Haber Detayı
ING Yatırım Ekonomik Araştırmalar ve Piyasa Stratejileri Direktörlüğü'nden Pınar Uslu yazdı
ING Yatırım Ekonomik Araştırmalar ve Piyasa Stratejileri Direktörü Pınar Uslu, ulusal ve uluslararası piyasaları yakından ilgilendiren gelişmeleri ekonomim.com için değerlendirdi...
ABD’nin-İsrail’in, İran’a başlattığı operasyonun ve İran’ın misillemesinin 5. haftasına girildi.
Jeopolitik gelişmelerin belirleyici olduğu yılın ilk çeyreğinin de sonuna geliniyor.
Orta Doğu’daki çatışmaların uzayabileceğine dair endişeler ve belirsizliği artıran haber akışı, finansal piyasalarda etkili oluyor.
ABD Başkanı Trump’ın, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açması için İran’a 6 Nisan’a kadar süre tanıması ve aksi halde enerji altyapısının hedef alınacağı söylemesi, belirsizliğin devam etmesine neden oluyor.
Hafta sonunda Yemenli Husiler de çatışmalara katılırken, ABD’nin bölgeye 3.500 ilave asker sevk ettiği ve bölgesel güçlerin çözüm bulmak üzere Pakistan’da bir araya geldiği biliniyor. 31 Mart sabahında Brent petrol fiyatı US$ 113 seviyesine yakın seyrediyor.
Brent petrol fiyatı çatışmaların başlamasından itibaren yaklaşık %56, 2025 sonundan beri de %86 artmış durumda.
ABD tahvil faizlerine değinelim.
Çatışmalar başlamadan önce %3.3750 seviyesindeki ABD’nin 2 yıllık tahvil faizi, 27 Mart’ta gün içinde %4.02 seviyesini aşarak 2025 yılının Haziran ortasından beri en yüksek seviyesini görmüştü.
Aynı dönemde ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi de yaklaşık 54 baz puan yükselmişti.
Çatışmalar öncesinde Fed’den bu yıl 60 baz puanlık faiz indirimi fiyatlanırken, geçen hafta faiz artırımı olasılığı değerlendirilmişti.
Zira enerji fiyatlarındaki artışın küresel enflasyonu yükselteceği düşüncesi nedeniyle piyasaların merkez bankalarının faiz görünümüne yönelik beklentileri değişmişti.
Ancak Cuma günü ABD tahvil faizleri gerileme başladı ve bu hafta başında da gerileme devam etti.
ABD tahvil faizlerindeki bu düşüş, küresel büyüme endişelerinin enflasyon kaygılarını gölgede bırakmasıyla açıklanabilir. 30 Mart’ta yaptığı konuşmasında Fed Başkanı Powell’ın, petrol fiyatlarındaki yükselişe rağmen uzun vadeli enflasyon beklentilerinin sağlam temeller üzerinde göründüğünü söylemesinin ardından ABD tahvil faizlerindeki gerileme devam etti.
Fed’in faiz değişikliği konusunda aceleci davranmayacağı anlaşılırken, swap piyasaları faiz artırım beklentisini sildi. 31 Mart sabahında ABD’nin 2 yıllık ve 10 yıllık tahvil faizleri sırasıyla %3.80 ve %4.32 seviyesinde bulunuyor. 2-5-10 ve 30 yıllık ABD Hazine tahvillerine ilişkin bir aylık tezgâh üstü opsiyonlardan oluşan sepetin ima edilen getiri oynaklığını ölçen MOVE endeksi (tahvillerin VIX’i), 26 Mart’ta 115 ile 23 Nisan 2025’ten beri en yüksek seviyesini görmüştü.
Tahvil faizlerindeki düşüşün de etkisiyle endeks dünü 108.3 seviyesinden tamamladı.
Daha önce bu yıl ECB’den faiz değişikliği beklenmezken, Orta Doğu’daki gelişmelerin ardından swap piyasalarında bu yıl için 71 baz puanlık faiz artırımı fiyatlanıyor.
Benzin fiyatlarıyla başlayıp ulaşım maliyetleri, gıda fiyatları ve diğer sanayi ürünleri üzerinde zincirleme etkiler yaratacak ilk enflasyon dalgasının tek ve sınırlı bir dalga olmaması durumunda ECB’nin faiz artırması gerekebileceği dikkate alınıyor.
Bu doğrultuda, manşet ve çekirdek enflasyon gerçekleşmelerinin yanı sıra enflasyon beklentilerinin ne kadar artacağı da ECB’nin takibinde olacak.
İngiltere Merkez Bankası’ndan bu yıl beklenen iki faiz indirimi de yerini 63 baz puanlık faiz artırımına bırakmış durumda.
Bu beklentiler, çatışmanın süresine ve enerji fiyatlarının ne kadar yüksek seviyelerde kalacağına (ve daha hızlı yükselip yükselmeyeceğine) bağlı olacak.
Yatırımcıların likit kalma isteği devam ederken, Dolar kazanımlarını koruyor. 31 Mart sabahında yaklaşık 1.1465 seviyesindeki EUR/USD paritesinde, 1.1421 ve 1.1375 destek seviyeleri; 1.1525 ve 1.1571 direnç seviyeleri olarak söylenebilir.
Dün sabah Japonya’da Maliye Bakan Yardımcısı Mimura, sadece ham petrol vadeli işlem piyasasında değil, döviz piyasasında da spekülatif faaliyetlerin arttığına dair endişeleri duymakta olduklarını, bu durum devam ederse, yakında kararlı adımlar atılması gerekebileceğini düşündüklerini söyledi.
Piyasalar bu açıklamayı, döviz müdahalesinin yakın olabileceğine dair bir ima olarak algıladı.
Dün erken saatlerde 160.46 ile 11 Temmuz 2024 tarihinden beri en yüksek seviyesini gören USD/JPY paritesi, Mimura’nın açıklamaları sonrasında 159.50 seviyesine geriledi.
Piyasalar 160 ve üzeri seviyeler görüldüğünde müdahalenin gelebileceği beklentisine giriyor.
Böyle bir müdahalenin olması halinde sadece Yen’de ve Dolar’daki durumu takip etmek yeterli olmayabilir.
Zira Japonya’nın olası döviz satışını, tutmakta olduğu ABD Hazine tahvillerinde satış yaparak finanse etmesi de mümkün.
Diğer bir anlatımla, Japonya’nın olası bir döviz müdahalesinin ABD tahvil faizlerinde yükselişe neden olabileceğini göz önünde bulundurmak gerekebilir.
Hisse senedi piyasalarında da çatışmaların başlamasından 30 Mart tarihine kadar olan süreçte ABD hisse senedi endeksleri %7.7-%8.3 değer kaybetti.
Aynı dönemde genel olarak Avrupa borsaları Dolar bazında %10-%14; Asya borsaları da %5-12 değer kaybetti.
Yurt içinde SPK, Mart ayında başladığı açığa satış yasağını 10 Nisan seans sonuna kadar uzatma kararı aldı.
Orta Doğu’da çatışmaların başlamasından 30 Mart’a kadar olan dönemde BIST100 endeksindeki gerilemenin TL bazında %8; USD bazında da %9 ile birçok ülke piyasasına göre daha sınırlı olmasında, alınan önlemlerin etkisinden bahsedilebilir.
USD/TRY kurundaki yükselişin yaklaşık %1.2 ile sınırlı kalması da TCMB’nin uygulamakta olduğu politikalarla ilişkilendirilebilir.
TCMB’nin haftalık verilerine göre, 13-19 Mart haftasında uluslararası standartta altın rezervi 820.8 tondan 771.6 tona gerilerken, altın rezervi 49.3 ton ile 2018 yılının Ağustos ayından beri en büyük haftalık düşüşünü kaydetti (satış ve swap işlemleri).
Tahvil piyasasına baktığımızda, 2 yıllık ve 10 yıllık tahvillerin bileşik faizinin çatışmalar başladıktan sonra sırasıyla 755 baz puan ve 405 baz puan artarak %43.95’e ve %34.17’ye yükseldiğini görüyoruz.
Yurt içi veri gündeminde Cuma günü yayımlanacak Mart ayı TÜFE verileri öne çıkıyor.
Piyasanın ortalama beklentisi Mart’ta TÜFE artışının %2.34 olması yönünde.
Eğer gerçekleşme piyasanın beklentisine paralel olursa, yıllık TÜFE %31.53’ten sınırlı şekilde gerileyerek %31.40’a inecek.
Bu hafta Hazine ve Maliye Bakanı Şimşek’in ve TCMB Başkanı Karahan’ın, Londra’da yatırımcılarla bir araya gelmesi bekleniyor.
Ocak ayında da yabancı yatırımcılarla toplantılar gerçekleştirilmişti.
Bu toplantılarda hem ekonomik duruma yönelik güncel beklentilerin paylaşılması hem de yatırımcılarla ikili görüşmelerin yapılması bekleniyor.
Bu haftanın yurt dışı gündemine de göz atalım.
ABD’de Salı günü Şubat ayı JOLTS İş Açılışları, Mart ayı tüketici güven endeksi, Çarşamba günü Şubat ayı perakende satışlar (iyi gelen otomobil satış rakamları perakende satışları artıracak), Mart ayı ADP özel sektör istihdam değişimi, ISM ve PMI imalat verileri, Perşembe günü haftalık işsizlik maaşı başvuruları ve Cuma günü de Mart ayı istihdam verileri yayımlanacak.
Piyasalar için en önemli raporun istihdam verileri olacağını söyleyebiliriz.
Piyasanın ortalama beklentisi tarım dışı istihdamda yaklaşık 60 bin kişilik artış olacağı yönünde.
Ancak istihdamda temel eğilimin zayıf kalmayı sürdürdüğü söylenebilir.
Euro Bölgesi’nde Salı günü Mart ayı TÜFE ve PMI imalat, Çarşamba günü Şubat ayı işsizlik oranı verileri açıklanacak.
İngiltere’de Salı günü 2025 yılı son çeyrek büyümesi ve Çarşamba günü PMI imalat verileri yayımlanacak.
Cuma günü yurt dışında birçok piyasa tatil nedeniyle kapalı olacak. 23 Mart’ta US$ 4,100 seviyesine kadar gerileyen altının ons fiyatı, bu sabah US$ 4,500 seviyesinden destek bulma eğiliminde.
Altının ons fiyatında, US$ 4,529, US$ 4,456 ve US$ 4,411 destek; US$ 4,603, US$ 4,650 ve US$ 4,735 direnç seviyeleri olarak takip edilebilir.
Orta Doğu’daki gelişmeler, küresel piyasaların ana gündem maddesi olmayı sürdürüyor.
Sürecin uzaması halinde, artan enerji maliyetlerinin büyüme ve enflasyon gibi ülkelerin makroekonomik verilerine olumsuz yansımaları artırabileceği endişesi canlı kalabilir.
Not: “Burada yer alan yatırım bilgi, yorum ve tavsiyeleri yatırım danışmanlığı kapsamında değildir.
Yatırım danışmanlığı hizmeti, yetkili kuruluşlar tarafından kişilerin risk ve getiri tercihleri dikkate alınarak kişiye özel sunulmaktadır.
Burada yer alan yorum ve tavsiyeler ise genel niteliktedir.
Bu tavsiyeler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir.
Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.”