Haber Detayı
Gökbilimciler son derece nadir bir yıldız keşfetti
Yeni yapılan keşif evrenin ilk yıldızlarını koruyan fosilleri ortaya çıkaran kozmik arkeoloji niteliği taşıyor.
Bilim insanlarının yaptığı yeni araştırma ilk yıldızlara yönelik bilgilerimi güncelliyor.
Araştırmacılar, yaklaşık 150 bin ışık yılı uzaklıkta, cüce bir galaksi olan Pictor II içinde yer alan bu yıldızı tespit etti.
Keşfedilen yıldız, bilim insanlarının “ikinci nesil yıldız” (Population II) olarak sınıflandırdığı türden oldu.
Ancak onu özel kılan şey, içerdiği elementler.
Yıldızda ölçülen demir miktarı, Güneş’tekinin sadece 40 binde biri kadar.
Buna karşılık karbon oranı olağanüstü yüksek; Güneş’e kıyasla 1500 kat fazla karbon-demir oranı bulunuyor.
Bu dengesiz kimyasal yapı, yıldızın sıradan bir oluşum sürecinden geçmediğini gösteriyor.
Aksine, evrenin ilk yıldızlarının bıraktığı izleri taşıyor.
KEŞİF OLDUKÇA ÖNEMLİ SORULARI CEVAPLAYABİLİR Evrenin ilk yıldızları yalnızca hidrojen ve helyumdan oluşuyordu.
Bu yıldızlar öldüğünde, düşük enerjili süpernovalarla uzaya daha hafif elementleri mesela karbon yayarken, ağır elementleri demir gibi, içlerinde tutuyordu.
İşte bu yeni keşfedilen yıldız, tam olarak bu sürecin “imzasını” taşıyor.
Bilim insanları bu tür keşifleri “kozmik arkeoloji” olarak adlandırıyor.
Çünkü bu yıldızlar, evrenin erken dönemlerinde neler olup bittiğini anlamak için adeta fosilleşmiş veri kayıtları gibi çalışıyor.
Stanford Üniversitesinden araştırmanın lideri Anirudh Chiti yaptığı açıklamada, Bu nesnelerin son derece nadir olması göz önüne alındığında, ilk yıldızlardan gelen ağır metalleri kesin olarak koruyan bir yıldız keşfetmek, mümkün olduğunu düşündüğümüz şeyin sınırındaydı diyor ve ekliyor: Herhangi bir ultra sönük cüce galakside şimdiye kadar elde edilen en düşük demir bolluğuyla PicII-503, benzeri görülmemiş bir şekilde, ilkel bir sistem içindeki ilk element üretimine dair bir pencere açıyor.
Bu özel yıldız, şimdiye kadar Samanyolu dışındaki en düşük demir oranına sahip yıldız olarak kayda geçti.
Bu da onu sadece nadir değil, aynı zamanda teorileri test eden bir referans noktası hâline getiriyor.
Bu keşif ilk yıldızların nasıl patladığına, evrenin ilk elementlerinin nasıl dağıldığına ve bugün gördüğümüz galaksilerin hangi kimyasallar üzerine kurulduğuna cevap verebilir.