Haber Detayı
İklim krizine en ucuz çözüm: Bir baraj, bir kunduz
Teknolojik karbon yakalama tesislerine milyarlarca dolar harcanırken, doğanın sessiz mühendisleri kunduzlar yeni bir restorasyon ekonomisi başlattı. Birmingham Üniversitesi’nin araştırmasına göre kunduz barajları, karbon depolama kapasitesini 10 kat artırıyor ve 13 yılda hektar başına 10,1 ton karbondioksit tutuyor.
Başak Nur GÖKÇAMbasaknur.gokcam@dunya.comSürdürülebilirlik ajandasında son yıllarda en çok duyduğumuz kavram ‘doğa tabanlı çözümler’.
Ancak bu kavram çoğu zaman sadece ağaç dikmekle sınırlı kalıyor.
Oysa Birmingham Üniversitesi liderliğinde yürütülen ve Communications Earth & Environment dergisinde yayımlanan yeni bir uluslararası çalışma, nehir ekosistemlerinin en çalışkan üyeleri olan kunduzların, karbon bütçesini nasıl kökten değiştirdiğini sayısal verilerle ortaya koyuyor.
İsviçre’de kunduzların 10 yılı aşkın süredir aktif olduğu bir akarsu koridorunda yapılan ölçümler, bu hayvanların sadece birer kemirgen değil, aynı zamanda stratejik birer karbon yöneticisi olduğunu gösterdi.Araştırma sonuçlarına göre kunduzların bulunduğu sulak alanlarda 13 yıl içinde tam bin 194 ton karbon birikti.
Bu rakam, kunduz bulunmayan benzer akarsu yataklarına göre karbon depolama kapasitesinin 10 kat daha yüksek olduğu anlamına geliyor.
Ekonomik açıdan bakıldığında, yapay karbon yakalama teknolojilerinin ton başına maliyeti yüzlerce doları bulurken, kunduzların sunduğu bu ücretsiz ekosistem hizmeti, yeşil ekonomi için devrim niteliğinde bir verimlilik sunuyor.Nehirlerin akışını değiştiren stratejik müdahale Kunduzlar barajlar inşa ederek suyu yavaşlatıyor, tortuları hapsediyor ve yeraltı suyu akışını yönlendiriyor.
Çalışmaya ilişkin konuşan Dr.
Joshua Larsen, “Bu fiziksel değişim karbondioksitin manzara içindeki hareketini temelden farklılaştırıyor.
Su seviyesinin yükselmesiyle oluşan sulak alanlar, organik ve inorganik maddeleri yakalayan devasa birer filtre görevi görüyor” dedi.Araştırmanın en dikkat çekici bulgularından biri de depolama kalitesi üzerine oldu.
Kunduzların oluşturduğu tortular, yakındaki standart orman topraklarına kıyasla 14 kat daha fazla inorganik karbon ve 8 kat daha fazla organik karbon içeriyor.
Özellikle kıyı ormanlarındaki ölü ağaçların su altında kalması, karbonun havayla temasını keserek on yıllar boyunca hapsolmasını sağlıyor.
Bu durum, kunduz barajlarının sadece geçici bir çözüm değil, uzun vadeli ve istikrarlı birer karbon yutağı olduğunu kanıtlıyor.İklim finansmanı için güçlü varlık Elbette her doğal sistem gibi kunduz ekosistemleri de doğrusal bir seyir izlemiyor.
Araştırmacılar, yaz aylarında su seviyeleri düştüğünde ve tortular açığa çıktığında karbondioksit emisyonlarının geçici olarak depolama kapasitesini aştığını gözlemledi.
Ancak yıllık bazda bakıldığında; tortu birikimi, bitki örtüsü artışı ve ölü ağaçların muhafazası, sistemi net bir şekilde karbon pozitif tutuyor.
Sulak alan, her yıl ortalama 98,3 ton net karbon depolayarak iklim finansmanı için de güçlü bir varlık haline geliyor.Avrupa genelinde kunduzların nehirlere geri dönüşü, sadece biyoçeşitlilik için değil, aynı zamanda arazi kullanım planlaması ve yeniden doğallaştırma stratejileri için de yeni bir dönem başlatıyor.
Dr.
Annegret Larsen’a göre, “Kunduzların karbon yakalama ve adsorpsiyonunda (yüzeyde tutma) en güçlü doğal etkenlerden biri.
Bu modelin iklim politikalarına entegre edilmesi şart” diye ekledi.Metan efsanesi çürüyor mu?
Sulak alanların karbon yutağı olmasının önündeki en büyük endişe, genellikle yüksek metan (CH4) emisyonu riskidir.
Ancak bu kapsamlı araştırma, kunduz ekosistemlerinde metan salımının toplam karbon bütçesinin yüzde 0,1’inden bile daha az olduğunu ortaya koydu.Yani kunduzlar, atmosfere zararlı gaz salmadan karbonu hapsetmenin ‘temiz’ bir yolunu bulmuş durumda.Karbonun yeni adresi: Ölü ağaçlarKunduz sulak alanlarında depolanan karbonun yaklaşık yarısı, su altında kalan veya kıyı şeridinde biriken ‘ölü ağaçlar’ tarafından tutuluyor.
Normal şartlarda hızla çürüyüp karbonunu atmosfere bırakan bu odunsu yapılar, kunduzların yarattığı düşük oksijenli sucul ortam sayesinde adeta mumyalanarak karbonu yeraltında tutuyor.
Sürdürülebilirlik yolculuğunda teknolojinin yanında doğanın kadim bilgeliğine ve işleyişine alan açmak, hem ekonomik maliyetleri düşürüyor hem de ekosistemi dirençli kılıyor.
Kunduzların bu başarısı, bize iklim krizine karşı çözümün bazen en küçük barajın arkasında gizli olabileceğini hatırlatıyor.