Haber Detayı

ANALİZ| ABD din savaşı mı çıkarmak istiyor? Savaş Bakanı'ndan skandal itiraf: Hedefimiz İslam!
Analiz ahaber.com.tr
27/03/2026 16:32 (1 saat önce)

ANALİZ| ABD din savaşı mı çıkarmak istiyor? Savaş Bakanı'ndan skandal itiraf: Hedefimiz İslam!

ABD Savaş Bakanı Hegseth’in İslam’ı hedef alan sözleri uluslararası kamuoyunda büyük tepki çekti. Orta Doğu’daki politikaların gerçek yüzünü ortaya koyduğu belirtilen açıklamalar, “demokrasi” söylemlerinin yerini açık bir inanç çatışmasına bıraktığı yorumlarına neden oldu. Uzmanlar, bu dilin bölgede gerilimi daha da tırmandırabileceğine dikkat çekiyor.

Orta Doğu'da silahların gölgesinde devam eden savaş, bu kez kelimelerin dünyasında çok daha sert bir kırılmaya sahne oluyor.

Yıllarca 'demokrasi', 'özgürlük' ve 'insan hakları' maskesi altında yürütülen işgal politikaları, artık yerini en çıplak ve karanlık yüzüne bıraktı.

ABD Savaş Bakanı Hegseth'in doğrudan İslam'ı hedef alan sözleri, Batı'nın bölge üzerindeki kirli planlarının itirafı niteliğinde.

Savaşın dili artık 'terörle mücadele' yalanlarından sıyrılıp, açık bir inanç savaşına ve Haçlı zihniyetine evriliyor.

İşte maskelerin düştüğü o skandal açıklamalar ve perde arkasındaki gerçekler...

ANALİZ| ABD SAVAŞ BAKANI'NDAN SKANDAL İTİRAF: HEDEFİMİZ İSLAM!

MASKE DÜŞTÜ: SAVAŞIN ADI KONULDU Orta Doğu'da cephanelerin değil, kelimelerin namluya sürüldüğü bir döneme girildi.

ABD Savaş Bakanı Hegseth, bugüne kadar diplomatik nezaketlerin arkasına gizlenen o gerçeği haykırarak, 'İster Sünni olsun ister Şia, çünkü bu bir Şia rejimidir; Sünni ya da Şia fark etmez, bizim düşmanımız İslamcı düşmandır' ifadelerini kullandı.

Bu cümle sadece bir açıklama değil, Batı ve ABD'nin yıllardır süregelen politikalarında büyük bir kırılma noktası olarak görülüyor.

Bugüne kadar işgallerini 'demokrasi getiriyoruz' diyerek meşrulaştırmaya çalışanlar, ilk kez bu kadar doğrudan bir dini hedef göstermeye başladı.

SİYONİZMİN KİRLİ DÖNÜŞÜMÜ VE YAYILMACI PROJE Tarihin sayfaları geriye sarıldığında, karşımıza çıkan manzara bu sinsi planın adım adım nasıl işlendiğini gösteriyor.

Başlangıçta dini bir ideoloji gibi sunulmayan, Theodor Herzl'in 'Yahudilere bir vatan' fikriyle filizlenen Siyonizm, kısa sürede bir işgal ve genişleme projesine dönüştü.

Filistin'de İngiltere eliyle kurulan devlet, ABD'nin desteğiyle sürekli büyüyen bir canavara dönüştü.

Dönemin aktörleri, 'Filistin'e gelen her Yahudi, Siyonist devletin oluşmasında bir tuğla daha anlamına gelmekte' sözleriyle bu coğrafi projenin yayılmacı karakterini açıkça ortaya koymuştu. 'VAHŞİ'DEN 'TERÖRİST'E: BATI'NIN KAVRAM SAVAŞI Batı'nın bugün Orta Doğu'da uyguladığı strateji, aslında Kuzey Amerika'nın işgal tarihinden yabancı değil.

Anglosakson yerleşimcilerin doğu sahillerinden batıya doğru yayılırken direnen yerli halkı 'vahşi' olarak yaftalaması, bugünün 'terörist' kavramıyla birebir örtüşüyor.

O gün yamyamlıkla suçlanan yerliler, bugün kendi topraklarını savundukları için terörist ilan ediliyor.

Eski ABD Savunma Bakanı Donald Rumsfeld, 'Bugünkü saldırılarımızın odak noktası Taliban ve Afganistan'daki yabancı teröristlerdir; amacımız onlara ev sahipliği yapanları mağlup etmektir' diyerek işgalin kılıfını hazırlarken, halefi Bush bu süreci 'Bu bir Haçlı seferidir' sözleriyle itiraf etmişti.

İBRAHİM ANLAŞMALARI VE KÜRESEL HAKİMİYET PLANI Bölgede 'barış' adı altında sunulan projelerin arkasında ise çok daha derin bir zihniyet yatıyor.

İsrail Başbakanı Netanyahu, 'Hükümetler ve eyaletler arasındaki iş birliğini derinleştirmek için bir dizi karar alarak bu ilişkileri daha da sıkılaştırabileceğiz' ifadeleriyle bölgesel ve küresel hakimiyet hedeflerini açıkça dile getirdi.

Bu dil, sadece bir güvenlik politikası değil, Orta Doğu halklarını dize getirmeyi amaçlayan bir asimilasyon ve teslimiyet çağrısı olarak yorumlanıyor.

SAVAŞIN GERÇEK YÜZÜ: DİNİ BİR HESAPLAŞMA Gelinen noktada artık demokrasi ve özgürlük vaatleri inandırıcılığını tamamen yitirdi.

Savaşın dili çıplaklaştıkça, arkadaki asıl motivasyon olan dini hesaplaşma su yüzüne çıkıyor.

ABD ve İsrail'in kullandığı bu yeni dil, eski kalıpların tükendiğini gösteriyor.

Senatör Lindsey Graham, 'Bu dini bir savaş.

Günün sonunda bunu kim kazanacak?' sorusuyla niyetleri belli ederken, Hegseth'in 'Mescid-i Aksa bizimdir ve biz burada kalmaya geldik' sözleri, savaşın sadece toprak değil, bir inanç ve mukaddesat savaşı olduğunu tüm dünyaya ilan ediyor.

A HABER UYGULAMASINI İNDİRMEK İÇİN TIKLAYIN

İlgili Sitenin Haberleri