Haber Detayı

Okumak 'para' etmiyor, gençler akademiden uzaklaşıyor
Eğitim nefes.com.tr
25/03/2026 10:49 (6 saat önce)

Okumak 'para' etmiyor, gençler akademiden uzaklaşıyor

Türk Eğitim Derneği'nin düşüncü kuruluşu TEDMEM'in 2025 raporunda, Türkiye'nin üniversite mezunu işsizlik oranının genel işsizlik oranını aştığı tek ülke konumunda olduğuna dikkat çekildi.

Türk Eğitim Derneği'nin (TED) düşüncü kuruluşu TEDMEM, 2025 Eğitim Değerlendirme Raporu’nu yayımladı.Raporda, Türkiye’de son on yılda doğum sayılarının hızla düştüğüne ve bu durumun eğitim sistemi açısından yeni bir planlama ihtiyacı ortaya çıkardığına dikkat çekildi.DOĞUM SAYISI ÇAKILDITürkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine yer verilen raporda, 2014 yılında 1 milyon 351 bin 88 olan canlı doğum sayısının 2024 yılında 937 bin 559’a gerileyerek son on yılda yüzde 30,6 oranında azaldığı, bu durumun da 2030 yılında ilkokula başlayacak öğrenci sayısının yüzde 21 daha düşük olacağı anlamına geldiği belirtildi.LİSELİLERİN YARISINDAN DAHA AZI TERCİH YAPIYORRaporda, bir yükseköğretim programına yerleşenlerin yüzde 30,12’sinin lise son sınıf öğrencilerinden oluştuğu, yani yerleşen her 10 adaydan 7’sinin sınava tekrar giren adaylar olduğu ifade edildi.

Veriler, lise son sınıf düzeyindeki 812 bin adayın yüzde 48,57’sinin tercih yaptığını, sadece yüzde 16,46’sının dört yıllık lisans programlarına yerleşebildiğini ortaya koydu.

Raporda bu tablonun; sınav puanlarının beklentileri karşılamaması, istihdam olanaklarına ilişkin belirsizlikler, ekonomik koşullar ve mesleki rehberlik eksikliği gibi çok boyutlu faktörlerle ilişkili olduğu ifade edildi.YKS BAŞVURUSUNDA BÜYÜK DÜŞÜŞRapora göre, 2023 yılında 3,5 milyonun üzerinde olan YKS başvuru sayısı, 2025 yılında yaklaşık 2,5 milyona geriledi.

Eurostat 2024 verilerine göre Türkiye'nin üniversite mezunu işsizlik oranının genel işsizlik oranını aştığı tek ülke konumunda olduğu belirtilen raporda, 25–34 yaş grubundaki işsizlerin yaklaşık yüzde 49,2’sinin yükseköğretim mezunu olmasının, üniversite eğitiminin ekonomik getirisine yönelik algının değiştiğine işaret ettiği kaydedildi.EĞİTİMDEN KOPUŞ LİSENİN BAŞINDA BAŞLIYORÖğrencilerin önemli bir bölümünün eğitim sistemiyle bağının 9. sınıfta zayıfladığı belirtilen raporda, 2024–2025 eğitim öğretim yılında 9. sınıf düzeyinde genel liselerde yüzde 18,5, mesleki ve teknik liselerde yüzde 28,5, imam hatip liselerinde ise yüzde 30 oranında sınıf tekrarı gerçekleştiği kaydedildi. 9. sınıfta açık öğretime geçen öğrenci sayısının bir yılda yaklaşık üç kat arttığına işaret edilerek, ortaöğretime geçişte öğrencilerin akademik ve sosyal uyumunu güçlendirecek politikalara ihtiyaç duyulduğu vurgulandı.Raporda, eğitim sisteminde demografik dönüşümü dikkate alan yeni bir stratejik eylem planının gerekliliğine işaret edildi.

Doğurganlık hızındaki düşüşün, orta vadede yükseköğretime de yansıyacağı belirtilirken; yalnızca uluslararası öğrenci sayısını artırmaya dayalı yaklaşımların yeterli olmayacağı, üniversite kapasitesinin gözden geçirilmesi ve hayat boyu öğrenmenin güçlendirilmesi gerektiği vurgulandı.EĞİTİM BÜTÇESİ ARTIYOR AMA...Raporda, 2025 yılı eğitim bütçesi bir önceki yıla göre yüzde 35 artarak 2 trilyon 186 milyar TL’ye ulaştığı, ancak bu artışın reel anlamda eğitimin niteliğini güçlendirecek bir mali kapasite sunmadığı ifade edildi.

Yüksek enflasyon nedeniyle bu artışın büyük ölçüde mevcut harcama düzeyini korumaya yönelik kaldığı vurgulanırken, kaynakların doğrudan eğitimin niteliğini artıracak alanlara yönlendirilmesi gerektiği belirtildi.Milli Eğitim Bakanlığı bütçesinin 1 trilyon 451 milyar TL’ye ulaştığı, ancak merkezi yönetim bütçesinden aldığı payın son üç yıldır yüzde 10’un altında kaldığı kaydedilen raporda, bütçenin yaklaşık yüzde 80’inin personel giderlerinden oluşması nedeniyle, eğitimde niteliği artırmaya yönelik yatırım ve politika alanlarında kullanılabilecek kaynakların sınırlı olduğu vurgulandı.2025 yılında ortaöğretim süresinin kısaltılması yönünde tartışmalara da değinilen raporda, asıl meselenin eğitim süresi değil ortaöğretimin işlevi niteliği olduğuna dikkat çekildi.

Türkiye’nin son 20 yılda ortaöğretime erişimde özellikle kız çocuklarının eğitime katılımı açısından önemli ilerlemeler kaydettiğine işaret edilen raporda, süre tartışmalarının bu kazanımları zayıflatmayacak bir perspektifle ele alınması gerektiği ifade edildi.Raporda, ortaöğretimde öne çıkan başlıca sorun alanlarının "Üniversite kapısındaki yığılma, liselerin hayata hazırlama işlevinin zayıflaması, artan devamsızlık, sınıf tekrarı ve açık öğretime yönelim, sınav odaklı yapının öğrenme süreçlerini gölgelemesi" olduğu ifade edildi.

İlgili Sitenin Haberleri