Haber Detayı
İsrailli gazeteciden 'yalancılar' çıkışı... İran'da enerji savaşı itirafı: Trump'ın 'iyi polis-kötü polis' oyunu
İsrailli muhalif gazeteciler, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Netenyahu'nun "iyi polis-kötü polis" oynadığını yazdı. "Yıllardır yalanlar, inkârlar ve çelişkili açıklamalarla anılan iki lider" diyen İsrailli gazeteci, İran ile ilgili çelişkili açıklamalara vurgu yaptı.
The 7 Eye adlı muhalif İsrailli gazetecilerin haber sitesinde dikkat çeken bir yazı çıktı.
İsrailli gazeteci ve güvenlik yazarı Yossi Melman tarafından kaleme alınmış yazıda yer alan bilgiler gündem yarattı.
Melman, İsrail istihbaratı ve Orta Doğu güvenlik politikaları üzerine uzmanlığıyla biliniyor.GÜVENİLMEZ İKİ AKTÖR: HANGİSİ DOĞRUYU SÖYLÜYORYazının merkezinde şu tespit yer alıyor: Benjamin Netanyahu ve Donald Trump yıllardır yalanlar, inkârlar ve çelişkili açıklamalarla anılan iki liderdir.
Bu nedenle İran’daki enerji tesislerine yönelik saldırılar konusunda ortaya çıkan çelişkili açıklamalarda, gerçeğin hangi tarafta olduğu belirsizdir.
İsrail ordusunun da geçmişte yanlış yönlendirmeler yapmış olması bu belirsizliği artırmaktadır.İLK SALDIRI VE “KOORDİNASYON YOK” İDDİASI6-7 Mart 2026 gecesi İsrail Hava Kuvvetleri, Tahran çevresindeki yaklaşık 30 yakıt deposunu hedef aldı.
Bu saldırı, İran’ın enerji altyapısına doğrudan yönelen ilk hamleydi.
Hedeflerin İran ordusu ve Devrim Muhafızları tarafından kullanıldığı belirtildi.Saldırı sonrası İsrail’den gelen sızıntılar, operasyonun ABD ile koordineli olmadığı yönündeydi.
Başbakanlık ve güvenlik kaynakları bunun sadece bir “uyarı” olduğunu ve tekrar etmeyeceğini ima etti.HALKIN TEPKİSİ VE TERS ETKİ RİSKİİran içinde ve sürgündeki muhalif çevrelerde, özellikle Rıza Pehlevi gibi isimler dahil olmak üzere, enerji altyapısına yönelik saldırıların sivil halka zarar vereceği ve beklenen halk ayaklanmasını tetiklemek yerine ters etki yaratacağı görüşü dile getirildi.
Bu durum, Trump ve Netanyahu’nun rejim değişikliği beklentisinin zayıf olduğunu gösteren önemli bir işaret olarak sunuluyor.İRAN’IN KONTROLLÜ TIRMANIŞI VE ENERJİ SAVAŞIİran ilk aşamada sert açıklamalarla yetindi, ardından Katar ve Suudi Arabistan’daki enerji tesislerine sınırlı saldırılar düzenledi.
Bu saldırılar büyük yıkım yaratmaktan çok bir mesaj niteliği taşıyordu: Eğer İran’ın altyapısına saldırılar sürerse, bölgesel enerji sistemi hedef alınacaktı.Aynı zamanda İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinde baskı kurmaya başlaması, çatışmayı açık bir “enerji savaşı”na dönüştürdü.YORUMCULAR YANILDI: SALDIRILAR GENİŞLEDİABD ve uluslararası yorumcular, Trump’ın küresel ekonomik kriz riskinden kaçınacağı ve saldırıların büyümeyeceği görüşündeydi.
Ancak bu beklenti yanlış çıktı.
Çarşamba günü İsrail, İran’ın güneyinde Fars ve Buşehr bölgelerine çok daha geniş kapsamlı bir saldırı düzenledi.
Bu ikinci dalga, enerji savaşının asıl kırılma noktası oldu.GÜNEY PARS VE ASALUYEH: KALBİNE DARBESaldırılarda özellikle dünyanın en büyük doğalgaz sahalarından biri olan Güney Pars hedef alındı.
İran’ın Katar ile ortak olduğu bu sahaya yönelik saldırı, bölgesel gerilimi doğrudan tırmandırdı.Asaluyeh bölgesindeki rafineriler, boru hatları, depolama tesisleri ve petrokimya altyapısı da hedef alındı.
Bu bölge, İran’ın enerji üretiminin ana merkezlerinden biri.Bu saldırıların amacı açık:• İran’ın enerji gelirlerini düşürmek • İç enerji akışını bozmak • Devrim Muhafızları’nın finansmanını zayıflatmakBUŞEHR: ENERJİDEN NÜKLEER MESAJABuşehr’e yönelik saldırı sadece ekonomik değil, sembolik bir hamleydi.
Bölge aynı zamanda Rusya tarafından inşa edilen nükleer santrale ev sahipliği yapıyor.
Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı, reaktöre füze isabet ettiğine dair İran’ın iddiasını doğrulamadı ve hasar olmadığını açıkladı.
Eğer bir isabet olduysa bunun hedef dışı bir hata olduğu değerlendirildi.
Yine de bu saldırı, İsrail’in sadece enerji değil nükleer kapasiteye de dolaylı mesaj verdiğini ortaya koyuyor.PETROL ŞOKU VE KÜRESEL ETKİKarşılıklı saldırılar sonrası petrol fiyatları varil başına 115 dolara çıktı.
Bu gelişme, küresel ekonomide enflasyon baskısını artırırken özellikle ABD için siyasi risk yarattı.TRUMP’IN İKİLİ OYUNUTrump saldırıdan hızla uzaklaştı ve ABD’nin haberi olmadığını söyledi.
Hatta İsrail’in “öfkeyle hareket ettiğini” belirterek açık eleştiri getirdi.
Ancak İsrail tarafı tam tersini savundu: saldırılar ABD ile koordineliydi ve onay alınmıştı.Yazıya göre bu çelişki tesadüf değil, bir strateji: Trump kendini “iyi polis”, İsrail’i ise “kötü polis” konumuna yerleştiriyor.
Böylece hem Körfez ülkelerini yatıştırıyor hem de İran’a baskıyı sürdürüyor.NETANYAHU’NU VAADİ: SONSUZ SAVAŞ...
HALK DA BUNA İNANIYORNetanyahu, İsrail vatandaşlarından devam etmelerini ve sabretmelerini istedi; çünkü zaferin kendiliğinden yolda olduğunu söyledi.
Son iki buçuk yıldır her zaman olduğu gibi, bitkin halka zafer vaat ediyor.
Önce Hamas'a karşı ünlü tam zafer, ardından Hizbullah'a karşı tam zafer, sonrasında da (geçen Haziran ayındaki savaştan sonra) İran'a karşı nesiller boyu sürecek zafer geldi.
Şimdi de hem İran'a hem de Hizbullah'a karşı bir başka tam zafer vaadi geliyor.
Pratikte Netanyahu, savaşın bitiş tarihi hakkında konuşmayı bıraktı.
Müzakerelerden bahsetmiyor ve İsrail'in tüm geleceğini, şu an için çöküş belirtisi göstermeyen, aksine kararlılık sergileyen İran'daki rejim değişikliğine dayandırıyor.
Kısacası, Netanyahu İsrail vatandaşlarına yine aynı şeyi vaat ediyor: Sonsuz savaş...
Ve aynı zamanda adrenalin dolu görünüyor ve bundan zevk alıyor.
Ve tıpkı Fareli Köyün Kavalcısı hikâyesinde olduğu gibi, halkın çoğu ona inanıyor.Odatv.com