Haber Detayı

Dilovası'ndaki ölüm fabrikasında skandallar zinciri: "Çocuklarımız birbirine sarılarak can verdi"
Yaşam ahaber.com.tr
26/03/2026 21:08 (1 saat önce)

Dilovası'ndaki ölüm fabrikasında skandallar zinciri: "Çocuklarımız birbirine sarılarak can verdi"

Kocaeli Dilovası'nda 7 işçinin yanarak hayatını kaybettiği, 6 kişinin ise yaralandığı kozmetik fabrikasındaki korkunç yangına ilişkin davada kan donduran detaylar gün yüzüne çıktı. Gebze 7. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada gözyaşları sel olurken, hayatını kaybedenlerin yakınları sanıkların yüzüne karşı feryat etti. Sigortasız çalıştırılan çocuk işçiler, denetimlerden kaçmak için kurulan "hayalet fabrika" düzeni ve "mayın tarlası"nı andıran çalışma koşulları mahkeme salonunda yankılandı. İşte 7 cana mezar olan o fabrikadaki skandallar zinciri ve acılı ailelerin adalet feryadı...

Olay, 8 Kasım 2025 tarihinde Dilovası Mimar Sinan Mahallesi Mimar Sinan Caddesi'nde bulunan Raviva Kozmetik isimli parfüm dolum tesisinde meydana gelmişti.

Tesiste çıkan yangında Hanım Gülek (65), Esma Gikan (65), Şengül Yılmaz (55), Tuncay Yıldız (48), Tuğba Taşdemir (18), Nisa Taşdemir (17) ile Cansu Esatoğlu (16) hayatını kaybetmişti.

Gebze 7.

Ağır Ceza Mahkemesince Kandıra Ceza İnfaz Kurumu Yerleşkesi'ndeki salonda görülen davanın üçüncü gün duruşmasında, yangında hayatını kaybeden Nisanur Taşdemir'in (15) annesi Altun Taşdemir, kızının 1 yıldır söz konusu iş yerinde çalıştığını, 11-12 bin lira maaş aldığını, sigortasının olmadığını söyledi.

Taşdemir, eşinin kanser hastası olduğu için kızının okumak istemediğini belirterek, 'Kızım çalışmak için gitti ama cesedini çıkardım.

Gülhan (fabrika işçilerinden müşteki Gülhan Bendi) ve Kurtuluş (cezaevinde kalp krizi geçirerek ölen fabrika sahiplerinden Kurtuluş Oransal) oradaydı.

Gülhan'ı tanıyordum, kızımı işe almalarını istedim.

Kurtuluş, 'Yarın gelip başlasın.' dedi.

Kızımın bir kefeni olmadı.

İçimiz yanıyor.

Gece gündüz ağlıyoruz.

Olaydan sonra babası kendini toparlayamadı, sürekli hastanelerdeyiz.' ifadelerini kullandı.

Baba Vedat Taşdemir de kızı çalışırken 8 aydır üniversite hastanesinde tedavi gördüğünü anlatarak, 'Ben hastanedeyken bayramda maaşlarını vermediler.

Dilovası'ndan İzmit'e hastaneye geldi, orada bayram harçlığını verdim.

Mahkemeden adalet bekliyorum.' diye konuştu.

Yangında ölen işçilerden Tuğba Taşdemir'in (17) annesi Saliha Taşdemir ise kızının 'sigortalı yapılacağı' söylenerek oyalandıklarını ileri sürerek, 'Acımızın bir nebze olsun azalması için suçluların en ağır cezayı almasını istiyoruz.' dedi.

Baba Şahin Taşdemir de acılarının büyük olduğunu, çocuklarının birbirine sarılarak öldüğünü vurgulayarak, şikayetçi olduklarını kaydetti. 'ÇALIŞTIKLARI ALAN MAYIN TARLASI GİBİ' Olayda hayatını kaybeden Cansu Esetoğlu'nun (15) annesi Filiz Esetoğlu, çocuğunun iş yerinde kötü çalışma koşullarından bahsettiğini, zorla mesai yaptırıldığını ve parasının verilmediğini, kızına istediği halde sigorta yaptırılmadığını söyledi.

Baba İbrahim Esetoğlu da şikayetçi olduğunu belirterek, şöyle devam etti: 'Yangın merdiveni, iş güvenliği uzmanı ve ekipmanı yok.

Çalıştıkları alan mayın tarlası gibi.

Hangi vicdanla kendinizi savunuyorsunuz?

Kasıtlı olarak cinayet işlediniz.

Sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmasını talep ediyorum. (Firma yetkilileri) İsmail ve Altay Ali Oransal fabrikaya geliyormuş, yardım ediyormuş.

Suçu ölmüş babalarının üstüne atıyorlar.' Yangında hayatını kaybeden Esma Gikan'ın (31) eşi Aytekin Gikan da sanık avukatlarına hitaben, 'Siz Ramazan Bayramı'nda anne ve babanızın evine gitmişsinizdir, el öpmüşsünüzdür.

Ben 3 çocuğumu alıp mezarlığa gittim. 3 çocuğum yetim kaldı.

Neden?

Bunların gözünü para ve hırs bürüdüğü için.

Adalet yerini bulacak.

Bu işin peşini bırakmayacağız.' ifadelerini kullandı. 'FİRMA DENETLEMELERİ ÇORLU'DA OLUYORDU' Olayda yaşamını yitiren Tuncay Yıldız'ın oğlu Alihan Yıldız, fabrikaya bir kere gittiğini dile getirerek, 'Kurtuluş Oransal içeride sigara içiyordu, çok şaşırmıştım.

İçerisi karman çormandı.

Firma denetlemeleri Çorlu'da oluyordu ama üretim Dilovası'nda yapılıyordu.

Çorlu'dan Dilovası'na kadar şikayetçiyim.' diye konuştu.

Kızı Nursena Yıldız da sanıkların kendilerini tanımadığını söylediğini fakat babasının vefatından 15 gün önce Kurtuluş, Altay Ali ve İsmail Oransal'ın, dedesinin cenazesine katıldığını kaydetti.

Yıldız, 'Babam bize tehlike altında çalışmaktan bahsediyordu.

Babam, tüm denetimin Çorlu'daki fabrikada yapılarak geçildiğini söyledi.

Bu işin başı (tutuklu sanık) Ali Osman Akat'tır, araştırılmalı.

Sanıkları gülerken görmek çok acı, utanç verici.' dedi. 'ADRESİ ÇORLU'DA GÖSTERİYORLARMIŞ' Tuncay Yıldız'ın eşi İlknur Yıldız ise eşinin, Temmuz 2024'ten beri Kurtuluş Oransal'ın yanında çalıştığını söyledi.

Eşi ve Oransal'ın, Düzce'de aynı fabrikada çalıştıkları dönemde tanıştığını dile getiren Yıldız, Oransal'ın koronavirüs salgınından önce Düzce'deki işini bıraktığını ve 5 yıl boyunca yanına gelmesi için baskı yaptığı eşinin, Düzce'deki iş yerinde sorunlar yaşaması üzerine Oransal'ın teklifini kabul ettiğini anlattı.

Yıldız, Dilovası'ndaki fabrikayı bir kere eşini iş çıkışı almaya gittiklerinde gördüğünü belirterek, 'Ben de tekstil sektöründe çalışıyorum.

Marka denetimlerinin ne kadar titiz olduğunu biliyorum.

Eşimin çalıştığı yeri görünce çok şaşırdım, üretim koşulları çok kötüydü.

Marka denetimlerinden nasıl geçtiklerini sorduğumda 'Adres olarak Çorlu'yu gösteriyorlar.' dedi.' diye konuştu.

Yangının ardından eşinin hastane sürecinde çok sıkıntı çektiklerini anlatan Yıldız, 'Eşimi yoğun bakımda gördüğümde tanıyamadım.

Doktorlar yaşatmak için çok çabaladı.' dedi.

Yıldız, dava başlamadan bir süre önce tutuklu sanık Ali Osman Akat'ın kardeşinin kendileriyle iletişim kurmak istediğini ama görüşmek istemediklerini söyledi.

Yangında ölen işçilerden Şengül Yılmaz'ın (59) kızı Emine Nur Aldeniz, evinin fabrikaya yakın olduğunu, annesinin, ölen kızlarla kendisine kahvaltıya geleceğini fakat yangının meydana geldiğini anlatarak, 'Annemin eve getirdiği defolu ürünlerin arkasındaki adres kısmında Tekirdağ yazıyordu.' dedi.

Eşi Salih Yılmaz da sanıklardan şikayetçi olduğunu ve davaya katılmak istediğini dile getirdi.

Şengül Yılmaz'ın kardeşi Emine Bulut ise 2023 yılında 1 ay kadar olayın yaşandığı fabrikada çalıştığını, kendilerine hiçbir koruyucu ekipman verilmediğini söyledi.

Dolum makinelerinin üzerinde İsmail Oransal'ın adının yazdığını savunan Bulut, 'Yemek, sigorta, iş güveliği yoktu.

Asgari ücret 18 bin liraydı, maaşımı almaya gittiğimde elime 9 bin 500 lira verdiler.

Sebebini sorduğumda kesinti yaptıklarını söylediler.

Bu nedenle işten ayrıldım.' iddiasında bulundu.

Yangında ölen işçilerden Hanım Gülek'in (52) kızı Dilek Gülek, Ravive Kozmetik'in eski ve yeni fabrikasında belirli sürelerle çalıştığını kaydetti.

İsmail ve Altay Ali Oransal'ı her iki fabrikada da gördüğünü, fabrikada herhangi bir iş güvenliği önlemi olmadığını iddia eden Gülek, 'Kurtuluş Oransal üretim alanında sigara içiyordu, izmaritini yere atıyordu.

Çalıştığım sürede hiç denetim yapıldığını görmedim.

Zabıtaların geldiğini görüyordum ama hiç denetim yapılmıyordu.

İşten ayrılmak isteyen herkese 'Sana sigorta yapacağız.' diyerek kandırıyorlardı.

Çalışanlar maaşlarını elden alıyordu.' diye konuştu.

Duruşmada, tanıkların dinlenilmesine geçildi.

KOCAELİ'DEKİ FABRİKA YANGININDA KORKUNÇ GERÇEK PARFÜM FABRİKASI YANGININDA İDDİANAME İADE EDİLDİ 7 CAN GİTTİ İHMALLER ZİNCİRİ İDDİANAMEYE GİRDİ!

A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

İlgili Sitenin Haberleri