Haber Detayı
Kamucu planlama: Tercih değil ihtiyaç
Muğla Planlama Ajansı Başkanı Tansu Özcan, artan küresel krizlerin gıdayı stratejik bir güvenlik meselesine dönüştürdüğünü belirterek, tarımın piyasa koşullarına bırakılamayacağını vurguladı. Özcan, “Gerçek bir planlama için kamusal irade, güçlü veri altyapısı ve katılımcı süreçler şart” dedi.
Pandemi, savaşlar, enerji fiyatları, gübre krizi ve artan su stresi dünyada tarım politikasını yeniden stratejik özerklik tartışmasının merkezine taşıdı.
Cumhuriyet’e konuşan Muğla Planlama Ajansı (MUPA) Başkanı Tansu Özcan , gıdanın artık yalnızca ekonomik bir ürün olmadığını, aynı zamanda ulusal dayanıklılığın ve güvenliğin bir parçası haline geldiğini belirtti.
Özcan, bu nedenle sürdürülebilirlik meselesinin aynı zamanda kesintisiz gıda arzının meselesi haline geldiğine dikkat çekti. ‘KAMUSAL KARAR ALANI’ Bu önemli değişimin tarım ve planlama arasındaki ilişkiyi hem görünür hem de zorunlu kıldığını belirten Özcan, “ Çünkü suyun sınırlı, iklim risklerinin yüksek olduğu bir dünyada üretimi tamamen piyasa dinamiklerine bırakmak mümkün değil.
Hangi ürünün hangi havzada üretileceği, suyun nasıl kullanılacağı ve kaynakların nasıl korunacağı kamusal bir karar alanıdır.
Bu nedenle tarımda planlama teknik bir araç değil, doğrudan kamusal bir tercihti r” ifadelerini kullandı.
TEMEL KOŞULLAR Tarımın yalnızca ekonomik bir sektör olmadığını vurgulayan Özcan, “Tarım toprağın, suyun, kırsal yaşamın ve gıda güvenliğinin kesiştiği stratejik bir alandır.
Bu nedenle tarımda planlama yalnızca teknik bir tercih değil, toplumun doğayla kurduğu ilişkinin politik ifadesidir” dedi.
Planlama söylemi ile gerçek planlama arasında keskin bir ayrım olduğunun altını çizen Özcan, “Bir politika ‘sürdürülebilir’ ya da ‘planlı’ olarak sunulabilir.
Fakat gerçek bir planlama için bazı temel koşulların varlığı gerekir ” dedi.
Özcan, temel koşulları şöyle sıraladı: Çevresel eşikler açık biçimde tanımlanması Veri üretimi ve izleme mekanizmaları güçlü olması Tarımsal destekleme sistemi planlama hedefleriyle uyumlu olması Dönüşümün maliyetinin küçük üreticinin omuzlarına bırakılmaması Karar süreçlerinin katılımcı olması Üretim kararlarının havza, bölge ve ülke ölçekleri arasında tutarlı bir mekânsal çerçeveye dayanması.
Yönlendirme değil planlama Bu koşulların olmadığı yerde planlamadan bahsedilemeyeceğini söyleyen Özcan, sözlerine şöyle devam etti: “Bu durumda ortada planlama yoktur.
Yalnızca yönlendirme vardır.
Dönüştürücü planlama ise ancak güçlü bir kamusal kapasite ile mümkündür.
Nitekim OECD’nin politika değerlendirmeleri ve FAO’nun katılımcı arazi planlama yaklaşımı da benzer bir noktaya işaret eder.
Bugün dünyada gördüğümüz tablo ise çoğu zaman bu iki durumun arasında kalan melez bir modeldir.
Söylemde sürdürülebilirlik ve planlama vardır.
Ama uygulamada piyasa dinamiklerinin belirleyiciliği devam eder.”