Haber Detayı

Gıda güvenliği!
Dr. r. bülend kırmacı haber3.com
28/03/2026 18:15 (13 saat önce)

Gıda güvenliği!

Gıda güvenliği!

İçinde bulunduğumuz çağ, bence güvenlik kavramında yeni bir açılımı gerekli kılıyor.Toplumun güvenliği  tanımı, klasik güvenlik kavramını da içine alabilir..."Toplumun Güvenliği" deyince fiziki ve asayiş açısından daha fazlasını aramalıyız.Bu bağlamda, sosyal güvenlik ve gıda güvenliği de genel güvenliğin birer bileşeni olarak değerlenmeli...Toplumun güvenliği; fiziki sınırların ve iç düzende asayişin sağlam tutulması kadar; insanca ve çağdaş bir yaşamı garantileyecek sosyal güvenlik koşullarının ve herkese, o arada tüm canlılara yetecek temiz ve besin değeri olan gıda güvenliğinin sağlanmış olmasına bağlıdır.Gıda güvenliği, kuşkusuz ulusal tarım ve hayvancılık politikaları kadar, gıda üretiminde kamucu anlayışı / arzın doyuruculuğunu ve gıda tüketiminde etkili denetim önlemlerini gerektirir.

Gerçekten, güvenli gıdaya "sürekli erişim", modern devletlerin temel sorumlulukları arasındadır...Hele ki içinde bulunduğumuz yapay, sentetik, metalik çağda, güvenli gıda, uluslararası bir prestij sorunudur...Türkiye, güçlü tarımsal potansiyeli, buna karşılık artan nüfus, iklim baskısı ve maliyet artışları ile bu konuda ciddi bir sınavdan geçmektedir.

Gerek hayat pahalılığı gerek üretim yetersizliği dikkate alındığında, halkımızın çoğunluğuna yeterli, dengeli ve kaliteli besinin ulaştığı söylenemez.Bu olgudan en büyük zararı gören ise, yetişme çağındaki gençlerimizdir.

Tek bir örnek yeter: Genç takımlara kadar Avrupa ile başa baş mücadele eden sporcularımız, belli bir yaş döneminden sonra fiziken bariz şekilde geriye düşmektedirler.

Bu, yılların birikiminin sonucudur; et, balık, süt, yumurta, bal, peynirden yeterli ve kaliteli yararlanamayan bünye; ekileni biçmektedir!Öte yandan, Türkiye, Avrupa pazarına önemli miktarda tarım ve gıda ürünü ihraç etmektedir.

Ancak, Avrupa Birliği’nin Hızlı Uyarı Sistemi olan RASFF kayıtlarına göre,2024 - 2025 döneminde Türkiye menşeli ürünler,AB’de yapılan tüm gıda güvenliği bildirimlerinin yaklaşık %9’unu oluşturmuştur.Nitekim, 2025’te 'pestisit kalıntısı' gerekçesiyle yapılan bildirimlerde Türkiye,AB ülkeleri arasında ikinci sıraya yükselmiştir (105 bildirim).İşte bu tablo, özellikle yaş meyve, sebze ve işlenmiş tarım ürünlerinde iç pazarda ve dış satımda, kalite kontrolünün güçlendirilmesi gerektiğini göstermektedir.Elbette gıdaya, besine erişim yukarıda da vurguladığım gibi eninde sonunda bir ekonomik sorun / ekonomik gerçekliktir...2025 itibarıyla Türkiye’de yıllık gıda enflasyonu yaklaşık %35 seviyesindedir.Tarımsal üretim girdilerinde (gübre, yem, enerji) yıllık artış %33’ün üzerindedir.Bu artışlar, düşük ve orta gelirli haneler için güvenli gıdaya erişimi alabildiğine zorlaştırmıştır.

Nihayet şeker fabrikalarını "kapatan", Amerikan tatlandırıcısının önünü açan bir anlayıştan daha fazlasını beklemek de hayaldir.Tüm bunlarla birlikte, 2024 sonrası dönemde, gıda işletmelerinde karekodlu denetim sistemi yaygınlaştırılmıştır.Tüketiciler, işletmelerin denetim geçmişini mobil uygulamalar üzerinden görebilmektedir.Ne ki, sistem, henüz tüm işletmelerde eşit etkinlikte uygulanamamaktadır.Gıda üretim alanından kamu ricat ettikçe, çoklu tekeller iş başı yapmış, fiyat manipülasyonları gündeme gelmiştir.Oysa, gıda güvenliği; üretici, kamu otoritesi ve tüketici arasında kurulan bir güven zinciridir.Bu zincirdeki her zayıf halka, toplumsal sağlığı ve ekonomik sürdürülebilirliği riske atar.Türkiye ulusal tarım politikalarına sımsıkı sarılmalı, üretim ve tüketim yönüyle kamucu gıda zincirini ihya etmeli, çağdaş anlamda fiyat denetimini devreye almalı ve akılcı bir ihracat stratejisi izlenmelidir...Gıda güvenliği, toplum olarak güvenliğimizin en doyurucu bileşeni olmalıdır...Dr.

R.Bülend Kırmacı

İlgili Sitenin Haberleri