Haber Detayı

Meslek Fabrikası’nın unutulmaz tarihçesi
Yazarlar cumhuriyet.com.tr
27/03/2026 04:00 (1 saat önce)

Meslek Fabrikası’nın unutulmaz tarihçesi

Siyasi iktidarın muhalif kentleri ve belediyeleri siyaseten kuşatma - kıskaca alma hamleleri devam ediyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi (İzBB), yıllardır mülkiyetinde olan binalardan çıkarılmak isteniyor. O binalar ki her birinin oldukça köklü tarihçesi var. İşte bu nedenle, söz konusu binaları sıradan hizmet binaları olarak görmemek gerekiyor.

Siyasi iktidarın muhalif kentleri ve belediyeleri siyaseten kuşatma - kıskaca alma hamleleri devam ediyor.

İzmir Büyükşehir Belediyesi (İzBB), yıllardır mülkiyetinde olan binalardan çıkarılmak isteniyor.

O binalar ki her birinin oldukça köklü tarihçesi var.

İşte bu nedenle, söz konusu binaları sıradan hizmet binaları olarak görmemek gerekiyor.

Hele bu yapılardan Halkapınar’da bulunan Meslek Fabrikası’nın, İzmir’in kurtuluşu ile bütünleşen unutulmaz bir tarihçesi vardır.

Bu yapılarla ilgili zorlama kararlar alan ve uygulamaya çalışan siyasetçilerin - ilgililerin, acaba bu tarihçeden yeterince haberleri var mı?

Biz hem o siyasetçileri ve hem de yeni kuşak İzmirlileri, konuyla ilgili ayrıntılı bilgilendirmek istiyoruz. ‘VATAN VE NAMUS’ 9 Eylül 1923 sabahı İzmir’e giren kurtuluş güçleri, Halkapınar köprüsüne geldiklerinde yolun sol tarafında bulunan büyük bir yapıya mevzilenmiş bir grup işgalcinin ateşi ile karşılaşır.

Ateş açılan yapı, o dönemde Tuzakoğlu un fabrikası olarak bilinen yapıdır.

Bina, kurtuluş sonrası, 1926’da, Mustafa Kemal Atatürk’ün imzasıyla kamulaştırılır.

Tapusu 1940’ta belediyeye geçer.

Bir dönem DGM binası olarak da bilinen yapı, günümüzde Meslek Fabrikası olarak faaliyet yürütüyor. 200 bine yakın İzmirli burada meslek sahibi oldu.

Halkapınar Şehitliği’nde “Vatan ve Namus” yazısı altında yatan şehitler, işte İzmir’in kurtuluş gününün şehitleri Akşehirli Mehmet Çavuş, Antalyalı Hakkı Çavuş, Nevşehirli er Seyyid Ahmet’tir.

Bu 9 Eylül şehitleri söz konusu yapının bitişiğindeki şehitlikte yatmaktadır.

Meslek Fabrikası binası tartışılırken bu gerçekler hiç unutulmamalı ve hep hatırlanmalıdır.

EGEMENLİK EVİ-GASİLHANE Tartışma konusu yapılan bir başka yapı, günümüzde Egemenlik Evi olarak bilinen yapıdır.

Bu bina, İzmirlilerin katkılarıyla İzmir’in ilk belediye binası olarak kurulmuş ve yıllarca belediye başkanlığı makamı olarak kullanılmıştır.

Biz de eski bir İzmirli olarak, 50 yıl önce bu binada rahmetli belediye başkanımız İhsan Alyanak’ı ziyaret ettiğimizi ve kendisi ile görüştüğümüzü anımsıyoruz.

Gasilhane olarak bilinen yapı ise tüm İzmir’e ve İzmirlilere hizmet veren bir yapıdır.

Yıllardır da adı üstünde taşıdığı işleve uygun olarak belediyece kamusal hizmette kullanılmaktadır.

İZMİR’E KIYMAYIN!

Bu denli İzmir ve İzmirli ile bütünleşmiş yapıları, kentin ve kentlinin temsilcisi olan belediyeden almaya daha doğrusu belediyenin kullanımına kapatmaya kalkışmak anlaşılmaz bir tavırdır.

Bu tamamen siyasi bir tasarruftur ve belediyenin hizmet-hareket alanını daraltmaya yönelik bir hamledir.

Oysa belediye de bir kamu kurumudur ve kamu hizmeti vermektedir.

Siyasetçilerin hele İzmir milletvekillerinin öncelikli görevi, kamu hizmetini aksatmamak ve kolaylaştırmak olmalıdır.

İstenirse kamu kurumları arasında uzlaşı da sağlanır ve pek çok çözüm de bulunur.

Siyasetçiler enerjilerini buna yöneltmelidir.

Aslında bu inatlaşmadan iktidar partisi yara alır ve zararlı çıkar.

İktidar siyasetçilerinin bunu görmemelerini anlamak mümkün değildir.

İZMİRLİ SAHİPLENMELİ Yerel yönetim kentin ve kentlinin doğrudan temsilcisidir.

Onunla uğraşmak ve inatlaşmak, İzmir’le, İzmirliyle uğraşmak anlamına gelmektedir.

İzmir ve İzmirli bu haklı konuda yerel yönetimin yanındadır.

Çünkü yerel yönetim İzmir’in tarihi yapılarına sahip çıkmakta ve İzmirlinin hakkını savunmaktadır.

İzBB Başkanı Cemil Tugay, tahliyenin ertelenmesi yetmez tamamen gündemden çıkarılmalı diyor.

Buraları “kentin hafızası” olarak değerlendiren baro başkanımız Sefa Yılmaz, yapılanı “hukuksuzluk” olarak nitelendiriyor.

İzmir Barosu, Tabip Odası, TMMOB bileşenleri, sendikalar, İzmir Gazeteciler Cemiyeti gibi kuruluşlar; bu konuda belediyeye desteklerini gösterdiler.

Ancak iş dünyasının konuya ilgisiz ve duyarsız kaldığını görüyoruz.

İş dünyası temsilcilerinin bulunduğu İEKKK hemen toplanmalı ve bu konuda kent adına ortak bir duruş sergilenmelidir.

İzmir ve İzmirli, tüm kanaat önderleriyle tarihi yapılarına-değerlerine sahip çıkılmasını bekliyor. *** Ege’de yerel festivaller Bahar mevsimi geldiğinde Ege’de ardı ardına festivaller yapılmaya başlanır.

Bu festivallerin amacı, bölgenin yerel zenginliklerini ve güzelliklerini tanıtmaktır.

Aynı zamanda baharın coşkusunu doyasıya yaşamaktır.

İşte bu bağlamda hafta sonu İzmir’e bağlı iki önemli ilçemizde festival var.

Bu festivallerin ağırlıklı yönü, yerel lezzetleri öne çıkaran gastronomi alanında yapılacak olması.

URLA OT BAYRAMI Yerel bahar festivallerinin ilki bu hafta sonu Yarımada yöresinde Urla’da yapılacak. “Geleneksel Mart 9’unu kutluyoruz” sloganıyla düzenlenen festivalin bu yılki teması “Doğadan sofraya, sürdürülebilir bir gelecek için...” olacak.

Yarın kortej yürüyüşüyle başlayacak festival, gün boyu atölyeler, söyleşiler ve kültür gezileriyle devam edecek.

Urla Belediyesi - Urla Doğal Sofra Derneği işbirliği ile gerçekleştirilecek festivalin ev sahibi Urla Belediye Başkanı Selçuk Balkan; festivalle ilgili şunları söylüyor: “Toprağıyla, rüzgârıyla, sofraya gelen her lezzet bir hikâye anlatır.

Bizim bu festivalle yapmak istediğimiz de, tam olarak bu hikâyeyi görünür kılmak.

Mart Dokuzu Urla Ot Bayramı programımızda yürüyüş de var, müzik de var, söyleşiler de… Ama en önemlisi; geçmişten bugüne taşınan bir yaşam kültürü var.” TİRE GASTRONOMİ FESTİVALİ Bu hafta sonu bir başka festival Küçük Menderes yöresinde, Tire ilçemizde düzenleniyor.

Yeşil Tire bizim de çok sevdiğimiz ve sıkça ziyaret ettiğimiz bir ilçemiz.

Salı pazarının ünü ilçe sınırlarını aşmış.

Derekahve, Değirmen, Kaplan Yaylası, Toptepe gibi ören yerleri dikkat çekiyor.

Festival nedeniyle Tire’ye gideceklere, özellikle yerel karambol oyununu ve sahasını görmelerini öneririz. 28 - 29 Mart’ta iki gün sürecek festival kapsamında, ünlü şeflerin katılımıyla mutfak atölyeleri, yöresel ürün tadımları ve gastronomi söyleşileri gerçekleştirilecek.

Tire’nin zengin mutfak kültürü tanıtılacak.

Tire Belediye Başkanı Hayati Okuroğlu, tüm gastronomi sevdalılarını festivale davet ediyor. *** ‘Gelecek Olsun!’ Önceki dönem İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, 4 Temmuz 2025 tarihinden beri cezaevinde tutuklu bulunuyor.

Kamuoyunda “kooperatif davası” olarak adlandırılan bir dava nedeniyle kendisine suçlamalar yöneltiliyor.

Soyer, cezaevinde tutulduğu bu zorlu ve sıkıntılı dönemi, kendisi için adeta bir eğitim şölenine ve yeniden inşa çabasına dönüştürmüş.

Cezaevinde tuttuğu günlükleri “Gelecek Olsun!” adıyla kitaplaştırmış.

Bizce çok da iyi yapmış.

HAYATA VE KENTE DAİR Tunç başkanın Kırmızı Kedi yayınlarından çıkan kitabını bir solukta okuduk.

Kitapta ağırlıklı olarak aşkla bağlı olunan kente ve hayata dair notlar var.

Edebiyattan felsefeye, gündelik hayattan siyasete uzanan değinilerle; kent yaşamı ve toplumsal hayat sorgulanıyor.

İçinde bulunulan olumsuzluklardan çıkış yolları aranıyor; daha iyi bir yaşam ve dünya için öneriler sunuluyor.

Tarihe not düşmek Silivri Cezaevi’nde tutulan İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin önceki genel sekreterlerinden Buğra Gökçe dostumuz da cezaevi günlüklerini daha önce “22 Metrekare Gökyüzü” adıyla yayımlamıştı.

O kitabı da bir solukta okumuş ve köşemizde değerlendirmiştik.

Aslında biz bu kitapları bir bakıma “tarihe not düşmek” olarak değerlendiriyoruz.

Tunç başkanın, bu durumlarda söylenen klasik “Geçmiş olsun” söylemini “Gelecek olsun” seslenişine dönüştürmesini de doğrusu çok anlamlı bulduk.

Biz de kitabını içtenlikle kutluyor ve “Gelecek Olsun!” diyoruz.

İlgili Sitenin Haberleri