Haber Detayı
Danimarka gastronomiyi yeniden tanımlamaya hazırlanıyor
Danimarka, gastronomiyi zanaatten çıkarıp “sanat” olarak tanımlamayı tartışıyor. Michelin yıldızlı şefler bu fikri desteklerken, eleştirmenler soruyor; yenilen bir şey gerçekten sanat olabilir mi?
Kopenhag’da bir akşam yemeği düşünün; tabağınızda alglerden yapılmış “yenilebilir plastik”, başınızın üzerinde ise okyanuslardaki atık adalarını simüle eden görüntüler akıyor.İşte bu sınırları zorlayan yaklaşım, Danimarka’da yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi; gastronomi bir sanat dalı olarak tanınmalı mı?YEMEĞİN ÖTESİNDE BİR DENEYİMBu tartışmanın merkezinde, Kopenhag’daki Alchemist ve onun yaratıcı şefi Rasmus Munk yer alıyor. 2019’da eski bir endüstri bölgesinde açılan restoran, bugün dünyanın en iyi gastronomi adreslerinden biri olarak kabul ediliyor.
Burada servis edilen her şey şefin ifadesiyle bir “deneyim”.
Saatler süren bu yolculukta misafirlere yaklaşık 50 farklı “izlenim” sunuluyor.
Tabaklar, hikaye, eleştiri ve duygu taşıyor.
Havyarlı dev göz küresi ya da ısırgan otundan yapılmış kelebekler gibi sunumlar, estetik ile rahatsızlık arasında bilinçli bir gerilim kuruyor.Munk’a göre yemek, bir ifade aracı: “Yemek bizim dilimiz.” Tabaklarında hayvan refahından devlet gözetimine kadar uzanan temaları işliyor.“YENİ İSKANDİNAV” DALGADAN SANAT TARTIŞMASINADanimarka mutfağı aslında bu dönüşümün tohumlarını yıllar önce attı.
René Redzepi’nin öncülüğünde yükselen Noma, 2000’lerin başında “Yeni İskandinav” akımıyla yerel ürünleri, doğayı ve mevsimselliği gastronominin merkezine yerleştirdi.
Bugün ise mesele bir adım ileri taşınıyor; bu yaratıcı üretim, resim ya da müzik gibi “sanat” kategorisine girebilir mi?Danimarka Kültür Bakanı Jakob Engel-Schmidt, bu sorunun resmi olarak incelenmesi talimatını verdi.
Eğer kabul edilirse, Danimarka gastronomiyi hukuki olarak sanat statüsüne yükselten ilk ülke olabilir.Gastronominin sanat olarak tanınması, şeflerin devlet desteklerinden ve kültürel fonlardan yararlanmasının önünü açabilir.
Yani bir şef, tıpkı bir yazar ya da müzisyen gibi projeleri için kamu kaynaklarına başvurabilir.Kopenhag’daki iki Michelin yıldızlı Kadeau’nun şefi Nicolai Nørregaard için bu fikir oldukça anlamlı: “Ben yemek yaparken, bir sanat eseri üretir gibi düşünüyorum.”Danimarka’nın bugün 30’dan fazla Michelin yıldızlı restorana sahip olması ve küçük bir ülke olmasına rağmen küresel gastronomi sahnesinde güçlü bir konuma yükselmesi, bu iddialı adımı daha da dikkat çekici kılıyor.Ancak bu romantik yaklaşım herkes tarafından paylaşılmıyor.
Kopenhag’daki Alouette restoranının şefi Nick Curtin, yemek ile sanat arasında temel bir fark olduğunu savunuyor: “Sanatın amacı ifade etmektir.
Yemek ise tüketilmek zorundadır.”Benzer şekilde sanat dünyasından gelen eleştiriler de var.
Bazı eleştirmenler, gastronominin sanat olarak kabul edilmesinin mevcut sanatçılarla fon rekabetini artırabileceğini düşünüyor.
Berlingske eleştirmeni Holger Dahl ise tartışmayı daha sert bir dille reddediyor; ona göre bu fikir “anlamsız”.Odatv.com