Haber Detayı
'Aptal sarışın' algısı niçin yaratıldı... Marilyn Monroe ile başladı ama... Yeşilçam'dan günümüze sarışınlık imajı
Sarışınlığın kültürel tarihi yazılırken kitapta, Marilyn Monroe gibi dünyada ünlü sarışınlara odaklanıldı. Anlatılana göre sarışınlık yalnızca bir saç rengi değil; yıldızlık, cazibe, aptallık ve cinsellik gibi farklı anlamları aynı anda taşıyan güçlü bir kültürel sembol...
Sanat tarihçisi Lynda Nead’in "British Blonde: Women, Desire and the Image in Post-War Britain" adlı bir kitap yazdı.
Sarışının kültürel tarihi anlatılıyor.
Yazı, kültür dergisi Apollo Magazine’inde yayınlandı.
Aralık 2025 sayısında yayımlandı.
Yazıya göre sarışınlık yalnızca bir saç rengi değil; yıldızlık, cazibe, aptallık ve cinsellik gibi farklı anlamları aynı anda taşıyan güçlü bir kültürel sembol.SARIŞINLIK BİR İMAJ VE PERFORMANSYazıda, sarışınlığın çoğu zaman doğal bir özellikten çok bilinçli biçimde yaratılan bir imaj olduğuna dikkat çekiliyor.
Ünlü country sanatçısı Dolly Parton’ın “aptal sarışın şakalarına alınmam çünkü ne aptalım ne de doğal sarışınım” sözleri de bu durumu anlatan bir örnek olarak veriliyor.
Apollo Magazin'in haberine göre sarışın saç, özellikle Hollywood sayesinde küresel popüler kültürde güçlü bir görsel sembole dönüşmüş durumda.KİTAP HANGİ İSİMLERE ODAKLANIYORSanat tarihçisi Lynda Nead’in kitabı, II.
Dünya Savaşı sonrası İngiltere’de sarışınlık imgesinin nasıl şekillendiğini inceliyor ve dört kadın figürü üzerinden anlatıyor: Oyuncu Diana Dors, İngiltere’de idam edilen son kadın olan Ruth Ellis, Carry On filmleriyle tanınan Barbara Windsor ve pop art sanatçısı Pauline Boty.
Bu kadınların kariyerleri ve kamuoyundaki imajları, sarışınlığın İngiliz toplumunda nasıl bir sembole dönüştüğünü gösteren örnekler olarak ele alınıyor.MARİLYN MONROE’NUN GÖLGESİKitap boyunca Hollywood yıldızı Marilyn Monroe merkezi bir referans olarak ortaya çıkıyor.
Monroe’nun yarattığı sarışın yıldız modeli İngiltere’deki birçok figürü etkiledi.
Diana Dors’un “Britanyalı Marilyn” olarak tanıtılması, Ruth Ellis’in Monroe tarzı saçlarıyla sınıf atlama hayali kurması ve Barbara Windsor’un sahnedeki abartılı sarışın karakteri bu etkinin örnekleri arasında gösteriliyor.
Pop sanatçısı Pauline Boty ise Monroe’yu 1963 tarihli “The Only Blonde in the World” adlı eserinde sanatsal bir ikon olarak kullandı.SARIŞINLIĞIN KÜLTÜREL ANLAMIDergide çıkan yazıya göre Lynda Nead’in çalışması, sarışınlığın İngiltere’de yalnızca estetik bir tercih olmadığını; sınıf, cinsellik, şöhret ve kültürel kimlik ile yakından ilişkili bir imge olduğunu gösteriyor.
Monroe’nun Hollywood’da yarattığı ikon, 1950’ler ve 1960’larda İngiliz popüler kültüründe bile güçlü bir referans noktası haline geldi.TÜRKİYE’DE SARIŞIN KALIPLARITürkiye’de sarışınlık yalnızca fiziksel bir özellik olarak değil, sinema ve televizyon anlatılarında belirli karakter tipleriyle ilişkilendirilen bir imge olarak da kullanıldı.
Sinema araştırmaları ve medya analizleri, özellikle Yeşilçam’dan günümüze kadar sarışın kadın karakterlerin çoğu zaman belirli kalıplar içinde temsil edildiğini gösteriyor.YEŞİLÇAM’DA “SARIŞIN VAMP”1950–1970 döneminin Yeşilçam filmlerinde sarışın kadın karakterler çoğu zaman “vamp kadın” ya da baştan çıkarıcı karakter tipini temsil ediyordu.
Bu figürler hikâyede çoğunlukla tehlikeli, entrikacı veya erkekleri yoldan çıkaran kadınlar olarak sunuluyordu.Bu dönemde oyuncular Suzan Avcı ve Lale Belkıs, Yeşilçam’ın tipik “sarışın vamp” oyuncuları arasında sayılır.
Buna karşılık filmlerde “masum ve iyi kadın” karakterleri çoğu zaman esmer oyuncular canlandırıyordu.1980 VE 1990’LARDA İMAJIN DEĞİŞMESİ1980’lerden sonra sarışın kadın imgesi tamamen “kötü kadın” rolüyle sınırlı kalmadı.
Televizyonun yaygınlaşmasıyla sarışın oyuncular farklı karakter tiplerinde de görünmeye başladı.Örneğin Filiz Akın, Yeşilçam’da modern ve şehirli kadın imajını temsil eden sarışın yıldızlardan biri olarak öne çıktı.
Bu dönemde sarışınlık zaman zaman modernlik, Batılı yaşam tarzı ve şehirli kimlik ile ilişkilendirildi.GÜNÜMÜZ DİZİLERİNDE SARIŞIN OYUNCULAR2000’lerden sonra Türk dizilerinde sarışın oyuncular çok farklı karakter tiplerinde yer almaya başladı.
Örneğin Serenay Sarıkaya ve Farah Zeynep Abdullah gibi oyuncular romantik dramdan tarihi dizilere kadar geniş bir yelpazede başrol oynadı.TELEVİZYONDA “SARIŞIN SUNUCU VE SPİKER” MODASITürkiye’de sarışınlık imgesi yalnızca sinema ve dizilerde değil, televizyon ekranında da dikkat çekici bir yer tuttu.
Medya çalışmaları, özellikle 1990’lardan itibaren televizyon kanallarında fiziksel görünümün ekran yüzü seçiminde önemli bir kriter haline geldiğini vurguluyor.Bu dönemde bazı kadın sunucular ve spikerler sarı saçlı imajlarıyla popüler hale geldi.
Örneğin televizyon ve eğlence programlarıyla tanınan Burcu Esmersoy ya da magazin ve yarışma programlarında yer alan Saba Tümer gibi isimler ekranın dikkat çeken sarışın yüzleri arasında gösterildi.Odatv.com