Haber Detayı

ASO Başkanı Ardıç: Savaş sadece sınır hattını değil, üretim bantlarını da titreten bir dalgaya dönüştü
Ekonomi ekonomim.com
25/03/2026 10:34 (8 saat önce)

ASO Başkanı Ardıç: Savaş sadece sınır hattını değil, üretim bantlarını da titreten bir dalgaya dönüştü

Ankara Sanayi Odası Başkanı (ASO) Seyit Ardıç, enerji fiyatlarında yaşanan hızlı yükselişin küresel enflasyon baskısını yeniden artırabilecek bir gelişme olduğunu belirterek, “Savaş artık sadece sınır hattını değil, üretim bantlarını da titreten bir dalgaya dönüşmüştür” dedi.

ANKARA (EKONOMİ) ASO’nun mart ayı toplantısına Tosyalı Holding Yönetim Kurulu Başkanı Fuat Tosyalı, Akkök Holding Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Dördüncü de katıldı.

Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç, Mart ayı Meclis toplantısında yılın ilk çeyreğini geride bırakırken küresel risk algısının  daha da derinleştiğine dikkat çekerek,  ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarıyla başlayan Körfez ülkelerine de yayılan sürecin, sadece bölgesel güvenliği değil, enerji arz güvenliğini, ticaret yollarını ve küresel ekonomik dengeleri de sarstığını söyledi.

Enerji fiyatlarında yaşanan hızlı yükselişin küresel enflasyon baskısını yeniden artırabilecek bir gelişme olduğunu kaydeden Ardıç, “Savaş artık sadece sınır hattını değil, üretim bantlarını da titreten bir dalgaya dönüşmüştür” dedi.

Türkiye özelinde bu gelişmelerin iki yönlü okunması gerektiğini kaydeden Ardıç, şunları söyledi: “Birincisi, risk boyutudur.

Enerji ithalatçısı bir ülke olarak petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki her yükseliş; cari denge, enflasyon ve üretim maliyetlerimiz üzerinde baskı oluşturmaktadır.

Biz sanayiciler için enerji faturası yalnızca bir maliyet kalemi değil, rekabet gücümüzü doğrudan etkileyen stratejik bir değişkendir.

Özellikle ihracat pazarlarında talebin yavaşladığı, finansmana erişimin zorlaştığı bir dönemde enerji kaynaklı yeni şoklar, üretim planlamasını daha da zorlaştırmaktadır.

İkinci yön ise stratejik zorunluluktur.

Son dönemde yaşanan gelişmeler bize çok açık bir gerçeği yeniden göstermektedir: Güçlü savunma sanayii bir zorunluluktur.

Savunma sanayii yalnızca güvenliğimizin değil, aynı zamanda ekonomik ve teknolojik bağımsızlığımızın da en güçlü taşıyıcısıdır.

Savunma sanayiinde elde edilen her kabiliyet, diğer sektörlerin teknoloji seviyesini de yukarı taşır.

Savunma teknolojisinde bağımsız olmayanın geleceğiz olmaz.

Bu nedenle savunma sanayiinde yakaladığımız ivmeyi daha geniş bir sanayi dönüşümüne yaymalı, kritik teknolojilerde derinleşmeli, yerli üretim kabiliyetini artırmalı ve sanayimizi küresel şoklara karşı daha dayanıklı hale getirmeliyiz.

Çünkü artık güçlü ülke olmanın yolu, sadece sınırı korumaktan değil, üretim omurgasını da çelikleştirmekten geçiyor.” “Büyümenin hızı değil niteliği önemli” 2025 yılında yüzde 3.6 olarak gerçekleşen büyüme oranını değerlendiren Ardıç, üzerinde durulması gereken hususun büyümenin hızı değil, niteliği olduğunu belirterek, “Tabloya biraz daha yakından baktığımızda üretim tarafında çok sağlıklı bir görüntü ile karşı karşıya olmadığımızı görüyoruz.

Tarım sektörü yüzde 8,8 daralırken, sanayi yüzde 2,9 ile manşet büyümenin altında kalmıştır.

Daha da önemlisi, son beş yılda sanayinin milli gelir içindeki payı yüzde 26,1’den yüzde 18’e gerilemiştir.

Yani sanayinin payı 2021’den bu yana 8 puanın üzerinde daralmıştır.

Tarımın milli gelir içindeki payı ise aynı dönemde yüzde 5,7’den yüzde 5’e düşmüştür.

Bu tablo, üretim kapasitesinin güç kazanmadığını, aksine arz tarafındaki zayıflamanın giderek derinleştiğini ortaya koymaktadır.

Buna karşılık tüketim ve yatırımlar güçlü bir seyir izlerken, net dış ticaret ise büyümeyi aşağıya çeken bir unsur olmaktadır.

Bu durum, üretim kapasitesiyle yeterince desteklenmeyen, dış denge üzerinde baskı oluşturan ve fiyat istikrarını zorlaştıran bir büyüme yapısına işaret etmektedir.

Üstelik yatırımlardaki hızlanmanın önemli bir bölümü de sanayi kaynaklı kapasite artışından daha çok, inşaat sektöründe depremin de etkisiyle kaydedilen yüzde 10,8’lik büyümeden kaynaklanmaktadır.

Yani ekonomide rakam büyürken, üretimin omurgası aynı ölçüde güçlenmemektedir” dedi.

Arz kapasitesi güçlendirilmeli Arz kapasitesinin yeterince güçlendirilemediği bir ekonomide, makroekonomik dengelenmenin kalıcı biçimde sağlanmasının, enflasyonla etkili ve gerçekçi bir mücadelenin yürütülmesinin mümkün olmadığını kaydeden Ardıç, şunları söyledi: “Tarım zayıflıyor, sanayi istenen ölçüde büyümüyor ve üretim kapasitesi yeterince genişlemiyorsa, yalnızca talebi baskılayarak kalıcı fiyat istikrarı sağlanamaz.

Çünkü mesele yalnızca para politikası meselesi değildir.

Mesele üretimdir, verimliliktir, tarımda ve sanayide arz kapasitesini yeniden güçlendirmektir.

Arz yönünü güçlendirmeden ne kaliteli büyümeden, ne de kalıcı refah artışından söz edemeyiz.

Gerçekçi ve sürdürülebilir bir enflasyonla mücadelenin yolu; üretimi, sanayiyi, tarımı ve verimliliği merkeze alan bir büyüme anlayışından geçmektedir.” “Yüksek gıda enflasyonu sadece don ve kuraklıkla açıklanamaz” Şubat ayı verilerinin, enflasyonla mücadelede risklerin arttığını gösterdiğini kaydeden Ardıç, tarım politikalarının bütüncül bir anlayışla ele alınması gerektiğini söyledi.

Ardıç, tarıma ilişkin olarak şu değerlendirmeleri yaptı:  “Yüksek gıda enflasyonu yalnızca geçici don olayları ya da kuraklıkla açıklanamaz.

Asıl sorun daha derindedir.

Tarım sektörümüz uzun süredir yüksek girdi maliyetleri, düşük verimlilik, plansız üretim, sulama altyapısındaki yetersizlikler, küçük ölçekli işletme yapısı ve tedarik zincirindeki aksaklıklar gibi yapısal sorunlarla karşı karşıyadır.

Bunun üzerine Körfez’deki savaşla birlikte özellikle gübre ve diğer tarımsal ara girdilerin tedariki zorlaşırken maliyetler daha da artacaktır. 2025’te tarımsal üretim hacmimiz bir önceki yıla göre yüzde 10,6 daralmış, üretim düzeyi 2018’den bu yana en düşük seviyesine gerilemiştir.

Bu durum, gıda enflasyonu ve fiyat istikrarı açısından da önemli bir risk alanı oluşturmaktadır.

Bu nedenle tarım politikalarının bütüncül bir anlayışla ele alınması ve üretimin daha planlı hale getirilmesi kaçınılmazdır.

Bu noktada hem üreticiyi hem sanayiciyi hem de tüketiciyi koruyan ve kazandıran “sözleşmeli tarım modelinin” yaygınlaştırılması gerektiğini düşünüyorum.

Diğer yandan, daha önce gündeme gelen “Havza Bazlı Üretim ve Destekleme Modeli’nin” zorunlu ve etkin bir şekilde uygulanması büyük önem taşımaktadır.

Tarımda üretimi güçlendirecek bu adımların yanı sıra, piyasanın daha sağlıklı işlemesi için de düzenlemelere ihtiyaç vardır.

Bu kapsamda hem üreticiyi hem de tüketiciyi koruyan, piyasadaki aksaklıkları azaltan bir “Hal Yasası’nın” da vakit kaybetmeden çıkarılması gerekmektedir.” İmalat sanayi üretim gücünü kaybediyor Sanayi üretim endeksinin Ocak ayında hem aylık hem yıllık bazda gerilediğini kaydeden Ardıç, “ Daha da önemlisi, 11 ay sonra yeniden 100’ün altına düştü.

Bu tablo, üretimde zayıflamanın geçici değil, yaygın ve derinleşen bir sorun olduğunu gösteriyor.

İmalat sanayi Ocak ayında yıllık bazda yüzde 2,5 daralırken, son dört yılda ortalama artış sadece yüzde 2,2 düzeyinde kaldı.

İmalat sanayinde; ara malı, sermaye malı, tekstil, giyim, deri, kimya, ana metal ve mobilya gibi birçok temel sektörde üretim gücü kaybediliyor.

Özellikle dayanıklı tüketim mallarındaki sert düşüş ve tekstil ile giyimde süregelen gerileme, sanayimizin ciddi bir zorlukla karşı karşıya olduğunu, mevcut durumun dikkatle ele alınması gerektiğini gösteriyor” diye konuştu.

Kur baskısıyla enflasyonu düşürmeye dayalı yaklaşımın, enflasyonu istenilen seviyeye düşürmediği gibi sanayicinin rekabet gücünü önemli ölçüde zayıflattığını söyleyen Ardıç, “Verimliliği artıran yapısal reformlar ve sürdürülebilir ekonomi politikaları olmadan kalıcı toparlanma mümkün değildir.

Üretimi ve yatırımı yeniden ayağa kaldıracak bir yaklaşıma ihtiyaç vardır.

Çünkü Türkiye’nin sürdürülebilir büyümesi; tüketimden değil, üretimden geçmektedir” dedi.

Benzin ve motorine indirim geldi: İşte 25 Mart 2026 güncel benzin, motorin ve LPG fiyatlarıEkonomi Faizsiz kredi kampanyalarında son durum!

En yüksek rakam hangi bankada?

İşte güncel oranlar...Ekonomi Kolombiya'da 3 günlük ulusal yas ilan edildiDünya 700 TL'lik borcunu almak için IBAN verdi, cezaevine girdiGündem  

İlgili Sitenin Haberleri