Haber Detayı
İran İsrail’in nükleer tesisinin bulunduğu Dimona bölgesini hedef aldı
İran, gün içinde İsrail’in güneyini hedef alan 6 dalga füze saldırısı düzenledi, saldırılarda en az 39 kişi yaralandı. Dimona Nükleer Tesisi’nin bulunduğu bölgeyi de kapsayan saldırılar, İsrail’in nükleer programının merkezi olan tesisi yeniden gündeme taşıdı; “Dimona neden bu kadar kritik?” sorusu bir kez daha öne çıktı. İşte Dimona Nükleer Tesisi hakkında bilinen tüm detaylar…
İran, gün içinde İsrail'e yönelik, aralarında Dimona Nükleer Tesisi'nin de bulunduğu güney bölgelerini hedef alan 6 dalga füze saldırısı düzenledi.
Saldırılarda en az 39 İsraillinin yaralandığı açıklandı.
Bu gelişmeler, İsrail'in en kritik ve en gizli noktalarından biri olarak bilinen Dimona tesisini yeniden gündemin merkezine taşıdı.
Peki, bölgesel gerilimde adı sıkça anılan bu tesis neden bu kadar önemli?
İSRAİL'İN EN GİZLİ VE EN KRİTİK TESİSİ Resmi adı Şimon Peres Negev Nükleer Araştırma Merkezi olan Dimona tesisi, İsrail'in nükleer programının temel unsuru olarak değerlendiriliyor.
Necef Çölü'nde, yerleşim yerlerinden uzak bir noktada kurulu olan tesis, Dimona kentine yaklaşık 13 kilometre, Kudüs'e ise yaklaşık 90 kilometre mesafede bulunuyor. 2018 yılında eski Başbakan Şimon Peres'in adı verilen tesis, yüksek güvenlik önlemleriyle dikkat çekiyor.
Yaklaşık 36 kilometrekarelik bir alanı kaplayan kompleks; elektrikli çitler, devriye yolları ve hava savunma sistemleriyle korunuyor.
Tesis içinde yer üstü yapıların yanı sıra onlarca yıl öncesine dayanan ve binlerce bilim insanı ile teknisyenin çalıştığı tahmin edilen yer altı laboratuvarlarının bulunduğu belirtiliyor.
ARAŞTIRMA TESİSİ Mİ, NÜKLEER SİLAH ALTYAPISI MI?
İsrail, Dimona'nın barışçıl amaçlarla faaliyet gösteren bir araştırma merkezi olduğunu savunmayı sürdürse de, uluslararası değerlendirmeler tesisin nükleer silah programının omurgasını oluşturduğuna işaret ediyor. 1950'li yıllarda başlatılan nükleer program kapsamında Fransa'nın desteğiyle kurulan ve 1960'ların başında faaliyete geçen reaktörün başlangıç kapasitesinin yaklaşık 26 megawatt olduğu ifade ediliyor.
Ancak tesisin asıl kritik rolü, kullanılmış nükleer yakıtın işlenmesi ve plütonyum üretimiyle ilişkilendiriliyor.
ABD istihbarat raporlarına yansıyan değerlendirmelere göre, 1960'ların sonuna gelindiğinde Dimona'da silah yapımında kullanılabilecek plütonyum üretiminin mümkün hale geldiği sonucuna varılmıştı.
VANUNU İFŞASI: GİZLİLİĞİN KIRILDIĞI AN Dimona'nın uluslararası alanda en fazla dikkat çektiği dönem, 1986 yılında tesisin eski teknisyenlerinden Mordechai Vanunu'nun yaptığı ifşalar oldu.
Vanunu, Sunday Times'a verdiği bilgi ve fotoğraflarla İsrail'in nükleer kapasitesine dair uzun süredir devam eden şüpheleri güçlendirdi.
Buna rağmen İsrail, 'nükleer belirsizlik' politikasını sürdürdü.
Tel Aviv yönetimi, ne nükleer silaha sahip olduğunu doğruladı ne de açık şekilde reddetti. 1960'larda sınırlı denetimlere izin verilmiş olsa da, uluslararası incelemeler zamanla tamamen sona erdi.
UYDU GÖRÜNTÜLERİ: FAALİYET SÜRÜYOR Son yıllarda yayımlanan uydu görüntüleri ve raporlar, Dimona'daki faaliyetlerin devam ettiğine işaret ediyor. 2021'de ortaya çıkan analizlerde, tesis çevresinde yeni inşaat ve kazı çalışmalarının yapıldığı, bazı alanların nükleer atık depolama amacıyla kullanılıyor olabileceği öne sürüldü.
Uzman değerlendirmelerine göre reaktör, yılda yaklaşık 9 kilogram plütonyum üretme kapasitesine sahip olabilir.
Bu miktarın, tek bir nükleer savaş başlığı üretimi için yeterli olduğu belirtiliyor.
Elde edilen plütonyumun ayrıştırılarak savaş başlıklarına dönüştürüldüğü ve farklı platformlar üzerinden taşınabilecek şekilde hazırlandığı ifade ediliyor.
İSRAİL'İN NÜKLEER KAPASİTESİ: TAHMİNLER VE TARTIŞMALAR İsrail, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması'na taraf olmaması nedeniyle uluslararası denetim mekanizmalarının dışında kalmaya devam ediyor.
Bu durum, ülkenin nükleer kapasitesine ilişkin değerlendirmelerin büyük ölçüde tahminlere dayanmasına yol açıyor.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırma Enstitüsü'nün (SIPRI) Haziran 2025 tarihli raporunda, İsrail ilk kez nükleer silahlı devletler arasında gösterildi.
Raporda, ülkenin 80'den fazla nükleer savaş başlığına sahip olduğu değerlendirildi.
Aynı çalışmada, İsrail'in envanterinde savaş uçaklarıyla taşınabilen yaklaşık 30 nükleer bomba ile Jericho-2 balistik füzeleri için geliştirilen yaklaşık 50 başlık bulunduğu ifade edildi.
Ayrıca ülkenin, toplamda 200'e kadar nükleer savaş başlığı üretmeye yetecek bölünebilir maddeye sahip olabileceği öne sürüldü.
BÖLGESEL DENGELERİN KİLİT NOKTASI Dimona'nın yeniden gündeme gelmesi, yalnızca teknik bir tartışma değil, aynı zamanda Orta Doğu'daki güç dengelerine ilişkin kritik bir gösterge olarak değerlendiriliyor.
İran'ın açık tehditleri ve artan askeri hareketlilik, tesisin olası bir çatışmada hedef haline gelebileceğini ortaya koyarken, bu durum bölgesel savaş riskini de önemli ölçüde artırıyor.
Uzmanlara göre, Dimona etrafındaki belirsizlik ve İsrail'in nükleer politikası, bölgede caydırıcılık kadar kırılganlık da üretiyor.
Bu nedenle tesis, yalnızca İsrail'in değil, tüm Orta Doğu'nun güvenlik denkleminde merkezi bir rol oynamayı sürdürüyor.