Haber Detayı

Tülin Özen: Bir lafı söylediğimde bir erkeğin söylediği etkiyi yaratmadığımı biliyorum
Kelebek hurriyet.com.tr
28/03/2026 07:00 (1 hafta önce)

Tülin Özen: Bir lafı söylediğimde bir erkeğin söylediği etkiyi yaratmadığımı biliyorum

O, iyi yönetmenlerin gözde isimlerinden. Birçok ödüle sahip. Ekrandaki popüler işleri ve tiyatro oyunlarıyla da hep gündemde. Tülin Özen’le yeni oyunu  ‘Ballı Süt’ için buluşuyor; aşktan projelerine ve oyunculuk dünyasına uzanıyoruz: “Popüler kültür bence değerli. Ama her işin popüler kültür olduğunu düşünmüyorum. Şu an televizyonda oynayan dizilerin hepsi popüler kültüre ait değil. Yani içinde kültür yok.”

O hemen karşısındakiyle ‘canım cicim’ olanlardan değil.

Ama tanıyıp size güvendikçe mesafeleri aradan kaldırıyor; sıcak ve esprili Tülin’le karşılaşıyorsunuz.

Masmavi gözleri ve anlamlı bakışlarıyla çok güzel, sohbeti de her zaman sıcak.

Başlıyoruz muhabbete...◊ Nilperi Şahinkaya’yla birlikte rol aldığınız ‘Ballı Süt’ oyunu izleyiciye ne söylüyor?

İki kız kardeşin yıllara dayanan ilişkisini anlatan bir oyun.

Ailevi bir sürü konuyu, çok tatlı bir dille anlatıyor.

Seyirci hem kendiyle hem Türkiye ve dünyanın geçirdiği dönemlerle de karşılaşacak.◊ Oyunda kardeşler arasındaki hesaplaşmayı görüyoruz.

Hesaplaşma kavramı sana ne ifade ediyor?

Ben çok hesaplaşmacı biri değilim.

Biraz daha kendimi koruduğum, çok da peşine düşmediğim bir yerde kalıyorum.

Aile içinde kaçamadığın hesaplaşmalar, peşine düşmek durumunda kaldığın maddi-manevi ortaklıklar olabilir tabii, oradan kaçmak zor.

Ama benim çekirdek ailemde, bir erkek kardeşim var, hesaplaşma denebilecek gibi büyük bir durumla üçüyle de karşılaşmadım.◊ Oyunda da karakterler sürekli değişiyor.

Sen hayatı dönemlere bölsen; 20’lerindeki, 30’larındaki ve 40’larındaki Tülin nasıldı?20’lerinde daha özgürlük peşinde biriydim. 30’ların sonunda daha geniş kitleler için istediğim şeyler biraz daha bireyselleşti.

Şimdi gene bir şey olacaksa hepimiz için olsun demeler geri dönüyor.

İsteklerim aslında temelde aynı.

Ben genelde sevdiğim insanlarla sevdiğim işleri yapmak istiyorum. ◊ “Keşke sevdiğim insanlarla olmak yerine daha çok para kazanacağım işleri seçseydim” dediğin oluyor mu?

Demedim çünkü sevdiğim insanları gerçekten çok kıymetli buluyorum.

Başına bir şey geldiğinde, kendine yetemeyeceğin bir rahatsızlık yaşadığında, birilerinden bakım, iyilik görmen gerektiğinde sevdiğin ve seni seven birçok insan olduğunu düşünmek çok büyük bir güç veriyor.

Onun beni çok daha çabuk iyileştirdiğini düşünüyorum.◊ Oyunun tanıtımlarında “Güçlü olmakla yalnız kalmak arasındaki ince çizgiyi anlatıyor” diyor.

Sence güçlü olmak aynı zamanda yalnız kalmayı mı getiriyor?

Bu kadınlar için biraz daha geçerli sanırım.

Güçlü erkeklerin etrafı daha kalabalık oluyor.

Oraya yamanmaya çalışanlar çok daha fazla.

O ne kadar kötü davranırsa davransın o güçlü olduğu için onları kabul eden bir topluluk var etraflarında.

Kadında bu, daha kaçınılan, kabul de edilmeyen bir şey olarak görünüyor.◊ Sence erkekler, kadının gücünden bazen niye rahatsız olabiliyor?

Kadının yarattığı o gücün ne kadar doğru, ne kadar etkileyici olduğunu bilen karşı cins için bunu kabul etmek zor bir şey olsa gerek.

Çünkü biz çok daha yapıcıyız ve bazı konulara bulduğumuz çözüm çok daha yaratıcı ve güçlü.

Erkeğin beceremediği anda yıkıp kırma durumunun tam karşısında çok daha düzgün ve doğru bir güç oluşturuyoruz.

Herhalde bunu kabul ederlerse bir sürü pratikleri bozulacak diye düşünüyorum.◊ Sen de güçlü bir kadınsın.

Güçlü olduğun için yalnız kaldığın oldu mu?

Güçlü olduğum için olmamıştır herhalde.

Ama çok sıcak arkadaşlıklarım yoktur.

Bu da güçlü olduğum için ya da bir güç sahibi olduğum için değil de mesela bir şeyleri açık açık söylemekten çekinen biri olmadığım, başka bir güce ihtiyaç hissetmediğim için olabilir.

Başka bir güce ihtiyaç hissetmiyorsan daha düz ve olduğun gibi olabiliyorsun.

O zaman da mesafeli gibi duruyorsun.◊ Oyunculuğa dönersek; bir yanda bağımsız filmlerin, tiyatro ödüllerin var.

Bir yanda ekranda popüler işlerdesin. “Ekranı ve popüler işleri para kazanmak, sinemayı tatmin olmak için yapıyorum” diyenlerden misin?

Popüler kültür bence değerli.

En ihtiyaç duyduğumuz anlarımızda hepimizin kaçtığı popüler kültür şarkıları, filmleri yok mu?

Hep beraber ortak tarihimiz olan, bizi bir arada tutan şeylerden birinin popüler kültür olduğuna da inanıyorum.

Ama her işin popüler kültür olduğunu düşünmüyorum.

Şu an televizyonda oynayan dizilerin hepsi popüler kültüre ait değil.

Yani içinde kültür yok.

Onları da yapmamaya çalışıyorum.◊ Oyun dışında başka projelerin var mı?3 Nisan’da ‘Perde’ filmi vizyona girecek.

Enfes bir senaryosu ve oyuncu kadrosu var.

Adana Film Festivali’nden dört ödülle döndü.

Ben, Bedir Bedir ve Duygu Karaca oyuncu ödülleri aldık ve film de en iyi senaryo ödülü aldı.

Tek bir gecede ve mekânda geçen, üç çift ve iki apartman sakinini de hikâyeye ekleyen, izlemesi eğlenceli bir kara komedi.

Bir de çekimlerine girmeyi beklediğim Ahmet Ümit ‘İstanbul Hatırası’ polisiyesi var.  ‘DUDAKLARININ NASIL OLDUĞUYLA KİMSE GERÇEKTEN O KADAR İLGİLENMİYOR’ ◊ Kadın oyuncuların 40 yaşından sonra anne karakterleri gibi belirli bir rol skalasının içine girerken erkeklerin jönlüklerinin devam etmesi eleştirisine ne diyorsun?

Bence oradaki sıkıntı ‘anne’ rolü vermekle ilgili değil. 40’lı yaşlarındaki kadınların çoğu anne olmuş olabilir zaten.

Ama bu ‘anneler’ birinci olarak hangi yaşta insanların anneleri; ikincisi, gündelik hayatta karşılaştığımız hikâyeler gibi olamıyor bu kadın karakterler.

Hikâye eksikliğiyle alakası olan bir şikâyet olduğunu sanıyorum.

Erkeklere biçilen rolün de çok sıkıcı olduğunu düşünüyorum.

Kimseyi suçlamak için de söylemiyorum ama bu bence kadının bir raf ömrü olduğunu düşündükleri için değil, belli hikâyelerin yurtdışına satıldığını düşündükleri için, yurtiçinde de kabul edilebilir bir kadın ve hayran olunacak erkek figürü yaratmak için yaşanan bir şey.◊ “İnsanlar bunları izlemek istiyor” açıklamasına ne diyorsun?Gençlik aşkını izlemek dünyanın en güzel şeyidir herhalde.

Taze, ‘ilk defa hissi’ çekici şeyler.

O anlamda daha olgun bir aşk izlemektense çok daha taze bir aşk izlemek eğlenceli olabilir ama bir dizideki tek akıllı insanın sadece o başrol kız ve erkek olması çok saçma duruyor.

Bir sahne vardı, geçenlerde denk geldim; bir kıza, 30-40 yaş üstü bir kadın “Bunu mu giyeceksin”, “Oraya gidemezsin” diye çemkirirken kız dünyanın en düzgün insanıymış gibi sadece öyle duruyor.

Hayat öyle değil.

O zaman çok komik bir temsil haline geliyor.◊ İlk ekrana çıktığın yıllarda oyuncuların fiziksel özellikleri birbirinden farklıydı, çeşitlilik vardı.

Şimdi birçok kişinin yüzü estetik operasyonlarla birbirine benziyor.

Ne düşünüyorsun?Yaşadığımız zamanın getirdiği bir şey bu.

Bunu çok dert ettiklerini, çok da üzüldüklerini biliyorum ve bunun karşısında etraflarındaki insanlar “Evet, dudağın böyle ve ona sonuna kadar sahip çık” ya da “Hemen yaptır o üst dudağı” diyen iki taraflı bir baskı yapıyor.

İnsanın bu kadar baskı içinde yaşamaması gerek.

Bu kavgada ben, bunun zamanın ruhu ve başımıza gelen bir şey olduğunu ve insanların rahat edeceği tarafta olmaları gerektiğini düşünüyorum.

Sadece mutlu, neşeli olsunlar.

Onun dışında dudaklarının nasıl olduğuyla bence aslında kimse gerçekten o kadar ilgilenmiyor.

İnsanların o sırada ilgilendiği şey, birine fikrini kabul ettirme oyunu.◊ Peki, setlerde kadın olmanın zorlukları oldu mu?

Setlerde değil ama gündelik hayatımda oldu.

Lafımı dinletemeyebiliyorum.

Bunun da gerçekten bir kadın sesinden duyulmasıyla alakası olduğunu düşünüyorum.

Bir lafı söylediğimde bir erkeğin söylediği etkiyi yaratmadığımı biliyorum.  ‘HİÇ KİMSE ŞU ANA KADAR EVLİLİK TEKLİF ETMEDİ’ ◊ Oyuncu Tansu Biçer’le 15 senedir birliktesiniz. 15 senede aşk nasıl şekil değiştirdi?

Bizimki çok değiştirmedi açıkçası.

Bir şeyler etrafımızda daha sertleştiğinde daha birbirine kapanan bir çiftiz.

Ben yalnızlığımı da Tansu’yla yaşamayı tercih ediyorum.

O da yalnızlığını benimle yaşamayı tercih ediyor.◊ Aşırı dingin ve sanat dolu bir evde klasik müzikler ve film izlemeleriyle geçen bir hayatınız var gibi geliyor...

Öyle mi?

Sakiniz.

Bazı söylediklerinde de haklısın.◊ Yani biraz sıkıcı bir çift misiniz?

Sıkıcıyız belli ki.

Biz Balat’a taşındık.

Başlarda ‘Mahalleye iki oyuncu geldi, partileyecek mi, dağıtacaklar mı’ diye düşündüler, sonunda baktılar sesimiz bile çıkmıyor. “Biz siz var mısınız yok musunuz anlamıyoruz bile” dediler.

Bir yanımızla da ama çok eğlenen iki çocuk gibiyiz.◊ İki oyuncu sevgili olmak bir konfor mudur, zor mudur?

Vallahi benim için çok büyük bir konfor.

Ezberimi tutuyor, fikir söylüyor.

Zaten bir oyuncu neden biriyle birlikte olur?

Biri ezberini tutsun diye (gülüyor).◊ Bu başlık olursa Tansu’nun  kalbine inecek...

Tansu’ya böyle konuşmalardan birinde “Çok değer verdiğim iş arkadaşlarımdan” demiştim.

Yok, Tansu’nun kalbine bir şey inmez.

Sen merak etme. ◊ Peki, evlilik teklifi falan geldi mi?

Bekliyor musun?

Hayır, yok.

Beklemiyorum da.◊ Hayalini kurmadığın bir şey mi evlenmek?Benim bugüne kadar öyle bir isteğimin olmadığı bellidir.

Bana hiç kimse şu ana kadar evlilik teklif etmedi.

Zaten ‘hayır’ derdim.◊ Tansu’ya...

Tansu isterse ‘evet’ derdim herhalde (gülüyor).

Ama demez, çünkü şaka bir yana, evlilik ikimizin de çok istediği bir şey değil.

Onun da benim de hayatımızda yok.

Evlilik biraz da çocuk hissiyle alakalı herhalde.

Benim çocuk istemek gibi bir hissim de olmadı.

İlgili Sitenin Haberleri