Haber Detayı
Savaş ekonomisi!
Savaş tanımları olumlu içerik taşımaz.
Savaş tanımları olumlu içerik taşımaz.
En vahşilerinden ikisi şöyledir: Savaşlar arkasında üç ordu bırakır: Gözü yaşlılar ordusu, sakatlar ordusu, hırsızlar ordusu!
Barışta evlatlar babalarını toprağa verir, savaşta babalar evlatlarını!
ABD-İsrail’in İran’a saldırısıyla 28 Şubat’ta başlayan savaşta, gün, hafta hesabı derken ay hesabına doğru gidiyoruz.
Genel haberler herkesin her türlü olasılığa göre hesap yaptığını gösteriyor.
Trump ’ın vurduğu hedef tahtasında bütün dairelerde 12 yazıyor.
O nedenle nereye vurursa vursun, 12!
Görünüş bu ama gerçek Trump için de hüzün verici.
Amerikan toplumu savaşın iyi olup olmadığına benzin pompasının ödeme sayacına göre karar verdiği için şaşkın!
Şu an karşılaştığı durumdan çok gelecek belirsizliğinden!
Zira Trump, “Marttan sonra nisan gelir” dese, insanın acaba diyesi geliyor! *** Türkiye ekonomisi savaştan nasıl etkilenecek?
İktidarın en sevdiği soru bu!
Tam düzlüğe çıkacaktık ki savaş patladı.
Yoksa enflasyon canavarı bu yazı göremeyecekti!
Belini öyle bir kıracaktık ki bir daha doğrultamayacaktı.
Kara mizah yapmıyoruz; iktidarın sorumsuz sorumlularının yaptığı açıklamalardan çıkan bu.
Sıklıkla şu cümleyi kuruyorlar: Savaşın ekonomimize etkisini en aza indirmeye çalışıyoruz!
Oysa ekonomi, 2018 yılından beri krizde.
Cumhuriyet tarihinin en uzun süreli kriziyle karşı karşıyayız.
Önceki yılların krizi hep “yıl” kavramıyla anılır. 2001 krizi, 1995 krizi gibi.
Bu kez iktidarla doğrudan bağlantılı bir kriz ortamı var.
Neden?
Çünkü, bu durum bize göre bir tercih!
Bizim “kriz” dediğimize iktidar “istikrar” diyor!
Bizim “Bıçak kemiğe dayandı” dediğimize, iktidar, “Bıçak henüz kemiği geçmedi” diyor!
Bizim, “Maliyetler tarımsal üretimi öldürecek” dediğimize, iktidar, “İthalat üretiminde başarılıyız” diyor.
Bizim, “Akaryakıt istasyonları vergi dairesi gibi” dediğimize, iktidar, “Akaryakıt müşterisi azalsa bile vergi geliri bütçeyi dengeler” diyor!
Kısacası iktidar halkın IMF’si oldu!
IMF geldiğinde ilk şunları söylerdi: - Kemer sıkılacak, vergi gelirleri artırılacak, maaşlar düşük tutulacak...
İktidar bunları halka zaten yapıyor.
Ancak IMF bunlara küçük bir ek yapardı: - Kamu da kemer sıkacak!
İşte bu iktidarın defterinde yazmıyor.
Toplumun her kesimi kemeri sıkacak, semeri taşıyacak ama bu iktidar uğramayacak.
IMF’yi istememelerinin başlıca nedeni bu.
IMF’nin sahnede görünmediği, kamuya uğramadığı bir IMF düzeniyle karşı karşıyayız. *** İktidarın bu bağlamda savaşı da bir “sığınma unsuru” olarak kullanacağı ortaya çıktı.
Petrol fiyatları yükselince muhalefet uyardı: - Sakın bunu olduğu gibi halka yansıtma, zaten akaryakıtın üçte ikisi vergi.
Hiç değilse bu dönem eşel-mobil sistemi uygula.
Yani dünyada petrol fiyatlarının varili yükselince farkı, aldığın vergiden karşıla!
İktidar bunu üç beş gün denedi.
Sonra yine doğrudan yansıtma yöntemine geçti.
Dünya petrol fiyatları yükselince anında pompaya yansıtılıyor.
Düşerse indirim yok!
İktidarın, halkın dayanma gücünü sonuna kadar zorlayacağının göstergelerinden biri Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) 35 milyar civarından artı vermesi.
Bu, kurum açısından olumlu olabilir ama emeklinin yüzde 90’ının 25 bin liranın altında maaş aldığı bir ortamda en hafif anlatımla vicdansızlık!
Savaş halindeki Ukrayna ve Rusya’da enflasyonun Türkiye’nin dörtte biri kadar olduğunu dikkate alınca...
Savaşta değiliz ama ülkemizdeki tablo savaş ekonomisi!