Haber Detayı

Sürgünden sonsuzluğa Victor Hugo
Pazar yazıları cumhuriyet.com.tr
22/03/2026 04:00 (2 saat önce)

Sürgünden sonsuzluğa Victor Hugo

Victor Hugo’yu anmak, yalnızca geçmişe bakmak değil. Bu, bir soruyu yeniden sormak: Yoksulluk, eşitsizlik ve adaletsizlik karşısında edebiyat ne yapabilir?

Fransa’nın doğusundaki Besançon kentinde 1802’de dünyaya gelen bir çocuk, iki yüzyılı aşan bir yankıya dönüşecekti.

O çocuğun adı Victor Hugo’ydu.

O, yalnızca bir romancı değil, aynı zamanda Fransa’nın vicdanıydı.

Notre Dame’ın önünden geçerken 1831’de yayımlanan romanıyla o gotik mabedi yeniden hayata döndüren yazarı düşünmemek mümkün mü? “Notre Dame’ın Kamburu”, bir mimari yapıyı yalnızca bir dekor olmaktan çıkarıp başlı başına bir kahramana dönüştürmüştü. 2019’daki yangında kuleler alev alev yanarken dünya aslında biraz da Hugo’nun kelimelerinin yanışını izledi.

Doğum gününde en çok anılan eseri ise kuşkusuz “Sefiller”.

Jean Valjean’ın ekmek çaldığı için mahkûm edildiği o hikâye, iki yüzyıldır adalet tartışmalarının tam ortasında duruyor.

Yoksulluk, merhamet, hukuk ve vicdan… Bugün Fransa’da sosyal adalet yürüyüşlerinde, göçmen hakları mitinglerinde, hatta emeklilik reformu protestolarında bile Hugo’dan alıntılar görmek şaşırtıcı değil.

Çünkü o, edebiyatı sokağa indirmiş bir yazardı.

Hugo’nun doğum günü, yalnızca bir edebiyatçının değil, bir sürgünün de hatırlanmasıdır. 1851’de III.

Napolyon’un darbesine karşı çıktığı için ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı.

Jersey ve Guernsey adalarında geçen yıllar onun hem en üretken hem de en yalnız dönemiydi.

Sürgünde yazdığı şiirler ve politik metinler, Fransa’ya uzaktan ayna tuttu.

Bugün Avrupa’da yükselen milliyetçilik dalgası düşünüldüğünde Hugo’nun sürgünlüğü yeniden anlam kazanıyor.

O, vatanını eleştirmenin de bir yurtseverlik olduğunu göstermişti. 1885’te öldüğünde Paris’te iki milyondan fazla insan cenazesine katıldı.

Bugün Fransa’da okullarda çocuklar onun şiirlerini yüksek sesle okuyor. “Demain, dès l’aube…” (Yarın erkenden) diye başlayan o hüzünlü dizeler, bir babanın kızına duyduğu özlemi anlatır.

Hugo’nun, kızı Léopoldine’in trajik ölümü gibi kişisel acıları eserlerine sinmiş, kamusal bir duyguya dönüşmüştür.

Peki bizim için Hugo ne ifade eder?

Osmanlı aydınları onu erken keşfetmişti.

Namık Kemal’den Tevfik Fikret’e uzanan bir çizgide, özgürlük ve adalet fikrinin edebi karşılığı olarak okundu.

Onun romantizmi, yalnızca bireysel bir coşku değil, toplumsal bir itirazdı.

Bugün hâlâ edebiyatın dünyayı değiştirip değiştiremeyeceğini tartışıyorsak bu biraz da Hugo’nun sayesindedir.

PARİS’TE KUTLAMALAR Victor Hugo, bu yıl da doğum gününde Paris’te görkemli kutlamalarla anıldı. 26 Şubat sabahı kutlamaların ilk adresi, Vosges Meydanı’ndaki Victor Hugo Müzesi oldu.

Kapı önünde uzayan kuyrukta gençler, emekliler, turistler yan yana bekliyordu.

İçeride rehberli turlar düzenleniyor, Hugo’nun sürgün yıllarına ait mektupları, el yazmaları ve çizimleri ziyaretçilere gösteriliyordu.

Müzenin salonunda elinde “Sefiller”in Fransızca baskısıyla karşılaştığım Sorbonne öğrencisi Camille, “Onu yalnızca bir romancı olarak okumuyoruz.

Bugün göç ve eşitsizlik tartışmalarında hâlâ ondan söz ediyorsak bu tesadüf değil” dedi.

Jean Valjean’ın hikâyesinin hâlâ güncel olduğunu anlatırken gözleri parlıyordu: “Adalet duygusu modası geçen bir fikir değil.” Öğle saatlerinde müzede düzenlenen açık oturumda çağdaş yazarlar Hugo’nun “kamusal entelektüel” kimliğini tartıştı.

Akşamüstü ise genç bir tiyatro topluluğu, Notre Dame meydanında romandan kısa bir sahne canlandırdı.

Victor Hugo’yu anmak, yalnızca geçmişe bakmak değil.

Bu, bir soruyu yeniden sormak: Yoksulluk, eşitsizlik ve adaletsizlik karşısında edebiyat ne yapabilir?

Hugo’nun yanıtı açıktı: Yazmak, tanıklık etmektir.

Yazmak, susmamaktır.

Belki de bu yüzden, şubat ayında Paris’te rüzgâr biraz daha sert eser.

Sen Nehri’nin suları biraz daha ağır akar.

Ve bir yerlerde, bir genç yazar defterini açıp ilk cümlesini kurarken Hugo’nun gölgesi omzuna düşer.

Doğum günün kutlu olsun, büyük sürgün.

Kelimelerin hâlâ aramızda... tosunoglu.sul@gmail.com

İlgili Sitenin Haberleri

Belgesel Yazarlar cumhuriyet.com.tr
2 saat önce

Belgesel