Haber Detayı

İletişim Başkanı Duran, STRATCOM Zirvesi'nde konuştu:
Gündem hurriyet.com.tr
27/03/2026 14:50 (2 saat önce)

İletişim Başkanı Duran, STRATCOM Zirvesi'nde konuştu:

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhaneddin Duran, iletişimin medyadan dijitale, kültürden kamu diplomasisine uzanan geniş etki alanına sahip olduğunu belirterek, Bu alanı yönetenler sadece bizlerin gündemini değil, aynı geleceği de belirlemektedir. Bu çerçevede İletişim Başkanlığı olarak bizler, doğru, teyit edilmiş ve güvenilir bilginin esas alındığı bir iletişim ekosistemini inşa etmeyi temel öncelik olarak görüyoruz. dedi.

Duran, Uluslararası Sistemde Kırılma: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı temasıyla Beşiktaş'ta bir otelde gerçekleştirilen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi'nin (STRATCOM) açılışında yaptığı konuşmada, beşincisini düzenledikleri zirvede katılımcılarla bir araya gelmenin kendileri için büyük iftihar vesilesi olduğunu, uluslararası marka haline gelen STRATCOM'un bu yıl da yoğun teveccühe mazhar olmasından duyduğu memnuniyeti ifade etti.Zirve kapsamında düzenlenecek panellerde stratejik iletişim alanındaki güncel meseleleri küresel gündemle birlikte ele alacaklarını ve kapsamlı fikir teatisinde bulunacaklarını aktaran Duran, bu yıl zirveyi zamanın ruhunu yansıtan Uluslararası Sistemde Kırılma: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı teması etrafında gerçekleştirdiklerini söyledi.Duran, zirvede hem stratejik iletişimin teknik boyutlarını hem de uluslararası sistemin içinde bulunduğu çok boyutlu krizleri ve bu krizleri derinleştiren anlatıları geniş çerçevede ele alacaklarını dile getirerek, Bilindiği üzere İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzenin aşınma sürecini artık geride bırakmış bulunuyoruz.

Bu sürecin ardından henüz tam olarak ne şekil alacağını bilmediğimiz yeni bir dünyaya giriyoruz.

Wallerstein'in o meşhur ifadesiyle 'Bildiğimiz dünyanın sonundayız.' Bir zamanlar daha çok akademik öngörülerde ve fütüristik anlatılarda yer bulan bu dönüşüm, bugün artık somut bir gerçeklik olarak hepimizin önündedir. ifadelerini kullandı.Bugünün dünyasında belirsizliğin ve güvensizliğin hakim olduğunu, çifte standardın ise artık gizlenemeyecek ölçüde görünür hale geldiğini, bu tablonun yalnızca geçici bir dalgalanmaya değil, daha derin ve yapısal bir dönüşüme işaret ettiğini kaydeden Duran, şöyle konuştu:Gramsci'nin işaret ettiği canavarlar, bugün askeri, ekonomik ve teknolojik araçları seferber ederek en basit çıkarlarını dahi hiçbir apolojik gerekçeye ihtiyaç duymadan elde etmeye yönelmektedir.

Bu eğilimin doğal bir sonucu olarak uluslararası sistemde uzlaşı ve diplomasi giderek geri plana atılmakta, güç kullanımı ise birincil araç haline gelmektedir.

Artık bu aktörler uyuşmazlıklarını savaşarak çözmeyi, iç meselelerini ise silahlı bastırma yöntemleriyle bastırmayı tercih etmektedir.

Güvenlik anlayışı da aynı doğrultuda sertleşmiş, tehdit söylemleri, önleyici savaş doktrinleri ve sürekli kriz üretimi bu yaklaşımın temel araçları haline gelmiştir.

Bu dönüşümün en çarpıcı yansıması ise normlar ve değerler alanında görülmektedir.İkinci Dünya Savaşı sonrasında 'Bir daha asla' denilen soykırımların bugün adeta canlı yayınlarda gerçekleştiği, güç kullanarak toprak kazanma girişimlerinin ise açıkça ve pervasızca dile getirildiği bir dönemdeyiz.

Bu tablo, çifte standardı sistematik biçimde uygulayan bir grup ülkenin, iddia ettikleri ahlaki üstünlüğü aşındırmakla kalmayıp büyük ölçüde yitirmesine yol açmıştır.

Aynı ülkeler, kendi sınırları içinde İslamofobik ve ırkçı söylemleri sıradanlaştırarak bu çelişkiyi daha da derinleştirmektedir.

Bu çelişkili ve sertleşen ortam, yalnızca küresel düzeyde değil, bölgesel dinamiklerde de yıkıcı etkiler üretmektedir.

DEZENFORMASYON ÇAĞINDA YALNIZCA BİLGİ DEĞİL, HAKİKAT DE SİSTEMATİK BİÇİMDE AŞINDIRILMAKTADIR İletişim Başkanı Duran, bölgesel destabilizatör ülkelerin, aktörlerin, bulundukları coğrafyalarda hayatı tüm taraflar için zehirlediğini, bir kanser hücresi gibi yönsüz, hedefi belirsiz ve sonu olmayan saldırgan politikaların yeni stratejik denklem olarak sunulmaya çalışıldığını belirtti.Bu durumun mevcut istikrarsızlığı derinleştirmenin ötesinde geleceğe dair belirsizliği de kalıcı hale getirdiğine dikkati çeken Duran, Gazze'de yaşananlar bunun en çarpıcı örneğidir.

İsrail'in soykırımları karşısında uluslararası hukuk işletilmemiş, sivillerin katledilmesi karşısında küresel sistem ne yazık ki suskun kalmıştır.

Batı ana akım medyası da bu süreçte hakikati gizleyen, saldırganlığı perdeleyen ve tek taraflı anlatılar üreten bir çizgi takip etmiştir.

Çocukların katledilmesi görmezden gelinirken, çarpıtılmış anlatılar üzerinden yeni bir algı zemini inşa edilmeye çalışıldı.

Bu durum yalnızca siyasi başarısızlık değil, aynı zamanda derin bir ahlaki çöküştür. değerlendirmesini yaptı.Duran, bu noktada teknolojik dönüşüm sürecinin krizin etkisini daha da ağırlaştırdığına işaret ederek, Yapay zeka, algoritmalar ve dijital manipülasyon araçları, yaşananları kimi zaman görünmez kılmakta kimi zaman ise gerçekliği çarpıtarak bambaşka biçimlerde algılanmasına neden olmaktadır.

Uluslararası toplum, enformasyon çağının hızını henüz sindirememişken, şimdi çok daha yıkıcı bir evreyle karşı karşıyayız; dezenformasyon çağıyla.

Bu yeni evrede yalnızca bilgi değil, hakikatin kendisi de sistematik biçimde aşındırılmakta ve yeniden şekillendirilmektedir. ifadelerini kullandı.

DİPLOMASİYİ, DİYALOĞU ÖNCELEYEN BİR YAKLAŞIMI ISRARLA SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECEĞİZ Türkiye'nin uluslararası düzenin irtifa kaybını ve bu alandaki normatif çöküşü çok önceden öngördüğünü ve bu yönde defalarca güçlü uyarılarda bulunduğunu anımsatan Duran, sözlerini şöyle sürdürdü:Bir örnek vermek gerekirse, Suriye ve Irak'ta yaklaşmakta olan sistemik krizleri önceden Türkiye öngördü ve gerekli uyarıları yaptı.

Ukrayna'daki savaşta da bu meselenin askeri yollarla çözülemeyeceğini ifade ettik ve bu nedenle diplomatik angajmanlara yöneldik.

Belki de en önemlisi, adaletin dünya düzeni için ne kadar hayati olduğunu, tarihsel köklerimizden aldığımız ilhamla çok erken bir dönemde kavramıştık.

Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın 'Daha adil bir dünya mümkündür.' çağrısı, uyarılarımızın ve küresel adalet talebinin en güçlü ifadesiydi ve dünyaya yapılan çok önemli bir çağrıydı.

Türkiye olarak küresel krizin kronikleştiği her noktada kendimize özgü yaklaşımlar ve modeller sergiledik.

Yaklaşmakta olan krizlere ve çatışmalara önce bölgemizde, ardından küresel ölçekte çözüm üretmeye gayret gösterdik ve hala da göstermeye devam ediyoruz.

Bu çabamız yalnızca diplomatik refleks değil, aynı zamanda tarihsel sorumluluk bilincinin ve çok boyutlu dış politika anlayışımızın bir yansımasıdır.

Konvansiyonel savaşların yeniden gündeme geldiği, güç rekabetinin sertleştiği bir çağda, elbette diplomasiyi, diyaloğu önceleyen bir yaklaşımı ısrarla sürdürmeye devam edeceğiz.

Arabuluculuk ve kolaylaştırıcılık mekanizmalarını etkin biçimde kullanarak taraflar arasında köprüler kurmaya, iletişim kanallarını açık tutmaya ve uyuşmazlıkların barışçıl yollarla çözülmesine katkı sağlamaya devam edeceğiz.Duran, bu doğrultuda attıkları adımların yalnızca kriz anlarında değil, bazı krizlerin henüz filizlendiği dönemlerde de önleyici bir rol üstlendiğini belirterek, Yanı başımızda patlak veren savaşın hiç başlamaması için ortaya koyduğumuz yoğun diplomatik çaba ve bugün ateşkesin sağlanması için sürdürdüğümüz girişimler bu tavrımızın en önemli göstergesiydi.

Bu tavrımız önce çevremizde sonra da dünyanın farklı coğrafyalarında büyük takdir topladı. dedi.Türkiye'nin herhangi bir kriz karşısında taraflardan birinin değil, barışın, istikrarın ve insanlığın yanında konumlanmayı tercih eden bir marka haline geldiğini vurgulayan Duran, bu nedenle farklı görüşlere ve çıkar çatışmalarına sahip aktörlerin dahi aynı masa etrafında buluşabildiği nadir zeminlerden birini oluşturduklarını söyledi.

ULUSLARARASI TOPLUMU HAKİKATİN YANINDA DURMAYA DAVET EDİYORUZ İletişim Başkanı Burhanettin Duran, mücadelelerini yalnızca sahada ya da diplomasi masalarında değil, aynı zamanda hakikatin korunması ve savunulması konusunda da kararlılıkla sürdürdüklerini belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın sosyal medya ve dijital haberciliğin henüz ilk dönemlerinden itibaren dezenformasyon, algı yönetimi ve bilgi kirliliği üzerinden yürütülen sistematik saldırılara karşı toplumu sürekli olarak uyardığını ve bu yeni iletişim çağının taşıdığı risklere dikkati çektiğini anımsattı.Türkiye olarak dezenformasyon çağı olarak nitelendirilen bu dönemde hakikatin korunmasını bir tercih değil, açık sorumluluk ve görev olarak benimsediklerini dile getiren Duran, Çünkü biliyoruz ki bilgi, salt bir iletişim aracı değil, aynı zamanda toplumsal huzurun, siyasal istikrarın ve küresel adaletin temel unsurlarından biridir.

Bu doğrultuda sadece devletlerin değil, küresel ölçekte faaliyet gösteren teknoloji şirketlerinin de zaman zaman kar odaklı yaklaşımlarla manipülatif ve provokatif içeriklerin yayılmasına zemin hazırlayabildiğini görüyoruz.

Bu tür içerikler, yalnız anlık algılar yaratmakla kalmıyor, toplumların sosyal dokusunu zedeleyen, siyasal kutuplaşmayı derinleştiren ve ekonomik dengeleri sarsan sonuçlar üretiyor.

Bu nedenle uluslararası toplumu ve tüm paydaşları, hakikatin yanında durmaya, doğrulanmamış bilgiye karşı daha dirençli ve bilinçli bir duruş sergilemeye davet ediyoruz.

Son yıllarda yaşanan krizler ve çatışmalar, bu mücadelenin ne denli hayati olduğunu bir kez daha açık şekilde ortaya koymuştur. diye konuştu.

DEZENFORMASYON İLETİŞİM SORUNU DEĞİL, DOĞRUDAN ULUSAL, HATTA KÜRESEL BİR TEHDİTTİR STRATCOM toplantılarında çağın iletişim imkanlarını ve sınırlarını masaya yatıracaklarını aktaran Duran, şunları kaydetti:İletişim, medyadan dijitale, kültürden kamu diplomasisine uzanan geniş etki alanına sahiptir.

Bu alanı yönetenler sadece bizlerin gündemini değil, aynı geleceği de belirlemektedir.

Bu çerçevede İletişim Başkanlığı olarak bizler, doğru, teyit edilmiş ve güvenilir bilginin esas alındığı bir iletişim ekosistemini inşa etmeyi temel öncelik olarak görüyoruz.

Bugün artık şunu çok net ifade etmek gerekir, yaşadığımız çağda stratejik iletişim, çatışma alanları ve krizler birbirinden ayrı düşünülemez.

Üretilen bilgiler yalnızca bir enformasyon olmak yerine, doğrudan bir güç unsuru ve rekabet alanı haline gelmektedir.

Günümüzde artık tehditler tankla değil, yeni trendlerle dünyamıza girmekte, üstelik mermiyle değil manipülasyonla ilerlemektedir.

Bu nedenle yeni güvenlik mimarisinde hakikatin korunması, en az fiziki sınırların korunması kadar kritik sorumluluktur.

Bu nedenle tekrar ifade etmek isterim ki dezenformasyon iletişim sorunu değil, doğrudan ulusal, hatta küresel bir tehdittir.

Devletlere düşen görev, dezenformasyonlarla oluşturulmak istenen kaos yerine güven esaslı bir düzen tesis etmektir.

Algı operasyonlarına karşı bilgiyi yöneten ve geleceğimizi belirleyen bir devlet aklını korumak ve güçlendirmek durumundayız.Duran, bu amaçla 2022'de kurdukları Dezenformasyonla Mücadele Merkezi ile bugüne kadar binlerce yanıltıcı içeriği tespit ederek kamuoyunu bilgilendirdiklerini, 202 dezenformasyon bülteni ve 2 almanak hazırlayarak bunları 10 farklı dilde ulusal ve uluslararası kamuoyunun istifadesine sunduklarını anlattı.Dezenformasyonla mücadelenin, uygulanabilir bir etik çerçevenin belirlenmesini son derece hayati bir konu olarak gündeme getirdiğine işaret eden Duran, bu yönde ulusal ve uluslararası medya kuruluşları, gazeteciler, iletişim akademisi ve sivil toplum kuruluşlarıyla ortak çalışmalar gerçekleştirdiklerini ifade etti.İletişim alanında tesis edilecek adaletin, küresel barışın, güvenin ve istikrarın yeniden inşasının en güçlü teminatlarından biri olacağını vurgulayan Duran, STRATCOM 2026 Zirvesi'nin bu doğrultuda güçlü ve kalıcı çıktılara vesile olacağına inandığını sözlerine ekledi.Zirve, yarın sona erecek.

İlgili Sitenin Haberleri