Haber Detayı
"Evliya Çelebi Kültür Rotası" projesi işbirliği protokolü imzalandı
Evliya Çelebi'nin doğumunun 415. yıl dönümünde, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile FSMVÜ arasında işbirliği protokolü imzalandı. Proje, Evliya Çelebi'nin ziyaret ettiği şehirleri kapsayan bir kültür rotasının tescillenmesini hedefliyor.
Evliya Çelebi'nin doğumunun 415. yılında "Evliya Çelebi Kültür Rotası" projesi kapsamında, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) arasında işbirliği protokolü imzalandı.Protokol, Evliya Çelebi'nin ziyaret ettiği 200'ü aşkın şehri kapsayan rotayı Avrupa Konseyi Kültür Rotaları Programı (EPA Cultural Routes Programme) bünyesinde tescillemeyi amaçlıyor.Üniversitenin Ayasofya Yerleşkesi'nde düzenlenen program, İstanbul İl Kültür ve Turizm Müdürü Hüseyin Keskin ve FSMVÜ Rektörü Prof.
Dr.
Nevzat Şimşek tarafından işbirliği protokolünün imzalanmasıyla başladı.İmzalanan protokolle üniversite bünyesinde faaliyet gösteren Evliya Çelebi Çalışmaları Merkezi işbirliğiyle Evliya Çelebi üzerine yürütülen akademik ve kültürel çalışmaların geliştirilmesi ve Avrupa Konseyi Kültür Rotaları Programı kapsamında sertifikalı bir kültür rotası daha oluşturulması hedefleniyor."Dünyayı bizim açımızdan inşa etmek istiyorsak Evliya Çelebi'ye muhtacız"Törenin ardından Evliya Çelebi Çalışmaları Merkezi Müdürü Prof.
Dr.
Musa Duman moderatörlüğünde "Evliya Çelebi Seyahatnamesi'nde Dünya Mirası" başlıklı panel gerçekleşti.Programda konuşan Prof.
Dr.
Zekeriya Kurşun, "Aslında biz o rotaları oluştururken sadece bir yol değil, gerçekten hayat tarzımıza ışık tutacak bir gencin, orta yaşlı veya belli bir yaşa ulaşmış bir insanın, hayatının sonuna gelmiş bir faninin, hemen hemen herkesin istifade edebileceği bir şahsiyetten söz ediyoruz." ifadelerini kullandı.Evliya Çelebi'nin Türk-İslam kültürü içinde yetiştiğini ve Kur'an-ı Kerim'in izini taşıdığını vurgulayan Kurşun, şunları kaydetti:"Kur'an'daki 'yeryüzünde gezip dolaşınız' hükmünü kendi kitabının başında yazıyor. 'Kur'an'da böyle bir hüküm vardır ve ben bu hükme ram olarak gezip, görüp, dolaşıp dünyayı keşfetmek istiyorum' diyor.
İslam, Türk kültürü içerisinde yetişmiş, zaten atalarını da anlatırken Yesevi soyuna bağlar.
Kütahya kökenli ama İstanbul'da doğmuş.
Nihayetinde bütün eski dünyayı dolaşmış, hem yerli hem de bir dünya insanı olarak karşımıza çıkıyor."Evliya Çelebi'nin aynı zamanda derlemeci kimliğine sahip olduğuna işaret eden Kurşun, "Somut kültür varlıklarını tanıtmıştır.
Onun sayesinde biz şu anda ortada olmayan birçok kültür varlığını neredeyse inşa edebiliriz.
Dünyayı bizim açımızdan inşa etmek istiyorsak Evliya Çelebi'ye muhtacız." dedi."Bizim için Shakespeare ne ise sizin için Evliya Çelebi odur"Doç.
Dr.
İlhami Danış ise Evliya Çelebi'nin dünya seyahat literatüründeki eşsiz konumuna değindi.Robert Dankoff'un "Evliya Çelebi, dünyanın tanıdığı en büyük seyahat yazarı olduğu iddia edilebilecek bir isimdir." sözlerini aktaran Danış, Çelebi'nin seyahatname yazımı konusundaki disiplinini şu sözlerle anlattı:"Evliya Çelebi'de öyle bir motivasyon var ki hiçbir seyahat yazarında yok.
Gittiği her şehirde neyi, ne kadar ve nasıl araştıracağını belirlemiş.
Şehir tarihini genelde kitabi kaynaklar üzerinden, Hz.
Süleyman'a ya da antik dönem hikayelerine kadar dayandırır.
Daha sonra kale, mahalle, ayanlar, saraylar, camiler, medreseler, tekkeler gibi somut kültürel mirası sıralar.
Başlığın içeriği o an yoksa bile başlığı atar, altını boş bırakır.
Bu şablona olan sadakat bambaşka bir motivasyondur.
Onun hedef ve iddiasının küresel boyutu, kendisini 'Seyyah-ı Alem' olarak tanımlamasında açıkça anlaşılmaktadır."Danış, İngiliz akademisyen Gerald MacLean'in "Bizim için Shakespeare ne ise sizin için Evliya Çelebi odur." ifadelerine atıfta bulunarak, seyyahın eserinin sadece bir gezi kitabı değil, bir tarih inşası olduğunu belirtti.Evliya Çelebi'nin aynı zamanda toplumun hikayesini derlediğini vurgulayan Danış, "Sadece binaları değil, toplumun anlatısını ve hikayesini de derlemiştir.
Hikayeyi anlatırken 'böyle derler' diyerek 17. yüzyıl Osmanlı toplumunda kıraathanede, sokakta konuşulan menkıbeleri bize sunar.
Bu muazzam bir zenginliktir.
İstanbul örneğinde 1600'e yakın yapı kaydettiğini görüyoruz.
Fatih'i, Suriçi'ni ve Ayasofya'yı merkeze alan bu envanterde camilerden tekkelere, saraylardan çeşmelere kadar her yapının bir hikayesi mevcuttur.
Biz de bu değeri, 'dünya seyyahı' iddiasını bu merkezden dünyaya açmaya çalışacağız." ifadelerini kullandı.