Haber Detayı
Hürmüz'deki tıkanma Çin ve Asya için riski büyütüyor
ABD ile İsrail'in saldırıları ve İran'ın misillemeleri ile Körfez'e kadar yayılan savaş küresel enerjinin kilit noktalarından Hürmüz Boğazı'nın fiilen kapanmasına yol aç. Gemi trafiğinde yaşanan kesinti, enerji ithalatı Çin ile Asya ülkelerini ciddi risklerle yüz yüze getirdi.
İran, Irak, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), Kuveyt, Bahreyn, Katar ve Umman'ı dünya pazarlarına bağlayan Hürmüz Boğazı, dünya petrol ticaretinin yaklaşık yüzde 25'inin, sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) ticaretinin yaklaşık yüzde 20'sinin ve gübre ticaretinin yaklaşık yüzde 30'unun ana güzergahı konumunda bulunuyor.Dünyanın en büyük ikinci ekonomisi Çin'in ithal ettiği petrolün yaklaşık yüzde 45'i, sıvılaştırılmış doğal gazın yüzde 30'u Basra Körfezi ve Hürmüz Boğazı'ndan geçerek ülkeye ulaşıyor.
Orta Doğu petrolünün en büyük alıcısı konumundaki Çin'in, İran'ın ihraç ettiği petrolün yüzde 80'ini satın aldığı tahmin ediliyor.Hindistan, Güney Kore ve Japonya gibi Asya ekonomileri de Orta Doğu enerjisine yüksek bağımlılık taşırken, artan enerji maliyetlerinin taşımacılık ve gübre üzerinden gıda fiyatlarına yansıyarak küresel enflasyonu artırması ve büyümeyi olumsuz etkilemesi bekleniyor.Hürmüz'de gemi trafiği durma noktasındaHürmüz Boğazı'nda, gemi trafiği hızla azalarak durma noktasına gelrken İran’ın misilleme stratejisi kapsamında geçişleri kısıtlaması ve güvenlik belirsizliği, enerji akışını ciddi şekilde yavaşlattı.
Son verilere göre 1-24 Mart döneminde Hürmüz'den geçen gemi sayısı savaş öncesine kıyasla yüzde 95 düştü.Asya, akaryakıt ithalatında bölgeye bağımlıGemi trafiğindeki aksamalar, enerji ithalatı için bölgeye yoğun bağımlı olan Asya'nın büyük ekonomileri açısından ciddi problem yaratıyor.
Dünyanın en kalabalık iki ülkesi Çin ve Hindistan, ithal ettikleri petrol ve doğal gazın yaklaşık yarısını Körfez ülkelerinden alıyor.Kuzeydoğu Asya'nın ileri sanayi ülkelerinden Güney Kore, petrol ithalatının yüzde 70'ini ve Japonya ise yüzde 90'ını Basra Körfezi'nden karşılıyor.
Keza Güneydoğu Asya Uluslar Birliği (ASEAN) ülkelerinin çoğu da enerji ithalatında bölgeye bağımlı bulunuyor.Asya ülkelerinin enerji tedarikinde sorunlarla karşılaşması, küresel ekonomik büyümeye zarar verme tehlikesi taşıyor.
Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre küresel ekonomik büyümenin 2025'te yüzde 3,3 olduğu tahmin edilirken Asya'nın yükselen ekonomileri dünya ortalamasının üstünde, yüzde 4,5 ila 5 büyüme kaydetti.Dünyanın en büyük ihracatçı ülkeleri Çin, Japonya, Güney Kore ve Hindistan'da yükselen enerji fiyatlarının üretim ve ulaştırma maliyetlerini artırması, ihraç ürünlerinin fiyatlarının tüm dünyada artmasına yol açabilir.Çin'in enerji tedariki risk altındaÇin Gümrükler Genel İdaresi verilerine göre, ülkenin en fazla petrol ithal ettiği 11 ülkeden 4'ü Basra Körfezi'nde yer alıyor.
Çin, petrol ithalatının yüzde 45'ini bu bölgede Suudi Arabistan, Irak, BAE ve Kuveyt'ten sağlıyor.Çin, ayrıca BAE ve Katar'dan sıvılaştırılmış doğal gaz alıyor.
Bu da ülkenin toplam ithalatının yüzde 30'unu oluşturuyor."Petro-yuan anlaşmaları"Resmi gümrük rakamlarında görünmese de Çin'in, İran'ın ihraç ettiği petrolün yüzde 80'ini satın aldığı tahmin ediliyor.İran petrolü yaptırım altında olduğundan Çin, doğrudan satın almaktan kaçınıyor.
Bu petrolün büyük bölümü İran bayraklı gemilerle Malezya açıklarında bu ülkenin gemilerine aktarılarak Çin'e ihraç ediliyor.
İhraç edilen petrol, genellikle Çin'in kuzeyindeki Şandong eyaletinde "çaydanlık rafineleri" adı verilen, kamuya ait petrol şirketleri dışındaki müstakil küçük rafinelerde işlenerek piyasaya sürülüyor.Çin, İran petrolünü dünya fiyatlarının altında, çoğunlukla "petro-yuan anlaşmaları" adı verilen, petrolün yuan cinsinden değerine karşılık Çin'in İran'a imalat ürünleri satmasına dayanan özel düzenlemelerle satın alıyor.
Tahran yönetimi, zaman zaman ticari dezavantajları nedeniyle bu alışverişten şikayet etse de söz konusu ticaret, yaptırımlar altındaki ülke için önemli bir destek oluşturuyor.Çin'e "ayrıcalıklı geçiş" imkanı mı tanınıyor?Çin ile İran arasındaki bu özel ticaret ilişkisinin varlığı, Hürmüz Boğazı'nda tanker trafiğinde kesintiler başlamasının ardından Çin gemilerine "ayrıcalıklı geçiş" imkanı tanındığına dair bazı iddiaları gündeme getirdi ancak uluslararası gemicilik kayıtları, sahadaki durumun bundan oldukça farklı olduğunu ortaya koyuyor.ABD-İsrail saldırılarının başlamasının ardından Hürmüz Boğazı'ndan ilk Çin gemileri 11 Mart'ta geçti.
Dökme yük gemisi Run Chen 2, Boğaz'dan geçen ilk Çin gemisi oldu.
Aynı gün, onunla birlikte 3 dökme yük gemisi daha geçiş yaptı.Ancak 12 Mart'ta Çinli şirketin sahip olduğu ancak Avrupalı denizcilik firması tarafından işletilen gemiye füze şarapneli isabet etmesi, güvenliğe ilişkin endişeleri arttırdı."Güvenli koridor"Tahran yönetimi, 13 Mart'ta dost ülkelerin gemilerinin güvenli geçişini sağlamak üzere Hürmüz Boğazı'nda "güvenli koridor" oluşturacağını duyurdu.
İran kara suları içindeki Larak ve Keşm adalarının arasındaki koridorda gemi geçişlerinin denetimli yapılacağı bildirildi.Ancak Çin gemilerinin, sonraki 10 gün boyunca söz konusu koridoru kullanma konusunda isteksiz davrandıkları görüldü. 16 Mart'ta Çin'in en büyük gemicilik şirketi Cosco'ya ait çok büyük ham petrol tankeri (VLCC), yük almak üzere Basra Körfezi'ne girmekten kaçınarak 1000 kilometre ötedeki Babülmendep Boğazı'ndan Kızıldeniz'e geçerek Suudi Arabistan'ın Yenbu Limanı'na yanaştı.10 günlük beklemenin ardından Larak-Keşm Koridoru'nu ilk kez bir Çin gemisi 23 Mart'ta kullandı.
Çinli şirkete ait Panama bayraklı konteyner gemisi buradan geçti.
Aynı gün öğleden sonra 45 bin tonluk Çin petrol tankeri, Hindistan bayraklı 2 LPG tankeri ile birlikte geçti.
Bu, saldırıların başından bu yana Boğaz'dan geçen ilk Çin petrol tankeri oldu.İran Dışişleri Bakanı Abbas Erakçi, aynı gün Çinli mevkidaşı Vang Yi ile telefon görüşmesinde Hürmüz Boğazı'nın savaşanlar dışındaki ülkelerin gemilerinin geçişine açık olduğu mesajını yineledi.