Haber Detayı
Memleketinizin ismi nereden geliyor? İşte yanıtı...
Türkiye, tarih boyunca sayısız medeniyete ev sahipliği yapmış, farklı kültürlerin izlerini taşıyan eşsiz bir coğrafya. Bu zengin geçmiş yalnızca mimariye ya da geleneklere değil, yaşadığımız şehirlerin isimlerine de yansıyor. Peki her gün adını kullandığımız memleketimizin ismi nereden geliyor, ne anlama geliyor hiç düşündünüz mü?
Memleketinizin eski isimini ve isminin nereden geldiğini öğrenmek ister misiniz?
İşte Türkiye üzerinde bulunan 81 ilin tarihi ve eski isimleri...
ADANA Adıyaman ilk zamanlarda, Piran Köyü'nün yerine kuruluydu ve Perre adını taşıyordu.
Daha sonra Emeviler, buraya bir kale yaptırdı.
Kent de, Mansur'un Kalesi anlamına gelen ''Hısn Mansur'' adıyla anılmaya başlandı.
Kent, 1.
Selim zamanında alınınca Türkler, buraya Adıyaman demeye başladılar.
Eski adı Akroenos olan şehri Selçuklular uzun süren bir kuşatmadan sonra ele geçirdiler. 'Hisar' kuşatma anlamına gelir.
Acılarla elde edilen yere 'Karahisar' dediler ve orada, kara taşlardan bir kale kurdular.
On altıncı yüzyılda bölgede afyon yetiştirilmeye başlayınca, Karahisar'ın başına bir de Afyon eklendi ve şehir 'Afyonkarahisar' adını aldı.
İsmini şehrin sınırları içindeki 'Ararat' dağından alır.
Çok eski çağlarda yeryüzü, korkunç bir su baskınınına uğradı (Nuh Tufanı).
Nuh peygamber bütün canlılardan bir çifti alarak bir gemiye bindirdi.
Gemi Cudi (İslam kaynaklarına göre) (Hristiyan kaynaklarına göre de Ararat) dağına kondu.
Ararat, önce Aran sonra da Ağrı adını aldı.
İslam kaynaklarında Ankara'nın adı Enguru olarak geçer.
Kimilerine göre Ankara sözü Farsça 'üzüm' anlamına gelen Engür'den, ya da Yunanca'da 'koruk' anlamına gelen'Aguirada'dan türedi.
Bazılarına Hint-Avrupa dillerindeki 'eğmek' anlamına gelen Ank ya da Sankskritçe de; 'kıvrıntı', anlamına gelen Ankaba'dan veya Latince'den 'çengel' anlamına gelen Uncus'dan türediği ileri sürülüyor.
Frig dilinde Ank 'engebeli, karışık arazi' anlamına gelir.
Şehrin diğer isimleri; Ankyra, Ankura, Ankuria, Angur, Engürlü, Engürüye, Angare, Angera, Ancora, Ancora ve son olarak Ankara şeklini aldı.
M.Ö. ikinci yüzyılda Bergama karalı İkinci Attalos tarafından kuruldu.
Şehir önceleri ismini kurucusundan aldı ve Attaleia adıyla anıldı.
Daha sonra bu isim, Adalia, Antalia ve en son Antalya şekline dönüştü.
Şehir, Kıldiyet Dağı'nın dik yamaçları üzerine İskitler tarafından kuruldu.
Yaygın bir inanışa göre Artvin adı, kenti kuran İskit hükümdarının adından gelir.
Sözcük, önceleri Artvani, sonrada Artvini biçiminde söylenmiş, zamanla Artvin'e dönüşmüştür. 'Parthenia'dan Bartın'a dönüşen adın kaynağı 'Parthenios'dur.
Bartın ırmağının antik çağdaki adı olan Parthenios; Yunan mitolojisinde, Okenaus'un çocuklarından birisi ve 'Sular Tanrısı'dır. 'Sular ilahı veya Muhteşem akan su' anlamlarına gelir.
Batman ismi Orta Çağdan beri kullanılagelmiş ve Batman Çayı ile bütünleşen bir isim olarak karşımıza çıkmıştır.
Bizanslılar döneminde burada Bilekoma adlı bir kale vardı.
Osman Bey burayı alınca bu adı Bilecik olarak değiştirdi.
Kimi tarihçilere göre Bitlis, 'Bageş' ya da 'Pagiş' sözcüklerinden türedi.
Kimilerine göre de Büyük İskender'in komutanı 'Lis' ya da 'Badlis' burada bir kale kurmuş.
Bitlis sözcüğü bu komutanın isminden kaynaklanıyormuş.
Şehre önceleri Bithynion, Romalılar döneminde ise Claudiopolis adı verildi.
Türkler burayı alınca Claudiopolis sözcüğünü kısaltıp sadece Polis dediler.
Daha sonra bu da halk dilinde değişerek Bolu oldu.
İlkçağda 'Gangra' kalesinin eteğinde kuruldu.
İsmini Gangra kalesinden alan Çankırı'ya yakın zamana kadar Çangırı ve Çenğiri deniliyordu.
Rivayete göre Çoğurum kelimesinden türetilmiş.
Bu da bölgede zamanında Rumların çoğunluğu oluşturmasından kaynaklanıyor.
Deniz-ili kelimelerinin birleşmesinden oluşmuş.
İl eski Türkçe'de ülke, memleket anlamına gelir.
Yani deniz memleketi denilir.
Bir diğer rivayete göre de kelimenin aslı domuz-ili'dir.
Bu da bölgede domuz çokluğundan kaynaklanmaktadır.
Şehrin ismi 'bakır ülkesi' anlamına gelir.
Bu ismin kaynağı Diyar-ı Bekir'dir.
Bekir'in memleketi anlamına da gelir.
Bunun nedeni de Bekir b.
Va'il adlı Arap göçebe boyunun buraya yerleşmiş olmasından kaynaklanır.
Diyarbakır'ın bir eski adı Amid veya Amed'dir.
Gelen veya bizim anlamına gelir.
Dede Korkut kitabında Amid'e Hamid de denilmiştir.
Romalılar döneminde imparator Hadrianus tarafından kurulduğu için şehir 'Hadrianopolis' adını alır.
Hadrianus'un şehri anlamına gelen bu sözcük, sonradan değişimlere uğrayarak Edirne halini aldı.
Şehir, 1834 yılında Mezra denilen yerde kuruldu.1862 yılında buraya o sıradaki padişah Abdülaziz'in onuruna 'Mamuretülaziz' adı verildi.
Bu ismi uzun bulan halk onu Elaziz olarak kısalttı. 1937 yılında Elazığ'a çevrildi. 'Ardı Rum' kelimesinden gelir.
Yani Rum toprağı demek.
Diğer bir rivayete göre de Selçuklular buraya Erzen-Rum demişler.
Erzen 'darı' demektir.
Şehir o zamanlar bir tahıl ambarı olarak kullanılmış.
Eski adı Doylaion'dur. 1080 yılında Türkler burayı ele geçirdi. 1175 yılında burasını Bizans geri aldı.
Kılıçarslan bu şehri daha sonra geri alınca, ona 'Bizim eski Şehrimiz' anlamına gelen Eski Şehir adını verdi.
Şehrin eski adı Ayıntab'dır.
Kelime anlamı, pınarın gözü demek.
Halk bunu Antep olarak değiştirmiş.
Halk, Kurtuluş Savaşı'nda Fransızlara karşı başarılı bir savaş verince şehre, 6 Şubat 1921'de çıkartılan bir yasayla Gazi ünvanı verildi.
Şehrin nerede kurulduğu ve kimler tarafından iskan edildiği konusu tartışmalıdır.
Bu tereddüt M.Ö. 350 yıllarına ait kaynaklarda da yer alıyor.
Coğrafyacı Strabon, Farnakia dediği şehrin; bugünkü Giresun kentinin olduğu yerde kurulduğu üzerinde durmuş.
Romalı idareci Arrien Farnakia'nın eski adının Kerasus olduğunu belirtmiş ve buranın Sinoplular tarafından kurulduğunu yazmıştır.
Burada daha önceleri gümüş madenleri olduğundan, bu şehre Gümüşhane denilmiş.
Avrupalılar Çin'in kuzeyine 'Hıtay' derlerdi (Rusçada 'Kitay'). 'Hıtaylar' ismini taşıyan yarı göçebe Türk kabileleri 10. yüzyılda Mançurya'yı ve Çin'in kuzeyini işgal etmişler ve burasının ismi 'Hıtay' kalmıştı.
Atatürk 'Hıtaylar'ın Anadolu'ya da gelmiş olduklarına inanıyordu. '40 asırlık Türk yurdu' saydığı Antakya'ya Hatay ismini bu yüzden vermişti.
Iğdır'ın adı; 24 Oğuz boyundan 21'incisi sayılan İç-Oğuzlar-Üç-Ok kolunun ve Oğuz Han'ın altı oğlundan biri olan Cengiz Alp'in en büyük oğlu olan 'Iğdır Beğ' den gelir.
Bu boyun ilk başbuğu Iğdır Beğ'dir.
Iğdır'ın kelime olarak manası 'iyi, büyük, yiğit başkan, ünlü ve sahip' gibi anlamlara gelir.
Büyük İskender kral olduktan sonra Anadolu'nun batısı Yunan egemenliği altına girdi.
İskender öldükten sonra bile, daha 36 yıl bu bölge Atina'ya bağımlı kaldı.Bu yıllarda Mora yarımadasında yaşamakta olan Ispartalılarla, Atina Yunanlıları, Anadolu'nun batısına göç etmeye başladılar.
Mora Yarımadası Ispartalılarından büyükçe bir topluluk geldi; Isparta Kenti'ne yerleşti.
Kente de kendi ülkelerinin Isparta adını verdiler.
MÖ. 658 yılında Megara kralı Byzas tarafından kurulduğundan bu şehre kurucusundan dolayı Bizantion adı verilmişti.
Roma imparatoru Marcus Avrelius döneminde imparatorun manevi babasının adıyla 'Antion' olarak anıldı.
Bizans İmparatoru Konstantin bu şehri yeniden kurunca buraya kendi adını verdi.
Şehre 'Konstantin veya Konstanpolis' adı verildi.
Araplar 'Kostantiniye, Romalılar Konstantinopolis' demişlerdi.
Daha sonra bu ismin kısaltılmış şekli olan 'Stin-polis' deyimi kullanıldı.
İşte İstanbul bu 'Stin-Polis' şehrinden türetildi.
Türkler burayı alınca Müslüman şehir anlamında 'İslambol' adını verdiler.
Fakat daha sonra İstanbul olarak değiştirildi.
Şehrin asıl adı 'Smyrna'dır.
İzmir kelimesi Smyrna'nın halk arasındaki kullanış şeklidir.
Homeros destanlarında bu kent ismini Kıbrıs Kralı Kinyras'ın kızı Smyra'dan alır ve tanrıça Artemis İzmirli'dir.
Kimi kaynaklara göre de, İzmir şehrini ilk kuran Hititler değil, Amazonlar'dır.
Hititler de buraya Navlühun adını vermişlerdi.
Maraş, Hitit devrinde meşhur kumandan 'Maraj' tarafından kurulmuştu.
Asurluların 'Markasi' ve Romalıların 'Germanikya' dedikleri bu şehre İslâm orduları fethedince 'Mer'aş' veya 'Reaşe', Türkler fethettikten sonra da 'Maraş' denildi. 'Mer'aş' 'titreyen yer' demekti.
Nil Vâdisi, Lût Gölü, Amik Ovası, Maraş arası zelzele bölgesidir.
Bu sebeple Mer'aş denildiği söylenir.
Karabük bir Cumhuriyet şehridir.
Safranbolu ilçesinin bir köyü olan Öğlebeli'nin 13 hanelik mahallesi olan Karabük, 1935 yılında Ankara-Zonguldak demir yolunun açılmasıyla bugünkü istasyonun olduğu yere bir ad verilmesi gerektiğinde mahallenin adı verildi.
İlk ismi Laranda'dır.
Selçuklu ve Osmanlılarda ki ismi Larende idi.
Karamanoğulları'nın başkenti olduğundan buraya daha sonra Karaman adı verildi.
Kilis adı Yukarı Mezopotamya da Pellada Cyrrhus denen bir kent ile aynı adı taşıdığı ve Osmanlı kaynaklarında Kilis kalesi olarak geçtiği görülüyor.
Bu sözcüğün okunuşu 'Kiris' olup 'Kilis' sözcüğüne fonetiği bakımından büyük benzerlik göstermektedir.
Büyük olasılıkla 8. yy. da bölgeye gelen Türkmenler tarafından Kiris, Kilis diye söylendi ve bugünkü yeri Kilis olarak isimlendirildi.
Kırıkköyü ile kentin merkezinde bulunan Kaletepe'nin kısaltılarak birleştirilmesinden ortaya çıktığı söylenir.
Bu ismin halk tarafından yakıştırıldığı kanaati yaygın olmakla beraber bölgenin ismi Osmanlı arşiv belgelerinde 'Kırıkkal' şeklinde geçiyor.
Akıncıların hücum ettiğini duyan Bizans kale komutanı, mağlubiyete düştüklerinde, bütün barut dolu fıçıların havaya uçurulmasını emreder, nitekim düşündüğü gibi de olur ve fıçılarla birlikte her şey yerle bir olur.
Şehrin ismi Şehitlerin kahramanlıklarını ve kimliklerini ifade eder.
Kırklareli ismi, toprakları bünyemize katan 40 savaşçıdan gelir, diğer adları deliler veya akıncılar olarak bilinen bu savaşçılar kaleyi ele geçirirler fakat, buradan kurtulamayacağını önceden bilen Bizanslıların toplu intiharı ile onlar da bu topraklarda hayatını kaybeder.
İsa'dan önce 47-50 ve 53 yıllarında Hristiyan azizlerinden St.
Paul burayı ziyaret etti ve şehir önemli bir dinsel merkez olarak gelişti.
Bu nedenle Hristiyanlar ona, 'İsa'nın tasviri' anlamına gelen 'ikonyum' adını verdiler.
Abbasiler burayı alınca 'Kuniye'ye' çevirdiler.
Türkler bu ismi Konya olarak değiştirdi.
Hititler döneminde buranın adı 'Meliddu'dur.
Halk tarafından Malatya olarak değiştirildi.
Yunanca Magnesya'dan gelir.
Türkler burayı alınca Manisa olarak şehrin ismini değiştirdiler.
Mardin adı Süryanice'de Marde'den geldiği rivayet edilir.
Romalılar 'Maride' ,Araplar ise 'Mardin' adını vermişlerdi.
Diğer bir rivayete göre ise Kürtçedeki Mer-din yani erkek, yiğit –görmek kelimesinden geldiği söylenir.
Şimdiki Mersin şehrinin yakınlarında eskiden Mersinli adında bir aşiret varmış.
Bu aşiret Türkistan'dan gelen aşiretlerdenmiş.
Mersin adı ile Anadolu'da daha yedi, sekiz tane köy vardır ki, Mersin adı bu Türk Oymağının adına göre konmuştur.
Eski adı 'Mobolla''dır.
Türkler buraya daha sonra Muğla demişlerdir.
Bir rivayete göre Süryanice'deki suyu bol anlamına gelen Muşa'dan; diğer bir rivayete göre ise şehrin kurucusu 'Muşet'den şehrin ismini aldığı söylenir.
On sekizinci yüzyıla kadar şehir bir köydü ve adı 'Muşkara' idi.
Daha sonra Nevşehirli Damat İbrahim Paşa köyünü geliştirdi ve yeni şehir anlamında Nevşehir adını verdi.
İlk çağda bölgede Nagdoslular adlı bir kavim yaşadığından bu şehre isimlerini vermişler.
Araplar şehre 'Nekide veya Nikde' demişler.
Halk ise şehre Niğde adını vermişti.
Eski adı 'Kotyora'dır.
Halk tarafından bu isim değişikliğe uğratıldı.
Osmaniye'nin adı Arapça Otman'dan gelir.
Kafkas kökenli bir kelime olduğu sanılıyor.
Adını sınırları içinden geçen Sakarya nehrinden alır.
Eski adı 'Amisos'dur.
Şehirde bulunan halk tarafından zamanla değiştirildi.
Siirt adının Keldani aslından geldiği ve şehir anlamına geldiği söylenir.
Diğer bir rivayete göre ise Sert kelimesinin bozulmuş şeklidir.
Sinop ismi Sinope isimli bir Yunan Tanrıçasından doğru gelmektedir.
Şehrin önceki ismi de Sinope dir.
Bu gün kullanılan Sivas isminin kaynağı hakkında ise farklı görüşler bulunuyor.
Bunların içinden 'Sebaste' Sebasteia eski Yunanca'da (Augustus Şehri) ismi, Pontus kralı Polemon'un hanımı Pitodoris tarafından verilmiş Romalılar, Pont Krallığı'nı egemenlikleri altına aldıkları zaman şehrin yönetimini Pont Krallığı'nda bırakmışlardı.
Pont Kralının hanımı ise, Roma Kralı Augustus'un sevgisini kazanmak ve ona bir şükran ve sadakat ifadesi olmak üzere Yunanca'da Ogüst şehri anlamına gelen 'Sebaste' adını verdiği sanılmakta.
Eski adı 'Orhoe veya Orhai'dir.
Daha sonra Araplar tarafından 'R'ya çevrilmiştir.
Bir diğer rivayete göre ise Kürtçeden gelmekte olup R yani güneş demektir.
Şehir, Babil hükümdarı Ramis-Nemrut tarafından kuruldu.
Şırnak, Nuh'un Gemisi kalıntılarının olduğu öne sürülen Cudi Dağı'nın Kuzeyinde Şehr-i Nuh adıyla kurulmuş, önceleri Şerneh, daha sonraki yıllarda ise Şırnak adını almıştır.
Adını, kıyı boyunca uzanan Tekir dağlarından almış.
Eski adı 'Komana Pontika'idi.
Tokat, Pontika adının halk arasından değişmiş şeklidir.
Şehrin ismi, 'Trapezus' sözcüğünden gelir.
Anlamı dörtköşe'dir.
Burada bazı maden yataklarının bulunmasından dolayı şehre Tunceli adı verilmiş.
Yani 'tunç ülkesi' demektir.
Daha sonrasında ismi Dersim olarak kullanıldı.
Uşak, çocuk veya genç adının halk dilinde söylenişidir.
Bazı rivayetlere göre ise uşak kelimesinin aşık kelimesinden geldiği söylenir.
Van'ı Asur kraliçesi Semiramis kurdu.
Bundan dolayı şehre 'Şahmirankent' adı verildi.
Daha sonra Persler döneminde buraya Van adında bir vali geldi ve şehri bayındır hale getirdiğinden şehre onun adı verildi.
Yalova'nın adının nereden geldiğine dair çeşitli iddialar ortaya atılsa da en çok kabul göreni Osmanlı döneminde Çiftlikköy ilçesinden başlayıp Termal ve Çınarcık ilçelerini içine alan bölgeye verilen 'Yalakabad' adından geldiği.
Yalakabad'ın ardından buranın Yali Ovası olarak anıldığı, cumhuriyetin ilanından vefatına kadar sık sık Yalova'ya gelen Ulu Önder Atatürk'ün burada yazdığı mektupları tarih attıktan sonra Yali Ovası yazıp imzaladığı belgelenmiş.
Türkçe'ye Rumca'dan Yalı olarak geçen yali ve ova kelimelerinin birleşerek Yalova olarak kaldığı sanılıyor.Yalova'da 'Katırlı' beldesinin adı Esenköy, geçmişte hapishane bulunduğundan yıllarca 'Zindan' olarak anılan Teşvikiye beldesine bağlı mahallenin ismi ise Yukarı Teşvikiye olarak değiştirildi.
Yozgat isminin kaynağına ilişkin değişik söylentiler vardır.
Yozgat sürü veya otlak kent anlamına gelir.
Bozok yaylası eskiden beri hayvancılığın gelişmesinde önemli yer tutmuş.Yozkent, sürüleri bol olan şehir anlamına gelmekte.
Daha sonra bu ismin Yozgat olarak değişikliğe uğradığı ileri sürülüyor.
Kent merkezinin Üzülmez Deresi'nin ağız kısmında yer alması ve derenin ilk çağda 'Sandra' adıyla anılması, burada kurulan yerleşmenin de 'Sandaraca' adını taşıması nedeniyle, zamanla bu isim Zonguldak'a dönüştü.