Haber Detayı
Dervişoğlu: Boynumdaki kravattan ve üstümdeki beyaz gömlekten utanıyorum
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, vatandaşların alım gücü düşüklüğüne tepki göstererek "Vatandaşı bu halde görünce boynumdaki kravattan ve üstümdeki beyaz gömlekten utanıyorum" ifadelerini kullandı.
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Ankara - 100.
Yıl Pazaryeri'ni ziyaret etti.
Pazarcılarla ve vatandaşla sohbet eden Dervişoğlu'na bir vatandaş, "Demeçleriniz çok güzel.
Destekliyoruz.
Fakat bir koalisyon durumunda lütfen birleşin çağrısı yapmak istiyorum.
Bir yurttaş olarak oylarımız şimdiye kadar hep boşa gitti.
Onun endişesi içinde olduğumuz için sizi görmem çok memnun etti" dedi.
Dervişoğlu ise "Sizin endişelerinizi anlıyorum fakat sizinle yan yana gelemeyecek olanlarla sizleri yanyana getirmek gibi bir derdim olmayacak" diye konuştu. "Esnaf gerçekten kan ağlıyor" Dervişoğlu, bir pazar esnafının, "Biz burada uğraşıp duruyoruz.
Bakın iş yok, pazar bomboş.
Esnaf gerçekten kan ağlıyor.
Vatandaş taneyle alıyor.
Karpuz kesip veriliyor Avrupa'da deniliyordu biz inanmıyorduk.
Şimdi biz öyle yapıyoruz.
Her geçen gün eskiyi arıyoruz" demesi üzerine, "Asıl mesele, bu domatesi tarlada üreten satarken memnun değil, nakleden memnun değil, pazarcı memnun değil, vatandaş memnun değil.
Asıl sıkıntı orada" şeklinde konuştu. "Sayın Cumhurbaşkanı götürsün biz yaşlıları bir yere koysun" Pazar alışverişine gelen bir vatandaş, çok zor durumda olduğunu belirterek, "Ben emekliyim bir gözüm kör.
Fizyoterapisttim emekli oldum.
Ben şimdi damadımın evine sığındım. 3 kuruş maaş, evde hasta kardeşim var.
Madem öyle Sayın Cumhurbaşkanı götürsün biz yaşlıları bir yere koysun.
Topluca öldürsünler.
Evim yok.
Ben kimseye boynumu bükmek istemiyorum.
Ben devletin bir lira haram parasını yemedim" diyerek dert yandı.
Dervişoğlu ise vatandaşın derdini gündeme getirmek için çaba harcadıklarını belirtti. "Tane ile domates alınıyor, taneyle portakal alınıyor" Devişoğlu, yarım karpuzların olduğu bir pazarcı esnafının önünde durarak, "Bu memlekette bu zamana kadar dilimlenmiş karuz satıldığını gördünüz mü hiç?
Eskiden bize söylediklerinde olur mu ya derdik.
Şimdi tane ile domates alınıyor, taneyle portakal alınıyor.
Eskiden üç kilo portakal alınıyordu, 2 kilo elma ver, bir kilo muz ver diyorduk.
Şimdi karpuz dilimle satılıyor memlekette.
Allah hepimizin yardımcısı olsun" dedi. "24 buçuk milyon icra dosyalık bir art niyetli kesimi yok" İYİ Parti Genel Başkanı Dervişoğlu, pazar ziyareti sırasında İşçi Blokları Mahalle Muhtarı Ayşegül Emekçi'yi de ziyaret etti.
Burada Emekçi ile kısa bir sohbet eden Dervişoğlu'na, masadaki tebligatlara ilişkin soru sorulmasının üzerine, Dervişoğlu, şöyle yanıt verdi: "24 buçuk milyon icra dosyası var.
Her gün icra dosya sayısı 16 bin artıyor Türkiye'de.
Bu Türkiye'de aslında ekonominin nereye geldiğini de bir anlamıyla gösteriyor.
Hacizler, icralar, işte rehnedilmiş traktörler, satılığa çıkmış araziler bunların tamamını birleştirirseniz bugün yaşamış olduğumuz sıkıntıların özünü de tespit etmiş oluyorsunuz.
İcra neden olur?
Haciz neden olur?
Tebligat neden olur?
Vatandaşın satıl alma gücü bile o kadar sınırlı ki domatesi, biberi, salatalığı alamıyor.
Borcunu nasıl ödeyecek insan?
Yoksa bu ülkede 24 buçuk milyon icra dosyalık bir art niyetli kesimi yok yani. 24 milyon tane adam ya da işte kişi, kuruluş, borcunu ödememek için bir plan, bir tuzak kurmuş değil.
İmkansızlıklar yüzünden bu tebligatlar artıyor.
İşte vatandaşı bu hale getiren düzeni oluşturanların utanması lazım. ‘Geçen sene bize yardım getiren ya da iki ramazan önce bize yardım getiren kişi muhtarlığımıza gelerek yardım var mı’ diyor sevgili muhtarımız.
Şartlar böyle olunca icra dosyası da elbette ki kabul edecek.
Hacizler de artacak.
Traktörler de haczedilecek.
Araziler de böyle böyle satılacak.
Yani bu oluşturan, oluşturulan düzenin doğal sonuçları, yani biz bugünleri hep tanımladık.
Bu ekonomik krizden kaynaklı bir durum değil. "Krizin ortadan kalkması için sistemin değişmesi lazım" Türkiye ilk kez ekonomik krizle karşı karşıya kalmıyor.
Bu zamana kadar karşı karşıya bulunduğumuz büyük krizlerin en az iki yıl içinde aşıldığı dönemler en çok iki yıl içinde aşıldığı dönemler biliyoruz biz.
Yani 1994 krizi öyleydi. 2001 krizi öyleydi ama Türkiye, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'ne geçildiği andan itibaren 8 senedir bir kriz sarmalında yaşıyor.
Dolayısıyla bu dosyaların ortadan kalkması için krizin ortadan kalkması lazım.
Krizin ortadan kalkması için sistemin değişmesi lazım.
Sistemin değişmesi için bizim iktidar olmamız lazım.
İnşallah, Tayyip Erdoğan'ın gitmesi ve yerine Türkiye'yi yönetebilecek kadroların iş başına gelmesi lazım.
Yani bu onun doğal sonucu." "Bu gidişat sürdürülebilir değildir" Dervişoğlu, pazar esnafı ziyaretinin ardından gazetecilere yaptığı değerlendirmede, vatandaşların önemli bir kısmının, fiyatların düşmesi için akşam saatlerini beklediğini belirterek, "Ama akşam saatlerinde de beklentiye karşılık verecek bir fiyat düşüşü söz konusu olmuyor.
Pazarda artık kullanılamaz diye düşünülen ürünler bir tarafa bırakılıyor ve üzülerek müşahede ediyoruz ki vatandaşlarımız atılmış ürünler içerisinden yani çöp demeyelim ama yani atılmış ürünlerin içerisinden ihtiyacını karşılamaya çalışıyor" diye konuştu.
Bu ziyaret sırasında kimsenin memnun olmadığını gördüğünü ifade eden Dervişoğlu, şöyle devam etti: "Bugün görüyorum ki üretici memnun değil, nakliyeci memnun değil, pazarcı memnun değil, alışveriş yapan vatandaş hiç memnun değil.
Bu üretim ve nakliye zinciri özellikle gıda arzında son derece ağır mağduriyetler içerisinde.
Bunun sofralarımıza yansıması da yürek yakan bir durum olarak karşımıza çıkıyor.
Dolayısıyla hep söylüyorum.
Emeklimiz tenceresini kaynatamıyor.
Dar ve sabit gelirli olan vatandaşlarımız geleceklerini güvencede hissetmiyor.
Bu gidişat sürdürülebilir değildir.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yönettiğini zannedenlerin çok acil tedbir alması gereken bir hususdur bu.
Pazar bu duruma düşmüşse herkes mutsuzsa ve herkes yere bakarak pazarda geziyorsa bunun düzeltilmesi gerekiyor.
Bu bir ekonomik krizden kaynaklı bir durum elbette ama Türk tarımı bile isteye bu duruma getirildi.
Uzunca bir zamandan beri biz uyarıyoruz. "Vatandaşı bu halde görünce boynumdaki kravattan ve üstümdeki beyaz gömlekten utanıyorum" 'Türk çiftçisine verilmesi icap eden destek verilmeli, aksi takdirde Türkiye'yi bekleyen son derece ciddi bir gıda krizi söz konusu olabilir' diye de uyarıyoruz.
Şimdi bu uyarmalardan ders çıkarmayanlar sonuçlarına da uzaktan bakarak bir anlam yüklemeye çalışıyorlar.
Gelsinler bu pazarı görsünler.
Herkesin mutsuz olduğunu görsünler.
Domatesin bir çeşidinin dört yüz lira, biberin bir çeşidinin 350 lira olduğuna şahitlik etsinler.
En ucuz peynirin yaklaşık 300 lira olduğunu görsünler ve Türkiye'ye getirdikleri durumu önce tespit etsinler, bu halden utanmaları gerektiğine de öncelik öncelikle kendileri şahit olsunlar.
Bu son derece kötü ve üzüntü verici bir durum.
Bu ziyaretleri her yaptığımda pazar yerinden yüreğim yaralı ayrılıyorum.
Bugün de aynı duygular içerisindeyim.
Yani alışveriş edebilirim belki diye gelmiş olan vatandaşlarımız gördüğünüz gibi siz de şahitlik ettiniz, yolda bizi yakalayıp dertlerini anlattılar.
Alışveriş yapacak bir hallerinin olmadığını anlatmaya çalıştılar.
Böyle bir durumda size çok samimi olarak söylüyorum, vatandaşı bu halde görünce, boynumdaki kravattan ve üstümdeki beyaz gömlekten utanıyorum." "Silahlar bırakılmamış, mangalda yakılanlarla kalmış süreç" İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, açıklamaların ardından gazetecilerin sorularını da yanıtladı. 'Terörsüz Türkiye' süreci bir duruksamaya mı girdi?" sorusuna Dervişoğlu, şu yanıtı verdi: "Aslına bakarsanız, demek ki silahlar bırakılmamış.
Yani mangalda yakılanla kalmış o süreç.
Şimdi ne diyorlar; 'Ben silahı nasıl bırakayım, istediğimi alamadıktan sonra?' Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden beklentilerini silahla almaya kalkışanlarla müzakere masasına oturulmaması gerektiğini zamanında söyledim.
Şimdi atmış oldukları yanlış adımlarının sonuçlarına katlanıyorlar.
Türkiye'de terör örgütünün silahı bırakmadığını siz söylüyorsunuz, DEM Parti söylüyor ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yöneten Cumhur İttifakı söylüyor.
Hani süreç çok iyi gidiyordu?
Hani örgüt silahı bırakmıştı?
Hani Abdullah Öcalan denen cani, kurucu önder olmuştu da örgüt üzerinde hakimiyeti vardı?
Bunların düşünceden eyleme, yani kuvveden fiile geçirilmesinin mümkün olmayacağını söyledim.
Amerika Birleşik Devletleri'nin vermiş olduğu silahları bir örgüt, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne teslim etmez.
O silahlar Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında bile değil.
İçeride işte birileri bir silah yakma müsameresi sergilediler.
Millet de şimdi akıbet ne olacak diye bekliyor." Dervişoğlu, sürece ilişkin söylediklerinin hepsinin tek tek çıktığını belirterek, "Nevruz münasebetiyle meydanlarda yapılan konuşmaları görüyorsunuz.
Bu konuda da özel surette sukut ediyorum.
Sizden de soruyu sormadan önce 'haklı çıktınız' demenizi beklerdim" dedi.