Haber Detayı
AB’nin enerji krizindeki patinajı
AB’nin enerji krizindeki patinajı
ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla başlayan enerji krizi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı tutmasıyla birlikte küresel bir boyuta ulaştı.
Dünyada enerjiye en bağımlı kıta olan Avrupa’da artan elektrik, gaz ve akaryakıt fiyatları zaten zor durumdaki sanayilerine büyük darbeler indiriyor.
Özellikle krizden en çok etkilenen enerji yoğun şirketlerin kapanması gündeme gelebilir.
AB ZİRVELERİNİN DEĞİŞMEZ GÜNDEMİ: ENERJİ KRİZİ Geçen perşembe günü Brüksel’de yapılan AB Liderler Zirvesi’nin gündemi bir ay öncesinden belirlenmişti. 12 Şubat 2026’da Belçika’nın doğusundaki Alden Biesen adlı Orta Çağ kalesinde düzenlenen gayriresmi AB Liderler Zirvesi’nde, Avrupa’nın endüstriyel geleceği, ABD ve Çin’e karşı rekabet gücünün yükseltilmesi ve bunların gerçekleştirilebilmesi için enerji maliyetinin düşürülmesi konularının zirvede ele alınması kararlaştırılmıştı.
Ocak ayında yapılan 2026 yılının ilk zirvesinde de AB kendi iç sorunlarını ele alamamıştı.
Trump’ın Venezuela Cumhurbaşkanı Nicolas Maduro’yu haydutça kaçırması ve AB toprağı olan Grönland’ı ele geçireceğini açıklaması, zirvenin zorunlu gündem maddesi olmuştu.
Bu kez de ABD ve İsrail’in İran’a saldırısının yol açtığı enerji krizi gündemin birinci maddesi durumuna geldi.
Ukrayna savaşıyla yaşanan enerji krizi zaten Avrupa sanayisini altüst etmiş ve yükselen akaryakıt fiyatlarının yol açtığı enflasyon ülke ekonomilerini vurmuştu.
Yani AB ülkeleri dört yıldır zaten bir enerji krizi yaşıyorlardı ve konu her AB zirvesinin konusuydu.
Çünkü sanayide enerjiye bağlı maliyet yüksekliği rekabet sorununu gündeme getiriyordu.
Çok fazla alternatifleri de yoktu.
Rusya’nın ucuz gazını kaybedince ABD’den katbekat daha pahalı sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) alımı hızlanmış (yani maliyet sorunu çözülmemiş) ve Körfez ülkelerinden özellikle Katar’dan gaz alımına yönelmişlerdi (Hürmüz’ün kapanmasıyla bu olanakta kesilmiş durumda).
YÜKSELEN AKARYAKIT FİYATLARINDAN VATANDAŞLARI VE İŞLETMELERİ KORUMA TELAŞI Böylece Brüksel’in en yakıcı gündemi, yükselen enerji fiyatlarının halka ve işletmelere yansımasını azaltmak için ne tür tedbirler alnınacağı oldu.
Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, liderlere gönderdiği davet mektubunda, “Orta Doğu’daki askeri gerginlik küresel istikrarsızlığa yol açıyor.” diye yazdı. “Vatandaşlarımızı ve işletmelerimizi koruyacak hızlı, koordineli ve etkili bir yanıt sağlamak için harekete geçirilecek araçları birlikte belirlemeliyiz.” dedi.
Fakat bu konuda da ortak bir tavır sergileyemediler.
Ukrayna krizinden bu yana aynı şeyleri tartışıp duruyorlar.
Her kafadan bir ses çıkıyor.
Bazı ülkeler, Avrupa Komisyonu’ndan vatandaşlarını ve şirketlerini yakıt fiyatlarındaki artıştan korumak için önlemler almasını talep ediyor ve kısa vadede maliyetleri düşürmek amacıyla AB’nin çevre politikası ve enerji piyasalarında geniş çaplı müdahaleler yapılmasını savunuyor.
Bu grupta Polonya, Emisyon Ticareti Sistemi (ETS)’nde hızlı bir reform yapılmasını talep ediyor.
İtalya ise tamamen askıya alınmasını öneriyor.
Ama AB ülkelerinin büyük bir bölümü bu sistemin korunmasını istiyor. 2005 yılından beri yürürlükte olan AB Emisyon Ticareti Sistemi (EU ETS), sera gazı emisyonlarını azaltmayı amaçlayan bir “sınırlama ve ticaret” mekanizması.
Sistem, sanayiye bir emisyon tavanı getirerek, şirketleri salınan her ton için kota satın almaya zorluyor ve daha düşük maliyetle karbon salımının azaltılmasını teşvik ediyor.
Tabi enerji üreten şirketler bu giderlerini faturalara yansıttığı için, elektik ve gaz daha pahalı alınmak zorunda kalınıyor.
Diğer taraftan kısa vadeli acil çözümler üretme diye bir sorunları var.
Ama ortak bir çözüm bulamadıkları için liderler, Avrupa Komisyonu’nu elektrik fiyatlarını düşürmek için acilen somut öneriler sunmaya çağırdılar.
YENİLENEBİLİR ENERJİ KISA VADEDE SORUNU ÇÖZER Mİ?
Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, “Yenilenebilir enerji ve nükleer enerji ne kadar fazla olursa, fiyatlar o kadar düşük olur, çünkü bu enerji kaynakları yerel olarak üretilir ve dalgalı değildir.
Tersi de geçerlidir: Enerji kaynağı olarak gaz ne kadar fazla kullanılırsa, fiyatlar ve dalgalanma o kadar artar.” dedi.
Bugün içinde bulundukları enerji krizinin kaynağı; AB ülkelerinin özellikle küreselci liderlerinin 2022’de dönemin ABD Başkanı Biden’ın peşine takılarak Ukrayna’yı Rusya’ya karşı kışkırtma ve yaptırım uygulamaları olmuştur.
Rusya’dan aldıkları ucuz enerjiden olmuşlardır.
O günlerde başlayan enerji krizi bugün ABD ve İsrail’in İran’a saldırısıyla katlanarak daha da büyümüştür.
Elle tutulur çözümleri de olmadığından patinaj yapıp duruyorlar.