Haber Detayı
Mesele petrol değil sistem kırılır endişesi
DÜNYANIN gözü, kulağı Ortadoğu’da. Dün önce ABD Başkanı Trump’ın İran’a Hürmüz’ü açmak için tanıdığı 48 saatlik süre ile piyasaların sarsılmasını yaşadık. İran’ın Körfez ülkelerini karşılık olarak tehdit etmesiyle kriz derinleşiyordu ki Trump’tan yeni bir açıklama geldi:
“İran’a saldırı 5 gün ertelendi.
İran’da saygın bir lider ile görüşüyoruz.”Söylenenler doğru mu, sözler tutulur mu, siz bu satırları okurken neler yaşayacağız bilmiyorum.
Ancak bildiğim şu.
Dünya savaş sona ermez, uzun sürer endişesiyle hop oturup hop kalkıyor.
Aslında korkulan kriz de değil, bir kırılma...Uluslararası Enerji Ajansı Başkanı Fatih Birol 22 Mart’ta Hürriyet’e çok önemli açıklamalarda bulundu.
Bu açıklamalar sadece Türkiye’de pek çok yayın tarafından alıntılanmakla kalmadı uluslararası basında da ilgi gördü.
Fatih Birol’un sözleri sıradan bir uyarı değil adeta bir dönüm noktasının ilanıydı.Çünkü ilk kez, dünyanın en etkili 100 ismi arasında gösterilen üst düzey bir görevli çıkıp, açık açık şunu söyledi:“Bu, dünyanın şimdiye kadar gördüğü en büyük enerji güvenliği tehdidi.”Farkındaysanız bu cümle bile tek başına yeterince ağırdı.
Ama sonrasında bu cümlenin altını dolduran Birol’un paylaştığı veriler daha da ağırdı:1973 ve 1979 petrol krizlerini hatırlayın.
Dünya ekonomisini sarsan, enflasyonu patlatan, ülkeleri borç batağına sürükleyen o iki büyük şok...O dönemlerde kaybedilen petrol arzı toplamda günlük 10 milyon varildi.
Bugün?
Tek başına 11 milyon varil.Yani artık geçmişle kıyaslanan bir krizden değil, geçmişi aşan bir kırılmadan söz ediyoruz.KALP DURURSA HER ŞEY DURURGünlerdir bu gelişmeleri sadece “petrol fiyatı daha da artar mı” diye okuyanlar, resmin çok küçük bir kısmına bakıyor.
Oysa mesele sadece enerji değil.
Enerji günümüzde sistemin kalbi konumunda.
Nasıl kalp durduğunda bütün vücut etkileniyorsa bugün Hürmüz Boğazı’nda yaşanan sıkıntı, sadece petrol tankerlerini durdurmuyor.
Gübreyi, tarımı, gıdayı, petrokimyayı, lojistiği ve nihayetinde üretimi durduruyor.Bu yüzden Fatih Birol’un açıklamaları dünya basınında geniş yankı buldu.
Çünkü önümüzdeki dönem için en kritik uyarısı enerjiyle ilgili değildi.
Birol, ülkeleri ekonomik krize sokabilecek gelişmelere dikkat çekmek için adeta ‘erken uyarı’ görevini yerine getirdi.Bu arada bir hatırlatma.
Fatih Birol Avustralya’da düzenlenen bir basın etkinliğinde yaptığı açıklamada da çatışmalarda dokuz ülkedeki en az 40 enerji tesisinin de ciddi şekilde hasar gördüğünü söyledi.
Yani savaşın enerji faturası gün geçtikçe daha da belirgin bir şekilde ortaya çıkıyor.
Üstelik barış olsa bile bu tesislerin yenilenmesi ve tekrar faaliyete geçmesi zaman alacak.BORÇ SARMALI TEHLİKESİBu noktada Fatih Birol’un sözlerinin en kritik kısmını hatırlatmamda fayda var:“Eğer bu kriz devam ederse, enflasyon artacak, büyüme yavaşlayacak, ülkeler borç sarmalına girecek.”Bu ne demek biliyor musunuz? 1970’lerin sonu, 80’lerin başındaki denklem yine sahneye çıkabilir.
Enerji fiyatları artarsa, enflasyon artar, faizler yükselir, büyüme düşer, cari açık büyür ve borç artar.
Borç artarsa...
Sarmal...SADECE ZAMAN KAZANILIYORUluslararası Enerji Ajansı 3 koldan asılıyor.
Stratejik petrol stokları devreye alınıyor.Diplomasi trafiği hızlanıyor.
Tasarruf çağrıları yapılıyor.
Tüm bunlar tek bir sonuca yarıyor petrol fiyatlarındaki yükselişi bir nebze olsun durdurmak.
Dikkat edin aslında hiçbiri sorunu çözmüyor.
Fatih Birol’un da altını çizdiği gibi gerçek çözüm tek bir noktaya bağlı: Hürmüz Boğazı’nın açılması.
Orası açılmadan, petrol akmadan, lojistik normale dönmeden...
Dünya ekonomisinin de normale dönmesi mümkün değil.Küresel sistemin en kritik damarlarından biri tıkanmış durumda.
O damar açılmadan ne piyasalar rahatlar, ne fiyatlar düşer, ne de ekonomi nefes alır.Dikkat, dikkat...Barış olmaz, savaş uzarsa...Sistem kırılmanın eşiğinde.