Haber Detayı

Beyaz Kıta'da kalıcı bir Türk üssüne doğru: Türkiye'nin bilim diplomasisi
Güncel haberler.com
23/03/2026 11:18 (4 saat önce)

Beyaz Kıta'da kalıcı bir Türk üssüne doğru: Türkiye'nin bilim diplomasisi

Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Adnan Dal, Türkiye'nin Antarktika kıtasındaki faaliyetlerini ve önemini AA Analiz için kaleme aldı.

Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç.

Dr.

Adnan Dal, Türkiye'nin Antarktika kıtasındaki faaliyetlerini ve önemini AA Analiz için kaleme aldı.***Türkiye, son yıllarda kutup araştırmalarına yoğun bir ilgi göstermektedir.

Bu ilgi, önceleri bireysel düzeyde çalışmalarla başlarken, son yıllarda devlet düzeyinde bu bölgelerde yapılan bilimsel araştırmalar şeklinde hızla ilerlemektedir.

Bunun en güzel örneği, Beyaz Kıta'ya yapılan 10.

Ulusal Antarktika Bilim Seferi'dir.Kutup araştırmalarına hem güneyde hem kuzeyde iki yönlü bir angajman politikası izleyen Türkiye, geçen yıl kurulan Kutup Bölgeleri Koordinasyon Kurulu sayesinde hem Arktik'te hem Antarktika'da varlığını güçlendirme ve bu varlığı kalıcı hale getirme hedefi yürütmektedir.

Bu sebeple öncelikle Arktik'e ve Antarktika'ya yönelik stratejinin hem ortak hem de ayrışan yanlarına değinmekte fayda vardır.Bir başka kıta: AntarktikaÖncelikle, Arktik Bölgesi'nin etrafı devletlerle çevrili bir okyanus olduğunu göz önünde bulundurmak gerekmektedir.

Bu çerçevede, Arktik Bölgesi'ne yönelik angajman siyasetinin devletler açısından motivasyonlarına bakıldığında, bölgenin dünya jeopolitiği açısından önemli olan stratejik konumu, bölgedeki teritoryal anlaşmazlıklar, enerji kaynakları, iklim değişikliğiyle birlikte ulaşıma elverişli hale gelen kıtalararası deniz rotaları, bilimsel araştırmalar gibi alanlardan bakmak gerekir.

Ancak, Antarktika'da durum biraz daha farklılık arz etmektedir.Antarktika, Arktik Bölgesi'nin aksine, etrafı okyanusla çevrili bir kara parçasıdır.

Bu sebeple, bu bölgede teritoryal anlamda egemenlik iddiaları yaşanmaz.

Kıta, bir açıdan uluslararası hukukta kullanılan Latince tanımlamayla "terra nullius" olarak düşünülebilir, ancak tam olarak bu konumda olduğu da söylenemez.

Zira Antarktika, uluslararası bir yönetim sistemine sahiptir.

Yani, hiçbir devlete ait olmayan bir alan (terra nullius) da değildir.

Kıtanın bu yapısı, 1959'da imzalanan Antarktika Anlaşmalar Sistemi aracılığıyla oluşturulmuştur.

Bu sistem sayesinde, kıta sadece bilimsel araştırmalar amacıyla barışçıl bir şekilde kullanılabilmekte, dünyanın diğer bölgelerine kıyasla savaş ve çıkar çatışmalarından uzak bir şekilde yönetilebilmektedir.

Bu yönetimi, kıta ile ilgili kararlarda oy hakkı bulunan danışman ülkeler ve oy hakkına sahip olmayan danışman olmayan ülkeler sağlamaktadır.

Türkiye de halihazırda danışman ülke olmaya çalışmakta, bunun için de dış politika stratejisi olarak kıtada kalıcı bilim üssü kurma motivasyonunu taşımaktadır.-Türkiye'nin Antarktika'daki faaliyetleriKıtaya yönelik motivasyonuna bakıldığında Türkiye, burada öncelikli olarak kalıcı bir bilim üssü kurmayı amaçlamaktadır.

Peki, Türkiye kıtada neden kalıcı üsse sahip olmak istemektedir?

Bu konuda öncelikle bilim diplomasisini ön plana almak gerekir.

Uluslararası sorunların çözümü konusunda uluslararası işbirliğini gerekli gören, bu sebeple barışçıl faaliyetleri hedefine alan bir diplomasi yönteminden bahsediyoruz.

İklim değişikliği, salgın hastalıklar, uzay ve kutup araştırmaları gibi küresel siyaseti etkileyen sorun alanlarından bahsediyoruz.

Bu açıdan, küresel sorunların çözümü bu konudaki uluslararası sistemin aktörlerine ihtiyaç duymaktadır.

İşte bu noktada, Türkiye de son yıllarda uluslararası politikadaki artan imajını bilim diplomasisi aracılığıyla taçlandırmak gayretindedir.

Devletin kutup araştırmalarına yönelik temel hedefi bu imajı güçlendirmek olarak görülebilir.Bu imajı bilim diplomasisi açısından değerlendirdiğimizde, öncelikle kıtada yapılan bilimsel araştırmalar, aktörlerin bu bölge üzerinde alınacak kararlara müdahil olması anlamına gelmektedir.

İkincisi, söz konusu aktörlerin uluslararası sorunların çözümü konusunda bilimsel işbirliği ekosistemine dahil olmasını sağlamaktadır.

Üçüncüsü, uluslararası kamuoyu nezdinde bu sorunların çözümünde inisiyatif alan ülkeler üzerinde güven inşa edici bir pozisyon sağlamaktadır.Antarktika'ya angaje olmanın Türkiye'ye sağlayacakları dışında, kıtanın da elde edebileceği kazanımlar olduğu unutulmamalıdır.

Zira, uluslararası sorunlar küresel düzeyde çabalar sonucu çözüme kavuşturulabilir.

Bu bağlamda, Türkiye'nin kıtada iklim değişikliği, çevresel sorunlar gibi alanlarda göstereceği çabalar bilim diplomasisine önemli katkılar sunacaktır.

Kıtada yürütülen araştırma ve projeler iklim değişikliği ile birlikte ortaya çıkan sorunların değerlendirilmesi, bu konuda gerekli önlemlerin alınması konusunda önemli çıktılar sunacaktır.Bu değerlendirmeler ışığında, Türkiye'nin Antarktika'ya yönelik angajman siyaseti, son yıllarda uluslararası krizleri yatıştırmaya çalıştığı arabulucu rolüyle daha da önem kazanmaktadır.

Rusya-Ukrayna savaşı sürecindeki tahıl koridorunun oluşturulması, ABD-İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında bölgesel barışın tesis edilmesi yönünde gösterilen diplomatik çabalar bu siyasetin aktif bir dış politika stratejisi olarak ele alındığını göstermektedir.

Bu sebeple, Beyaz Kıta'daki kalıcı bilim üssü aracılığıyla oluşturulabilecek bir Türk varlığı hem kıta üzerindeki işbirliği çabalarına katkı sunabilecek hem de Türkiye'nin uluslararası sorunlara yönelik imajını önemli oranda güçlendirebilecektir.

Bu çabalar, halihazırda uluslararası sistemin ana aktörlerince bir dış politika stratejisi olarak yürütülmektedir.

Türkiye'nin de kıtaya yönelik çalışmaları, bu aktörlerin bir parçası olabilmek şeklinde okunabilir.[Doç.

Dr.

Adnan Dal, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Öğretim Üyesidir.]Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editoryal politikasını yansıtmayabilir.

İlgili Sitenin Haberleri