Haber Detayı
Savaşın görünmeyen cephesi: Siber uzayda gizli harekât |Füzelerden önce kodlar ateşleniyor
Modern savaş artık yalnızca tankların ilerlediği, jetlerin havalandığı, gemilerin denizlerde devriye attığı bir mücadele değil. Perde arkasında, gözle görülmeyen ama etkisi son derece yıkıcı olan bir cephe var: Siber uzay. İran sahasında yaşanan son gelişmeler, savaşın bu yeni boyutunun ne denli kritik olduğunu tüm dünyaya bir kez daha gösterdi. Tüm bu çarpıcı detaylar, A Haber Editörü Hayrullah Ergüner’in derlediği analiz haberinde yer aldı. İşte detaylar…
Modern savaş artık yalnızca tankların ilerlediği, jetlerin havalandığı, gemilerin denizlerde devriye attığı bir mücadele değil.
Perde arkasında, gözle görülmeyen ama etkisi son derece yıkıcı olan bir cephe var: Siber uzay.
İran sahasında yaşanan son gelişmeler, savaşın bu yeni boyutunun ne denli kritik olduğunu tüm dünyaya bir kez daha gösterdi.
Tüm bu çarpıcı detaylar, A Haber Editörü Hayrullah Ergüner’in derlediği analiz haberinde yer aldı.
İşte detaylar… Modern savaşın çehresi akılalmaz bir hızla değişiyor.
Artık sadece gökyüzünde süzülen jetler, denizleri yaran gemiler ya da karada gürleyen tanklar değil, siber uzayın derinliklerindeki görünmeyen ordular konuşuyor.
İran sahasında yaşanan son çarpıcı gelişmeler, savaşın bu görünmeyen cephesinin ne kadar hayati ve yıkıcı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Dijital dünyanın karanlık dehlizlerinde yürütülen bu gizli operasyonlar, bir ülkeyi tek bir mermi dahi atmadan felç edebilecek güce ulaştı.
SİBER SAVAŞTA EN KRİTİK UNSUR: GİZLİLİK Siber savaşın doğası gereği en belirleyici unsur, saldırının kaynağının belirsizliği.
Akademisyen Prof.
Dr.
Ali Fuat Gökçe, bu durumu metin içinde yaptığı değerlendirmede, 'Yani şimdi siber saldırı yaptığın zaman kimin yaptığı, nereden yaptığı, kaynağının belli olmaması lazım.
Siber saldırılardaki esas unsur bu.' ifadelerini kullandı.
Bu görünmezlik, saldırıya uğrayan tarafı belirsizlik içinde bırakıyor.
Gökçe, 'Mesela Türkiye'deki bir saldırı, siber saldırıya maruz kaldığınız zaman bunun belki de Amerika Birleşik Devletleri'nden, belki de Rusya'dan ya da bir başka coğrafyadan olabileceğini düşünürsünüz.' sözleriyle siber saldırıların küresel ölçekte nasıl iz bırakmadan gerçekleştirilebildiğini vurguladı.
Aynı şekilde günlük hayatta bile bu durumun izlerine rastlandığını belirten Gökçe, 'Baktığınızda bunların numaralarına, hiç ilgisi olmayan kıtalardan telefon geldiğini görüyorsunuz.' diyerek dijital manipülasyonun sıradan bireylere kadar uzandığını ifade etti.
SAVAŞ BAŞLAMADAN ÖNCE CEPHE KURULUYOR Siber operasyonların en kritik aşaması, askeri terminolojide 'savaş öncesi konumlanma' olarak adlandırılıyor.
Bu süreçte saldırıyı planlayan taraf, hedef ülkenin tüm dijital altyapısına sızmaya çalışıyor.
Amaç net: Daha savaş başlamadan düşmanı analiz etmek, zayıf noktalarını belirlemek ve sistemi içeriden çökertmek.
Akademisyen Doç.
Dr.
Kemal Olçar, bu süreci, 'Dijital platformlar ya da altyapı, üstyapı platformlarına sızmalar yapılabiliyor.' sözleriyle aktarırken, bu tür saldırıların geçmişte birçok ülkede denendiğini belirtti.
TARİHE GEÇEN SİBER SALDIRILAR Siber savaşın sahadaki etkileri yalnızca teoride kalmıyor.
Olçar, 'İsrail bunu çok defa yaptı.
Bunu biz Ukrayna'da da gördük.
Rusya'nın Estonya, Letonya gibi Baltık cumhuriyetlerine de yaptığını gördük.' ifadeleriyle küresel ölçekte yaşanan örneklere dikkat çekti.
İran'da yaşanan kritik bir olay ise adeta felaketin eşiğinden dönüldüğünü ortaya koyuyor.
Olçar, 'Yıllar önce nükleer tesislerine sızıldı.
Bir virüsle aktarıldı ve soğutma sistemi donduruldu.' diyerek bu saldırının potansiyel sonuçlarının ne kadar büyük olduğunu vurguladı.
HEDEFTE SADECE SİSTEMLER YOK: LİDERLER DE TAKİPTE Siber savaşın bir diğer ürkütücü boyutu ise bireysel hedefleme.
İran'da üst düzey liderlerin bile uzun süreli dijital takibe alındığı iddiaları gündeme geldi.
Olçar bu süreci, 'Hamaney'in 2 yıl boyunca kamera sistemlerinden takip edildiği, hareketlerinin not edildiği, koruma düzeninin analiz edildiği' sözleriyle anlattı.
Bu takiplerin ardından ise fiziksel harekâtın başlatıldığı ifade edildi.
Yani siber operasyonlar, doğrudan sahadaki askeri müdahalenin ön hazırlığı olarak kullanılıyor.
SİBER SALDIRININ ASIL HEDEFİ: FELÇ ETMEK Siber savaşta amaç her zaman doğrudan zarar vermek değil.
Asıl hedef; iletişimi bozmak, koordinasyonu kırmak ve karar alma mekanizmalarını felç etmek.
Bu strateji, düşmanı savaş başlamadan etkisiz hale getirmeyi amaçlıyor.
Siyasi liderlerin açıklamaları da bu tabloyu destekler nitelikte.
ABD Başkanı Donald Trump, 'Bana kalırsa İran'ı yendiler.
Belki biraz karşı koyarlar ama uzun sürmez.' diyerek sahadaki askeri gücün bile siber operasyonlarla zayıflatılabileceğine işaret etti.
MOBİL UYGULAMALAR ÜZERİNDEN PSİKOLOJİK SAVAŞ Siber savaşın en dikkat çekici boyutlarından biri de mobil uygulamalar üzerinden yürütülen psikolojik operasyonlar.
İran'da milyonlarca kişinin kullandığı bir namaz vakti uygulamasına sızıldığı ve bombardıman sırasında kullanıcılara 'Yardım geldi' mesajı gönderildiği iddiası, bu savaşın artık insan zihnini hedef aldığını gösteriyor.
DEZENFORMASYON: HER VATANDAŞ CEPHEDE Uluslararası İlişkiler Uzmanı Doç.
Dr.
Levent Ersin Orallı, bu durumu, 'Dışarıdan ithal ettiğiniz her hususun içerisine bir şeyler katılabilir.' sözleriyle değerlendirerek dijital bağımsızlığın önemine dikkat çekti.
Siber savaş yalnızca devletlerin değil, bireylerin de içinde olduğu bir mücadeleye dönüşmüş durumda.
Orallı, 'Dezenformasyonla mücadele etmek sadece kamu kurumlarının görevi değil; her bir vatandaşın da görevi.' diyerek bireysel farkındalığın altını çizdi.
Sosyal medyada yapılan paylaşımların bile birer veri kaynağı haline geldiğini vurgulayan Orallı, insanların artık daha dikkatli olması gerektiğini ifade etti.
KÜÇÜK BİR HAREKET, BÜYÜK KRİZLER Günlük hayatta yapılan basit bir işlem bile büyük krizlere yol açabiliyor.
Orallı, 'Elimize aldığımız bir telefon, gelen çağrıya dönmek bile dönem dönem çok daha büyük krizleri beraberinde getirebiliyor.' sözleriyle bireysel güvenliğin önemine dikkat çekti.
Kişisel verilerin korunmasının yalnızca yasal değil, aynı zamanda bireysel bilinç meselesi olduğu vurgulandı. 'SİBER SAVAŞ SİSİ' BELİRSİZLİĞİN GÜCÜ Siber operasyonların en dikkat çekici yönlerinden biri de belirsizlik.
Kim saldırdı?
Nasıl yaptı?
Ne kadar zarar verdi?
Bu soruların çoğu zaman net bir cevabı yok.
Bu nedenle uzmanlar bu durumu 'siber savaş sisi' olarak tanımlıyor.
Gökçe, 'Siber saldırının kaynağının belli olmaması, saldırıya uğrayan ülkenin daha fazla araştırmaya gitmesine neden oluyor.' diyerek bu belirsizliğin psikolojik etkisine dikkat çekti.
YENİ SAVAŞ DOKTRİNİ: ÖNCE KOD, SONRA FÜZE Bugünün savaşları artık klasik cephelerle sınırlı değil.
Uydular, veri merkezleri, internet ağları ve mobil uygulamalar savaşın yeni hedefleri haline geldi.
En çarpıcı gerçek ise şu: Savaşlar artık bilgisayarlarda başlıyor.
Orallı bu yeni dönemi, 'Siber operasyonlar devletlerin geliştirdiği yeni mühendislik harikalarına dönmüş vaziyette.' sözleriyle özetledi.
Ayrıca devletlerin artık asker kaybını minimuma indirmek için bu yöntemlere yöneldiğini belirterek, 'Sadece siber operasyonlar üzerinden dönmesi muhtemel yeni savaş senaryolarında adım adım ilerliyoruz.' ifadelerini kullandı.