiplerine yönelik mücadelemizi çeşitlendiriyoruz, onların usulleriyle, onlardan daha iyi şekilde mücadele etmeye gayret ediyoruz. Yapay zeka destekli analiz sistemleri, gelişmiş veri takip altyapıları ve uluslararası iş birlikleriyle dijital suç ağlarını çok daha hızlı tespit edip, müdahale edebilen bir yapı oluşturmaya çalışıyoruz" dedi.
İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, bir grup gazetecinin sorularını cevapladı.
Çiftçi, yeni dönemde İçişleri Bakanlığı güvenlik politikası vizyonuna ilişkin, "Muhterem Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda, sadece ortaya çıkan tehditlere reaksiyon gösteren değil, riskleri önceden görerek, muhtemel riskleri önceden hesap ederek önleyici, bütüncül ve sürdürülebilir bir sistemi kurumsallaştırmanın, böyle bir yapı inşa etmenin gayreti içerisinde olacağız.
Yeni güvenlik mimarisi dediğimizde sadece güvenlik birimlerimizin fiziki kapasitesini arttırmayı düşünmüyoruz.
Her açıdan kurumlarımızın koordinasyonunun güçlü hale getirilmesi, dijitalleşme, yerli ve milli teknolojilerin kullanılması ve en temelde de vatandaşlarımızla güven ilişkisinin daha sağlam hale gelmesini merkeze alıyoruz.
Yine prensibimiz, milletimizin huzuruna kasteden, kamu düzenimize ve güvenliğimize tehdit oluşturan suç türlerinin tamamıyla kararlı bir şekilde mücadele etmeyi düşünüyoruz.
Planlamamız bu şekilde.
Suçu üreten kaynağı kurutacak kalıcı bir sistem kurmak, bizim olmazsa olmazımızı teşkil ediyor.
Türkiye'nin yeni güvenlik mimarisi, güçlü devlet, güçlü toplum, güçlü teknoloji ve güçlü toplum iş birliği üzerine tesis edilecektir, bina edilecektir.
Amacımız; vatandaşlarımızın kendisini her yerde güvende hissettiği, kamu düzeninin en üst seviyede sağlandığı ve Türkiye'nin istikrarının daha da pekiştiği bir güvenlik sistemini kalıcı hale getirmektir" dedi. 'Suç örgütleri klasik yöntemlerle hareket etmiyor' Bakan Çiftçi, suç örgütlerinin artık bilinen yöntemlerle, klasik yöntemlerle hareket etmediğini, dijitalleşmenin hayatın her alanına yaygınlaşmasıyla beraber çeşitlenen bir suç türü çeşidi söz konusu olduğunu belirtti.
Çiftçi, "Özellikle çevrim içi dolandırıcılık, sanal bahis, veri hırsızlığı ve sosyal medya üzerinden organize edilen suç faaliyetleri güvenlik gündemimizin önemli başlıklarından biri haline gelmiş durumda.
Dolandırıcılar artık bilişim sistemlerini kullanmak suretiyle sanal faaliyette bulunuyor.
Daha çok onlar da sosyal medya üzerinden, internet üzerinden vatandaşlarımızı ağlarına düşürüyorlar ve bu şekilde onların canlarını yakıyorlar.
Biz de İçişleri Bakanlığı olarak onların bu stratejisine paralel olarak yeni suç tiplerine yönelik mücadelemizi çeşitlendiriyoruz, onların usulleriyle, onlardan daha iyi şekilde mücadele etmeye gayret ediyoruz.
Bu kapsamda da hem Emniyet Genel Müdürlüğümüz hem de Jandarma Genel Komutanlığımız bünyesindeki siber suçlarla mücadele birimlerimizin hem insan kaynağını hem de teknik kapasitesini önemli ölçüde arttırmaya gayret ediyoruz.
Mesela yapay zeka destekli analiz sistemleri, gelişmiş veri takip altyapıları ve uluslararası işbirlikleriyle dijital suç ağlarını çok daha hızlı tespit edip, müdahale edebilen bir yapı oluşturmaya çalışıyoruz.
Özellikle organize dolandırıcılık şebekelerine karşı yürüttüğümüz operasyonlarla da her yıl binlerce şüpheliyi adli makamlara yakalayıp teslim ediyoruz" diye konuştu. 'Vatandaşlarımızı bilinçlendireceğiz' Bakan Çiftçi, vatandaşların dijital güvenlik konusunda bilinçli olmasının önemine vurgu yaparak, "Vatandaşlarımızın da bu konuda bilinçli hareket etmeleri gerekiyor.
Bu nedenle de önümüzdeki dönemlerde vatandaşlarımızı daha da bilinçlendirmek, onların farkındalığını arttırmak için eğitici faaliyetlere, bilinçlendirme faaliyetlerine ağırlık vereceğiz.
Bu kesim dolandırıcılar özellikle yaşlı insanlarımızı, bilişim sistemlerini kullanmayı çok fazla bilemeyen vatandaşlarımızı ve gençleri ağlarına düşürebiliyorlar.
Bunun için de bu kesimleri bilgilendirmeye, bilinçlendirmeye yönelik faaliyetlerimizi önümüzdeki dönemlerde daha da arttırmış olacağız.
İstiyoruz ki dijital dünyada suç işleyenlerin kendilerini güvende hissedebilecekleri hiçbir alan kalmasın.
Bu alanda herhangi bir boşluk bırakmayalım" dedi. 'Çocuklarımızın güvenliği öncelikli başlık' Bakan Çiftçi, suça sürüklenen çocuklar meselesinin aslında sadece bir güvenlik sorunu değil, bütün bir toplumun ortak sorumluluğu içerisinde yer aldığını söyledi.
Çiftçi, "Her çocuğun doğru yönlendirme ve destekle yeniden topluma kazandırılabileceğine inanıyoruz.
Yeni dönemde hayata geçirdiğimiz yeni güvenlik mimarisi olarak da adlandırdığımız anlayışımızda çocuklarımızın güvenliği öncelikli bir başlık olarak öne çıkıyor.
Bu yaklaşım yalnızca suçla mücadeleyi değil; önleyici, proaktif ve bütüncül bir güvenlik sistemini de kapsıyor aynı zamanda.
Emniyet ve Jandarma birimlerimiz sahada riskli bölgeleri ve okul çevrelerini yakından izlerken, takip ederken teknolojik altyapı ve veri temelli yönetim sistemleri sayesinde de çocukların maruz kalabilecekleri tehlikeleri önceden tespit edebiliyoruz.
Böylece müdahaleler sadece olay sonrasında bastırıcı kolluk şeklinde değil, önleyici tedbirlerle de gerçekleşiyor" diye konuştu. 'En öncelikli, en somut mesele' Çiftçi, okullarda, diğer alanlarda sadece güvenlik tedbirleri almakla bunun önlenebileceğini düşünmediklerini dile getirerek, "Bu yüzden de Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığımız arasında da ortak projeler yürüterek çocukların eğitimden kopmasını önlemek, sosyal ve sportif faaliyetlerle onların topluma yeniden kazandırılmasını, yeniden bağlanmalarını sağlamak da temel hedeflerimiz arasında yer alıyor.
Yeni güvenlik mimarimizde kurumsal koordinasyon, sahadaki görünür güvenlik ve toplumla güvenlik güvenilirlik ilişkisi, karşılıklı güven ilişkisi bir arada işliyor.
Her üçü de birbirini destekliyor.
Çocuklarımızı sokaktaki tehlikelerden korumak ve onları topluma kazandırmak da bu sistemin doğal bir parçası halinde.
Çocuklarımızın güvenliği ve topluma kazandırılması, yeni güvenlik mimarimizin hem öncelikli hem de somut olarak hayata geçirdiğimiz bir ayağını teşkil ediyor" açıklamasında bulundu. 'Mevcut kanun, Emniyet teşkilatımıza dar geliyor' Bakan Çiftçi, kolluk personelinin çalışma koşullarına ilişkin soru üzerine özel harekat polis babası olduğunu söyleyerek, "Onların sorunlarını, beklentilerini gayet yakından biliyorum kendi çocuğumdan dolayı.
Bir yandan böyle fedakar bir şekilde çalışmalarını hem görüyorum hem onların beklentilerini de yakından takip ediyorum.
Dolayısıyla biz elimizden geldiği kadar onların çalışma şartlarını, imkanlarını kolaylaştırmak için, hayatlarını daha kolaylaştırmak için elimizden geldiği kadar gayret edeceğiz.
Bu noktada da Emniyet Teşkilatı Kanunu 1937 yılında çıkarılmış.
Aradan da uzun bir zaman geçmiş.
Kanunun günün ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde yeniden güncellenmesi gerekiyor.
Çünkü şu anda Emniyet Teşkilatımız neredeyse 350 bin kişilik bir kadroya ulaştı, dev bir orduya ulaştı.
Bunun 280 binini polislerimiz oluşturuyor.
Amir sınıfında olan emniyet mensuplarımız var, bekçilerimiz var.
Dolayısıyla artık mevcut kanunun Emniyet Teşkilatımıza dar geldiğini, bir yeniden güncellenmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Bununla ilgili geçmiş dönemde, benden önce başlayan bir hazırlık var, bir çalışma var.
Biz de arkadaşlarımızla beraber bu çalışmayı devam ettirmeyi düşünüyoruz" dedi. 'İran sınırında hareketlilik yok' Bakan Çiftçi, İran'dan olası göç dalgasına ilişkin, savaş başladığından bu yana sınır illerindeki sınır kapılarını yakından takip ettiklerini söyledi.
Çiftçi, "Oradaki bölgede görev yapan valilerimizle de sürekli temas halindeyiz.
Zaman zaman video konferans sistemi üzerinden de bu konuyla ilgili toplantılar gerçekleştiriyoruz.
Aynı zamanda savaşın başladığı tarihten bu yana sınır kapılarımızdan giriş çıkışları da yakından takip ediyoruz, gözlemliyoruz.
Savaşın başladığı tarihten bu yana İran tarafından bizim tarafımıza geçişlerde vatandaşlarımız rahatlıkla geçebiliyorlar, bu konuda herhangi bir sınırlama yok.
Yalnız İran kendi vatandaşlarına yönelik olarak bir sınırlama getirmiş durumda.
Kendi vatandaşlarını bizim tarafa bırakmıyorlar.
Aynı zamanda üçüncü ülke vatandaşlarının da bizim tarafımıza geçmesine müsaade etmiyorlar.
Bizim tarafımızdan da İran tarafı kendi vatandaşlarını kabul ediyor, onun dışında diğer geçişlere de müsaade etmiyor.
Bunun neticesinde şunu görüyoruz; savaşın başladığı tarihten bu yana bizim tarafımıza geçişlerde, İran vatandaşlarının geçişlerinde neredeyse üçte bir veya dörtte birlik bir azalma var.
Kendi taraflarına geçişlerde, kendi vatandaşları açısından da bir artış var.
Dolayısıyla şu anda sınırlarımızda, sınır illerimizde herhangi bir hareketlilik olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim.
Tabii şu anda savaşın ne zaman biteceğini, bu sürecin ne zaman sona ereceğini bilemiyoruz.
Ama biz gerek İçişleri Bakanlığımız olarak Göç İdaresi, AFAD, öbür taraftan Milli Savunma Bakanlığımız sürekli bölgeyi izliyoruz, gelişmeleri takip ediyoruz.
Bununla ilgili alınması gereken tüm tedbirleri de almış durumdayız.
Şu anda herhangi bir sıkıntı yok" diye konuştu.