Haber Detayı
Bilim dünyasında tartışma yaratan iddia: Uzaylılar mesaj gönderiyor ama biz duymuyoruz! Onlarca yıllık arayışta büyük hata mı var?
Bilim insanları yıllardır uzaydan gelebilecek olası mesajların peşinde. Ancak yeni bir araştırma, bu arayışta temel bir hataya düşülmüş olabileceğini öne sürüyor. Uzaylılardan gönderilen sinyaller aslında var ama fark edilmiyor olabilir. Peki ama nasıl? İşte detaylar…
Dünya dışı yaşam arayışında yıllardır gökyüzüne çevrilen teleskoplar, belki de en kritik ayrıntılardan birini gözden kaçırıyor olabilir.
Yeni bir araştırmaya göre, uzaylı medeniyetlerden gelebilecek radyo sinyalleri aslında yola çıktıkları anda bozuluyor ve bu yüzden bugüne kadar kullanılan arama yöntemleri tarafından fark edilmiyor olabilir.
Bugüne kadar yürütülen birçok çalışmada, yapay kaynaklı olabileceği düşünülen son derece dar ve keskin radyo frekans sıçramaları hedef alındı.
Çünkü bu tür sinyallerin doğal kozmik süreçlerle oluşma ihtimali düşük görülüyor.
Ancak araştırmacılar, bu yaklaşımın önemli bir sınırlaması olabileceğini söylüyor.
Buna göre, bir uygarlık kusursuz derecede dar bir radyo sinyali üretse bile, bu sinyal kendi yıldızının çevresinden geçerken bozulabiliyor.
Böylece dünyaya ulaştığında artık aranan 'ince çizgi' görünümünde olmuyor.
SETI Enstitüsü’nden astronom Dr.
Vishal Gajjar liderliğindeki ekip, bunun teknolojik iz arayışlarında gözden kaçan büyük bir sorun olabileceğini belirtiyor.
Araştırmacılara göre sinyal, kaynağından çıktıktan hemen sonra yıldız çevresindeki türbülanslı plazma nedeniyle frekans olarak yayılıyor, başka bir deyişle bulanıklaşıyor.
Bu da mevcut dedektörlerin, aslında var olan bir sinyali eşik değerin altında kaldığı için kaçırmasına yol açabiliyor.
Araştırma kapsamında ekip, önce kendi Güneş Sistemi’ndeki uzay araçlarından gelen radyo iletimlerini inceledi.
Sondalardan alınan ölçümler kullanılarak yıldızların, özellikle de Güneş benzeri sistemlerin saldığı plazmanın radyo sinyallerini nasıl etkilediği hesaplandı.
Daha sonra bu veriler, farklı yıldız ortamlarında olabilecek bozulmaları modellemek için kullanıldı.
Sonuçlara göre özellikle Samanyolu’ndaki yıldızların yaklaşık yüzde 75’ini oluşturan M-cüce yıldızlar, sinyal bozulması açısından en riskli grubu oluşturuyor.
Bu yıldızların çevresindeki hareketli ve yoğun uzay havası, olası yapay sinyalleri daha fazla yayarak tespit edilmelerini zorlaştırabiliyor.
Araştırmacılar, bu nedenle bugüne kadarki ‘büyük sessizlik’ tablosunun, mutlaka uzaylı uygarlıkların yokluğu anlamına gelmeyebileceğini savunuyor.
Sorunun bir kısmı, gönderildiği varsayılan sinyalle Dünya’ya ulaşan gerçek sinyal arasındaki farktan kaynaklanıyor olabilir.
Yani mesele sadece “kimse yayın yapmıyor” olmayabilir; “biz yanlış biçimde arıyor olabiliriz” ihtimali de masada.
Araştırmaya göre bundan sonra yapılacak teknolojik iz taramalarında, yalnızca çok dar radyo sinyallerine odaklanmak yeterli olmayabilir.
Daha genişlemiş, bozulmuş ya da şekil değiştirmiş sinyalleri de hesaba katan yeni analiz yöntemleri geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Böylece bugün doğal gürültü gibi görülen bazı verilerin, aslında yapay bir kaynağa ait olup olmadığı yeniden değerlendirilebilecek.
Çalışma, dünya dışı yaşam ihtimali konusunda da ilgiyi yeniden artırmış durumda.
Bilim insanları uzun süredir yaşama en uygun adayların, uzak yıldızların çevresinde dönen dünya benzeri gezegenler olduğunu düşünüyor.
Bunlar arasında TRAPPIST-1e ve K2-18b gibi isimler öne çıkıyor.
Özellikle yıldızına uygun uzaklıkta bulunan, yani ne çok sıcak ne de çok soğuk olan “Goldilocks” bölgesindeki gezegenler, yaşam ihtimali açısından en güçlü adaylar arasında gösteriliyor.
Öte yandan bazı uzmanlar, evrende yaşam olma ihtimalinin yüksek olduğunu ancak bunun Dünya’nın şimdiye kadar ziyaret edildiği anlamına gelmediğini söylüyor.
NASA’da uzun yıllar görev yapan Dr.
Gentry Lee de başka dünyalarda yaşam bulunacağına inandığını, ancak bugüne kadar Dünya’ya uzaylı ya da uzaylı makinesi indiğini gösteren bir kanıt olmadığını belirtiyor.
Tartışmanın merkezinde ise şu soru var: Uzay gerçekten sessiz mi, yoksa biz yanlış frekansa mı kulak veriyoruz?
Bu yeni çalışma, onlarca yıldır süren arayışta belki de en önemli düzeltmenin, gökyüzünü değil yöntemlerimizi yeniden gözden geçirmek olduğunu ortaya koyuyor.
Daily Mail’in “Aliens may have been trying to contact us for DECADES, scientists claim - as they warn we've been 'looking for the wrong thing'” başlıklı haberinden derlenmiştir.