Haber Detayı
Tunç Soyer’in kaybolmadığı orman
Küba devriminin lideri Fidel Castro, nereye gideceğini bilmeyen, rotası, pusulası belli olmayan insanlar için “Ormanda geyik olmak”...
Küba devriminin lideri Fidel Castro, nereye gideceğini bilmeyen, rotası, pusulası belli olmayan insanlar için “Ormanda geyik olmak” tanımını kullanıyor: “Sınıf mücadelesini, toplumun zenginler ve yoksullar olarak ayrıldığını, zenginlerin zenginliğini yoksulların emeğinin yarattığını, bu haksızlık ve adaletsizliği gidermek için mücadele etmek gerektiğini bilmiyorsan; ormanda bir geyiksin, ormanda kaybolmuşsun demektir.”Neden Castro’yla başladım?Anlatayım.Tarihler 1 Temmuz 2025’i gösterdiğinde İzmir güne operasyonla başladı.
Aralarında İzmir eski Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’in de olduğu 157 isim gözaltına alındı.
Soyer de dahil çok sayıda isim tutuklandı.Dava, belediye iştiraki İZBETON A.Ş.’de, taşeron şirketler eliyle yolsuzluk yapıldığı iddiası üzerine açıldı.
Gelinen noktada; İzmir 23.
Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve Tunç Soyer’in verdiği isimle “Kentsel Dönüşümde Kooperatifçilik Modeli” davasında temmuzdan ocak ayına kadar geçen sürede iki isim tutuklu kalmıştı.65 sanıklı davanın son duruşması 6 Ocak 2026’da görüldü.Mahkeme heyeti, oy çokluğuyla son iki tutuklu sanık, Tunç Soyer ile İZBETON eski Genel Müdürü Heval Savaş Kaya’nın tahliyesine karar verdi.
Ancak… Soyer ve Kaya, kooperatiflere yönelik yürütülen ‘zimmet’ soruşturması kapsamında tutuklu yargılandıkları için cezaevinde kalmaya devam ediyor.Bayramda Tunç Soyer’in Kırmızı Kedi Yayınevi’nden çıkan “Gelecek Olsun/Cezaevi Günlükleri”ni okudum.
Okurken, Aristoteles’ten Thomas More’a, Heiddeger’den Freud’a, Marks’tan Engels’e, Adam Smith’ten Mithat Paşa’ya, Fidel Castro’dan Mustafa Kemal Atatürk’e felsefe, sosyoloji ve siyaset dünyasından çok sayıda düşünürle karşılaştım, onları Soyer aracılığıyla selamladım.
Sizleri “İzbeton davasıyla” yormayacağım ama cezaevi günlükleri üzerinden bir “isyanı” anlatmaya çalışacağım.
İşte “günlükler” üzerinden Soyer’in savunması.Cezaevi Günlükleri: 15 Temmuz 2025Türk Ceza Kanunu 158/1 sebebiyle, yani “Nitelikli Dolandırıcılık”la suçlanarak tutuklandım.
Suçun oluşabilmesi için iki unsurun varlığı gerekiyor:1) İlgili madde suçun unsuru olarak “hile ve desise”nin varlığını şart koşuyor.
Kendimi kamu görevlisi olarak tanıtıp muhatapları aldatmadığıma göre, geriye kamu kurumunu zarara uğratacak bir eylemi bilerek, isteyerek planlamış olmam ihtimali kalıyor.
Oysa kamu zararına sebep olacak değil, tam tersine, kamu yararına Türkiye’ye örnek olacak bir proje başlattık.
Bu irademizi şekillendiren iki husus oldu: İlki, 2012 yılından beri kentsel dönüşüm ihalelerine belediyenin hissesini düşürmek amacıyla müteahhitlerin girmemesi.
İkincisi, 30 Ekim 2020 depremi. 2012 yılından beri tapularını yüzde yüz uzlaşı ile belediyeye devreden ve fakat bir türlü ilerlemeyen kentsel dönüşüm nedeniyle büyük mağduriyet yaşayan vatandaşların sorunlarına çözüm bulmak ve benzer bir depremde yine canların yanmasına mâni olmak istedik. “İhaleye çıktık ama kimse girmedi, ben ne yapabilirim?” deyip hiçbir şey yapmamak yerine, kilitlenen kentsel dönüşüm sorununa çare aradığım için tutuklandım. 75 metrekarelik 2.5 katlı ev30 Ekim depreminden sonra mevzuatın orta hasarlı binalara “ya yıkın ya da güçlendirin” dayatması ve orta hasarlı bina sahiplerinin “belediye olarak bari siz çare bulun” talebi üzerine çözüm arayışına başladık.Bina sahiplerinin kat malikliğinden feragat etmesi ve arsa hissedarı olması halinde kooperatifleşebileceklerini, böylece belediye şirketi İzbeton’un mevzuattaki istisna düzenlemeden faydalanarak sıfıra yakın kârla müteahhitlik hizmeti verebileceğini öğrendik.Bunun üzerine CHP’nin programında olan ismi kullanarak; KDV indirimi, yüzde yüz uzlaşı, ortak sorumluluk gibi birçok fayda sağlayan Halk Konut modelini başlattık.
Depremde yıkılan Dilber Apartmanı için kurulan Halk Konut 1 Yapı Kooperatifi’nin kurulması ile başlayan süreç, bugün 50’ye yakın kooperatife ulaştı. 15’ten fazla kooperatif ile paydaşlık sözleşmesi yapıldı, projeler ve inşaatlar devam ediyor.
Evlerine yerleşenler var.
Üstelik ilgili kooperatiflere Dünya Bankası kredisi sağlanıyor.Buradan aldığımız ilhamla, yıllardır sürüncemede kalan 6 kentsel dönüşüm bölgesinde bu uygulamayı hayata geçirdik.Özetle; Belediye Meclisi, istisna hükmü kapsamında yapım işini belediye şirketine devrediyor, İzbeton, kurulan kooperatiflerle sözleşme yapıyor ve kooperatifler de inşaat firmalarıyla anlaşma yaparak inşaatlar başlatılıyor.
İlk protokol o dönem Belediye Meclisi’nde oybirliği ile hayata geçirildi.
Böylece müteahhit arayışı, müteahhit kârı, rantı gibi konular ortadan kalktı.
Bu yöntemle 2019’a kadar 770 olan toplam kentsel dönüşüm sayısı 2024’te 5560’a ulaşmıştır.
Bu modelin hukuksuz olduğuna dair dosyada tek bir belge olmamasına rağmen, bunu “hile ve desise” olarak değerlendiren mahkeme kararı nedeniyle tutuklandım.2) Suçun ikinci unsuru; “kişisel çıkar ve menfaat elde edilmesi.” Ben, Seferihisar, Ulamış kırsalında 75 metrekare zemine oturan 2.5 katlı bir evde yaşıyorum.
Emniyetteki ifademde de söylediğim gibi “Bu suç benim evime sığmayacak kadar büyük!” Bu suçun oluşması için gereken kişisel menfaat ve çıkar ile ilgili tek bir beyan, tek bir tanık, tek bir belge, tek bir kuruş ortada olmadığı halde tutuklandım.
Bu suçun oluşumu için birini şahsen kandırma kast ve iradesinin başından beri planlanmış olduğuna dair hiçbir delil olmamasına rağmen tutuklandım.(Adresim: Buca Kırıklar F Tipi 1 Nolu Cezaevi Koğuş B/63)SONUÇ: Bugün, ABD-İsrail’in İran’a saldırısı ya da İstanbul’da görülen Ekrem İmamoğlu davasının gölgesinde kalan “Kooperatif” davasına bakın derim.
Tunç Soyer’in 204 sayfalık “günlüklerini” de okuyun!
Tabii ki mağdurlar var, kooperatiften kendisine menfaat sağlayanlar da.
Ancak… Tunç Soyer’in kitabında alıntıladığı “Ormanda geyik olmak” tanımını unutmayın!