Haber Detayı
Dilek İmamoğlu'ndan dikkat çeken öneri: Bütün siyasi liderler takip etsin
Dilek İmamoğlu, Silivri’deki Aile Dayanışma Ağı buluşmasında, AKP, MHP, İYİ Parti ve DEM başta olmak üzere tüm parti liderlerini Ekrem İmamoğlu’nun duruşmasına katılmaya çağırdı. Ayrıca partilerin hukukçularının hazırladığı raporlarında kamuoyuyla paylaşılmasını istedi.
Dilek İmamoğlu CHP Silivri Dayanışma Merkezi’nde gerçekleştirilen Aile Dayanışma Ağı (ADA) 29. buluşmasında konuştu.İmamoğlu, İBB davasına ilişkin sürecin bir an önce adaletle sonuçlanması gerektiğini vurgulayarak, "Bir yılı aşkın süredir adalet bekliyoruz.
Şimdi hakikatin bir an önce ortaya çıkmasını, bu sürecin adaletle sonuçlanmasını istiyoruz" dedi.19 Mart operasyonu mağdur yakınları tarafından kurulan ADA’nın toplantısına, Suat Özçağdaş başta olmak üzere milletvekilleri, tutuklu yakınları, sivil toplum temsilcileri, avukatlar, gazeteciler ve vatandaşlar katıldı.Toplantıda yapılan basın açıklaması, Silivri’de tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu’nun eşi Dilek Kaya İmamoğlu tarafından okundu.
İmamoğlu, İBB davasına ilişkin iki önemli öneriyi kamuoyuyla paylaştı.İlk önerisinde, başta AKP, MHP, İYİ Parti ve DEM Parti olmak üzere tüm siyasi partilerin hukuk komisyonlarında görev yapan liyakatli hukukçuların süreci yakından takip etmesi gerektiğini belirten İmamoğlu, bu isimlerin duruşmalara gözlemci olarak katılarak izlenimlerini kamuoyuna raporlamasını istedi.İkinci önerisinde ise, Ekrem İmamoğlu’nun savunma yapacağı duruşmaya siyasi partilerin genel başkanlarının da katılmasının önemine dikkat çekti.Dilek Kaya İmamoğlu, sürecin şeffaf ve adil bir şekilde yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, kamuoyunun da gelişmeleri yakından takip ettiğini ifade etti."DAYANIŞMA BİZE GÜÇ VERDİ"Dilek İmamoğlu'nun konuşmasının tamamı şu şekilde:"Bir yılı aşkın süredir omuz omuza yürüdüğümüz bu zorlu yolda aylarca iddianame bekledik, duruşma günleri gelsin diye gün saydık.
Şimdi hakikatin bir an önce ortaya çıkmasını, bu sürecin adaletle sonuçlanmasını istiyoruz.
Tüm bu süreçte hep birbirimize yaslandık; Türkiye'nin dört bir yanından yükselen dayanışma bize güç verdi.
En özel günlerimizi sevdiklerimizden ayrı geçirmek zorunda kaldık, bayramları hep bir yanımız eksik yaşadık.
Artık bir an önce adaletin yerini bulmasını istiyoruz; sevdiklerimizden ayrı düşeceğimiz tek bir günümüz daha olmasın."TÜM TÜRKİYE GERÇEĞİ GÖRÜYOR"Davalar başladı, 3 haftadır sanıklar dinleniyor.
İlk günden itibaren söylediklerimizin ne kadar doğru olduğu, mahkeme süreci ilerledikçe daha açık biçimde ortaya çıkıyor.
Artık gerçeği tüm Türkiye görüyor.
Gerçek şudur: Bu dava dayanaktan yoksun beyanlara dayanmaktadır ve tutuklamalar yalnızca bu beyanlara dayanılarak yapılmıştır.
Ne yazık ki bu beyanlardaki iftiralarla ve altı boş söylemlerle insanlar bir yıldır cezaevinde.
Ailelerinden, sevdiklerinden ayrı; özgürlüklerinden mahrum bırakılmış durumdalar.
Neden?
Çünkü sadece birileri aleyhlerinde beyan verdikleri için.
Üstelik aleyhlerindeki bu beyanların güvenilirliği daha ilk günlerde sorgulanır hale gelmiş olmasına rağmen."ALİ KAYA VE CEVAY KAYA'NIN TEK SUÇU BENİM ABİM OLMALARI"İnsanlar, bu dayanaksız iddialara cevap verebilmek için bir yıl boyunca cezaevinde kaldı.
İlk savunmalarla birlikte bu beyanların ne kadar gerçek dışı olduğu ortaya çıktı.
Kendi ailemden örnek vermem gerekirse: Abilerim Ali Kaya ve Cevat Kaya’nın tutuklulukları sadece tanık beyanına dayanıyor.
Bunu destekleyen başka hiçbir somut delil yok.
Oysa hepimiz biliyoruz ki Ali Kaya ve Cevat Kaya'nın tek 'suçu' benim abim olmalarıdır.
Soruyorum size, aileler üzerinden yürütülen böyle bir süreci toplumun hangi vicdanı kabul eder?”"BU TUTUKLULUK YALNIZCA BİR HUKUK SORUNU DEĞİLDİR"Neden içeride olduklarını tam olarak bilmeden aylardır cezaevinde tutulan belediye başkanları, bürokratlar, emekçiler var.
Dahası, iddianamedeki suçlamalar doğru kabul edilse ve haklarında mahkûmiyet kararı verilse bile, alacakları cezadan çok daha uzun süre tutuklu kalan insanlar var.
Ve onlar hâlâ hapisteler.
Bu insanlar kim?
Ülkesine hizmet etmek için yıllarını vermiş bürokratlar, seçilmiş belediye başkanları, kurumlarını büyütmek için gecesini gündüzüne katmış yöneticiler.
Onların yokluğu yalnızca ailelerini değil, yönettikleri şehirleri ve ülke ekonomisini de derinden etkiliyor.
Bu tutukluluk yalnızca bir hukuk sorunu değil, Türkiye'nin geleceğine verilen bir zarardır.BİR İNSAN HAYATI BU KADAR UCUZ OLMAMALI"Oysa yargılamalar daha hızlı ve gerçekten hukuka uygun yürütülseydi, bugün ortaya çıkan tablo bambaşka olurdu.
Bu insanlar bugün ailelerinin yanında olurdu.
Bu bayramı çocuklarıyla geçirirlerdi.
Bırakın bayramı, mahkeme salonlarında bile ailelerini, sevdiklerini görmek için imkan tanınmıyor.
Mahkeme salonuna girişlerde zorluklar yaşatılıyor.
Her gün yen bir sürprizle karşılaşıyoruz.
Peki neden hapiste tutuluyorlar?
Cevap acı ve net: İnsanları peşinen cezalandırıyorsunuz, üstelik suçlu bulunsa dahi alacağı cezadan daha fazlasını yatırıyorsunuz.
Bir insan hayatı, bir insanın özgür günleri bu kadar ucuz değildir, olmamalı.
İnsanların hayatından asla geri alamayacağınız zamanları çaldığınızı unutmayın."OLMAYAN BİR SUÇ HİÇBİR ZAMAN ORTAYA ÇIKAMAZ"Mahkemenin amacı suçu ortaya çıkarmaktır.
Biz kendimizden eminiz; sevdiklerimizin hiçbir suçu olmadığını, siyasi nedenlerle cezalandırıldığını biliyoruz.
Çünkü olmayan bir suç hiçbir zaman ortaya çıkamaz!
Eğer siz de iddianameden eminseniz, gelin davaları canlı yayınlayın dedik; herkes neyin ne olduğunu görsün dedik ama talebimiz kabul görmedi.
Sözde bize destek verenler mecliste geri adım attılar.
Biz ısrarcıyız; bu yargılamanın şeffaf biçimde, halkın gözü önünde yürütülmesini talep ediyoruz."DAVA CANLI YAYINLANMIYORSA SORUMLULUK PARTİLERDE"Davalar canlı yayınlanmıyorsa siyasi partiler toplumu bilgilendirme sorumluluğunu üstlenmelidir.
Bu nedenle daha önce de dile getirdiğim iki önerimi bir kez daha yineliyorum.
Birincisi; başta AK Parti, MHP, İYİ Parti ve DEM olmak üzere tüm siyasi partilerin hukuk komisyonlarından liyakatli hukukçuların bu süreci yakından takip etmesi.
Mahkeme süreçlerine gözlemci olarak katılmaları ve gördüklerini doğrudan kamuoyuna rapor etmeleri.
Böylece herkes gerçeği açıkça görür, kimsenin aklında soru işareti kalmaz.İkincisi; Ekrem İmamoğlu’nun savunmasının yapılacağı duruşmaya, yine aynı şekilde siyasi partilerin genel başkanlarının da katılması.
Çünkü bu mesele artık yalnızca bir dava değil, toplumun vicdanına dokunan bir mesele haline gelmiştir."GAZETECİLERİ TUTUKLAYAMAZSINIZ"Bu kadar önemli bir davada medyanın görevini yerine getirmesi ne yazık ki zorlaştırılıyor.
Basın mensupları mahkeme salonunda sanıkları göremeyecekleri, duyamayacakları arka sıralara yerleştiriliyor.
Oysa basın toplumun gözüdür, kulağıdır, vicdanıdır ve demokrasinin en temel ayaklarından biridir.
Siz toplumun gözünü, kulağını, vicdanını kapatmaya çalışıyorsunuz.
Kısıtlamalar getirerek gerçeğin gün yüzüne çıkmasını engelleyemezsiniz, bunu kabul etmiyoruz.İsmail Arı gibi, Alican Uludağ gibi gazeteciler kamuoyunu doğru bilgilendirme sorumluluklarını yerine getirmişlerdir.
İnsanlara gerçekleri aktarmak suç değildir.
Gazetecilik suç değildir.
Sırf birilerinin işine gelmiyor diye doğru haber yapan gazetecileri tutuklayamazsınız.
Basına yönelik bu baskı ve sindirme çabalarını asla kabul etmiyoruz.
Yalnızca görevlerini yerine getirdikleri için tutuklanan gazeteciler derhal serbest bırakılmalıdır."Odatv.com